Telefonun ekranına bakıp saatlerce, bazen günlerce gelmeyen o mesajı beklemek… Birlikteyken her şeyin harika hissettirdiği, sanki dünyanın en uyumlu çiftiymişsiniz gibi gelen anlar; ama ayrıyken “Biz şimdi neyiz?”, “Hayatının neresindeyim?” sorularının içinizi kemirdiği o huzursuzluk hali…
Günümüz ilişkilerinin en sinsi ve en yorucu salgınına hoş geldiniz: Belirsizlik (Situationship).
Modern flört dünyasında “netlik”, bulunması en zor hazine haline geldi. Peki, bir ilişkinin “arafında” kalmak ruhunuzda aslında neler yapıyor? Neden canınız fiziksel bir acı çekiyormuş gibi yanıyor? Ve en önemlisi, kapı açıkken neden çıkıp gidemiyorsunuz?

1. Belirsizliğin Nörobiyolojisi: Neden Bağımlı Gibisiniz?
Öncelikle şunu bilmelisiniz: Yaşadığınız bu takıntı hali sizin “zayıf” olduğunuzu göstermez. Bu, tamamen beyninizin kimyasıyla ilgilidir. İnsan beyni, belirsizlikten nefret eder. Bizler, hayatta kalmak için durumları tanımlamaya, etiketlemeye ve geleceği öngörmeye programlıyız.
İlişkideki belirsizlik, beyninizdeki tehdit algısını (amigdala) sürekli açık tutar. Ancak daha tehlikeli bir mekanizma vardır: “Aralıklı Pekiştirme” (Intermittent Reinforcement).
Partneriniz size bazen çok sıcak, bazen buz gibi davranıyorsa; bazen sizi göklere çıkarıp sonra günlerce arayıp sormuyorsa, beyninizde tıpkı bir kumar makinesinin yarattığı etki oluşur. “Acaba bugün ödül (ilgi) gelecek mi?” beklentisi, dopamin seviyenizi tavana vurdurur. Bu da sizi o kişiye değil, o kişinin yarattığı “belirsizliğin heyecanına” bağımlı hale getirir.
2. Özgüvenin Sessizce Çöküşü: “Acaba Ben Yetersiz miyim?”
Belirsiz bir ilişkide uzun süre kalmanın en ağır bedeli, zamanla kendi gerçekliğinizi sorgulamaya başlamanızdır. Karşı taraf net olmadığında, durumu rasyonel bir şekilde “Bu kişi bağlanmaya hazır değil” diye okumak yerine, oku kendinize çevirirsiniz:
- “Daha anlayışlı olsam düzelir mi?”
- “Acaba onu boğuyor muyum?”
- “Yeterince çekici/akıllı/başarılı değil miyim?”
Bu sorular zihninizde dönerken, kendi değerinizi karşınızdaki kişinin size gösterdiği (veya göstermediği) ilgi kırıntıları üzerinden ölçmeye başlarsınız. Sonuç; kronik kaygı, uyku bozuklukları ve derin bir duygusal tükenmişliktir.
3. Neden Gitmiyoruz? (Şemalar ve Çocukluk Yaraları)
Çoğu zaman bu durumun bir kader değil, bilinçaltı bir seçim olduğunu görmek zordur. Sizi bu “araf”ta tutan şey, aşk değil, tanıdık gelen acıdır.
- Kaygılı Bağlanma: Eğer çocukluğunuzda tutarsız bir sevgi gördüyseniz, yetişkinlikte de net olmayan sinyalleri “tutku” zannedebilirsiniz. Sizin için huzur “sıkıcı”, kaos ise “aşk” gibi kodlanmış olabilir.
- Terk Edilme ve Kusurluluk Şemaları: “Eğer gerçek yüzümü görürse beni bırakır” veya “Ben sevilmeye layık değilim” inançlarınız varsa, sizi tam olarak sevmeyen ama tam olarak da bırakmayan kişileri (Kaçıngan Bağlanma stiline sahip olanları) mıknatıs gibi çekersiniz. Bu, “Şema Kimyası” dediğimiz tehlikeli bir çekimdir.
4. Çıkış Yolu: Kendi Değerinizi Masaya Koymak
Belirsizlik bir ilişki biçimi değildir; bir manipülasyon veya duygusal olgunlaşmamışlık göstergesidir. Sağlıklı bir ilişki güven, netlik, şeffaflık ve karşılıklı tutarlılık üzerine kurulur.
Bu döngüden çıkmanın ilk adımı, “Potansiyele” değil “Gerçeğe” odaklanmaktır. O kişinin bir gün nasıl biri olabileceğine değil, şu an size nasıl hissettirdiğine bakın.
Sınırlarınızı belirlemek, bencillik değil, özsaygıdır. “Ben hayatımda netlik istiyorum, belirsizliğe yerim yok” diyebilmek, size uymayan davranışlara kapıyı kapatma gücünü verir. Unutmayın, sizin netliğiniz karşınızdakini ya hizaya getirir ve ilişkiyi ciddileştirir ya da onu hayatınızdan çıkarır. Her iki durumda da kazanan siz olursunuz.
Ancak bazen bu adımları tek başına atmak, yılların getirdiği o kökleşmiş alışkanlıkları kırmak zor olabilir. İşte tam bu noktada, profesyonel bir bakış açısı hayat kurtarıcıdır.
Hayatınızdaki “Aynı Senaryo”dan Yorulmadınız mı?
İsimler değişiyor, yüzler değişiyor ama yaşadığınız belirsizlik ve hayal kırıklığı hep aynı mı kalıyor? Kendinizi sürekli benzer tipteki insanların peşinde koşarken, aynı duygusal boşlukta mı buluyorsunuz?
Bu bir kader değil, bir “döngü”. Ve her döngü, doğru anahtarla kırılabilir.
Neden Ben?
Psikoloji dünyasındaki yolculuğum 2002 yılında ODTÜ’de başladı. Yıllar içinde on binlerce saatlik seans tecrübesiyle şunu gördüm: İnsanlar sadece dertlerini anlatmak değil, o dertlerin altındaki “ana mekanizmayı” çözmek istiyorlar. SD Psikoloji Akademisi çatısı altında sunduğumuz yaklaşım, sadece günü kurtarmayı değil, geleceğinizi yeniden inşa etmeyi hedefler.
Sizin İçin Ne Yapabiliriz?
- İlişki Analizi: Neden hep net olmayan, sizi “arafta” bırakan narsist veya kaçıngan kişileri bir mıknatıs gibi çektiğinizi bilimsel temellerle (Şema Terapi) keşfediyoruz.
- Bireysel Dönüşüm: Geçmişin yüklerini bugünden temizleyerek, “Hayır” diyebilen, sınır çizebilen özgür bir benlik inşasına eşlik ediyoruz.
- Online Terapi: Dünyanın neresinde olursanız olun, profesyonel klinik desteği güvenli ve etik sınırlar içinde ekranınıza taşıyoruz.
“Siz bilinçaltınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirir ve siz ona kader dersiniz.” — C.G. Jung
Değişim İçin İlk Adımı Atın
Kendi hikâyenizin yazarı olma vaktiniz geldi. On binlerce saatlik klinik deneyimle harmanlanmış profesyonel bir yol arkadaşlığı için yanınızdayım.
👉 Hemen Randevu Alın 0532 322 1770
