abone olun
instagramyoutube
Anasayfa » Evlilik Terapisi » “Ben Yapamıyorum, Sen Daha Güzel Yapıyorsun” Tuzağı: İlişkide Silahlaştırılmış Beceriksizlik (Weaponized Incompetence)

“Ben Yapamıyorum, Sen Daha Güzel Yapıyorsun” Tuzağı: İlişkide Silahlaştırılmış Beceriksizlik (Weaponized Incompetence)

Eşinizden market dönüşü sadece üç parça şey almasını istediniz: Süt, yumurta ve maydanoz. Listeyi mesaj olarak attınız, hatta markaları bile belirttiniz. Ancak eve döndüğünde poşetten “yarım yağlı” yerine “laktozsuz” süt, çatlak yumurtalar ve maydanoz yerine dereotu çıkıyor.

Siz, o anki yorgunlukla ve hayal kırıklığıyla söylenmeye başlıyorsunuz: “Yine mi yanlış aldın? Alt tarafı üç parça şey istedim!”

Eşiniz ise omuzlarını düşürüp o masum cümleyi kuruyor: “Hayatım ben bu işlerden anlamıyorum işte, senin gibi seçemiyorum. Bir dahakine sen alırsan daha iyi olur, ben beceremiyorum.”

O an içinizden “Tamam, lanet olsun, ben yaparım!” demek geliyor. Ve bir sonraki alışverişte, sırf yanlış alınmasın diye yine siz gidiyorsunuz.

Tebrikler, tuzağa düştünüz.

Klinik Psikolog Serhat Damar olarak, çift terapilerinde en sık karşılaştığım, ancak adı en az konulan problemlerden biriyle karşı karşıyasınız. Modern psikoloji literatüründe buna “Weaponized Incompetence” (Silahlaştırılmış Beceriksizlik) veya “Stratejik Yetersizlik” diyoruz.

Bu makalede, eşinizin “beceriksizliğinin” aslında nasıl bir konfor alanı yarattığını, bu durumun ilişkinizi nasıl sessizce zehirlediğini ve en önemlisi; bu döngüyü nasıl kıracağınızı tüm detaylarıyla inceleyeceğiz.


BÖLÜM 1: Nedir Bu “Silahlaştırılmış Beceriksizlik”?

Silahlaştırılmış beceriksizlik; bir kişinin, aslında yapabileceği bir görevi veya sorumluluğu, bilerek (veya bilinçdışı bir süreçle) kötü yapması, eksik yapması ya da “yapamıyormuş gibi” davranmasıdır.

Buradaki temel amaç (çoğunlukla bilinçdışı da olsa), o sorumluluktan kalıcı olarak kurtulmaktır.

Partneriniz size “Sen bu ütüyü harika yapıyorsun, benimkiler hep kırışık kalıyor” dediğinde, bu bir iltifat değildir. Bu, “Ütü yapmayı öğrenmek, buna zaman ve emek harcamak istemiyorum. Bu yükü senin sırtına bırakıyorum” demenin kibar yoludur.

Masumiyet Maskesi Altındaki Manipülasyon

Bu davranışın “silah” olarak adlandırılmasının sebebi, partnerin iyi niyetini ve mükemmeliyetçiliğini ona karşı kullanmasıdır.

  • Bulaşık makinesini o kadar kötü dizer ki, bardaklar kirli çıkar. Sonuç? “Çekil şuradan, ben dizerim” dersiniz.
  • Çocuğun altını değiştirirken o kadar çok söylenir veya o kadar yavaş hareket eder ki bebek ağlamaya başlar. Sonuç? “Ver ver, ben hallederim” dersiniz.

Bu strateji işe yarar çünkü “yapan taraf” (genellikle kadınlar), işi düzeltmek için harcayacağı enerjiyi, işi baştan yapmaya harcamayı tercih eder. Kısa vadede bu daha kolay görünür, ancak uzun vadede ilişkiyi tüketen bir kansere dönüşür.


BÖLÜM 2: Bu Davranışın Altındaki Psikolojik Sebepler

Peki, yetişkin bir insan, bir şirketi yönetebilen, karmaşık bilgisayar oyunlarını oynayabilen veya arabasının motorundan anlayan bir birey, neden evde “çamaşır makinesinin düğmesini bulamaz” hale gelir?

Klinik gözlemlerime dayanarak bunun altında yatan 4 temel sebebi sıralayabilirim:

1. Öğrenilmiş Çaresizlik ve Konfor Alanı: Bazı bireyler (özellikle ataerkil toplumlarda erkekler), çocukluktan itibaren ev işlerinden muaf tutulmuştur. “Aman oğlum sen dersine çalış, ablan yapar” zihniyetiyle büyüyen erkek, ev işlerini “kadınların alanı” ve kendisinin “yeteneğinin olmadığı” bir alan olarak kodlar. Bu bir yeteneksizlik değil, tecrübesizliktir. Ancak yetişkinlikte bu tecrübesizliği gidermek yerine, bunu bir konfor alanı olarak kullanmayı seçerler.

2. Güç ve Kontrol Savaşı: İlişkide pasif-agresif bir tutum sergileyen partner, açıkça “Ben bunu yapmak istemiyorum” demez. Çünkü bunu derse tartışma çıkar. Bunun yerine “Yapamıyorum” diyerek, çatışmadan kaçınır ama istediğini (işten kaytarma) elde eder. Bu, pasif bir dirençtir.

3. Mükemmeliyetçi Partnere Karşı Savunma: Eğer siz, eşiniz bir işi yaptığında sürekli eleştiriyorsanız (“Öyle katlanmaz o çorap!”, “Bardağı yanlış yere koymuşsun!”), eşiniz “denemekten vazgeçme” noktasına gelmiş olabilir. “Nasıl olsa beğendiremiyorum, o zaman hiç yapmayayım daha iyi” düşüncesi, silahlaştırılmış beceriksizliğe dönüşebilir.

4. Zihinsel Yükten Kaçış: Bir işi yapmak sadece fiziksel eylem değildir; planlama gerektirir. Yemeği yapmak değil, “Bugün ne pişireceğiz?” diye düşünmek, eksikleri kontrol etmek, markete gitmek… Bu “Zihinsel Yük” (Mental Load) çok ağırdır. Partner, “beceriksiz” rolü yaparak sadece işten değil, bu zihinsel yükten de kaçar.


BÖLÜM 3: İlişkiye Verdiği Zararlar (Görünmeyen Maliyet)

Birçok danışanım, “Hocam alt tarafı çöpü dökmeyi unutuyor, bunun için boşanılır mı?” diye sorar. Sorun çöp değildir. Sorun, o çöpün temsil ettiği yalnızlık hissidir.

1. Zihinsel Yük ve Tükenmişlik (Burnout)

Evde bir “yönetici” (genellikle kadın) ve bir “stajyer” (genellikle erkek) dinamiği oluşur. Siz sürekli talimat vermek, hatırlatmak, kontrol etmek zorunda kalırsınız. “Hayatım diş hekimi randevusunu aldın mı?” “Çocuğun beslenmesini koydun mu?” “Faturayı ödedin mi?” Bu sürekli takip hali, yöneticide (sizde) kronik yorgunluğa ve tükenmişliğe yol açar.

2. “Eşinin Annesi Olmak” (Parentification) ve Libido Kaybı

Bu, ilişkinin cinsel hayatını bitiren en büyük faktördür. Eşinize sürekli ne yapması gerektiğini söylediğinizde, arkasını topladığınızda, onun “beceremediği” işleri devraldığınızda, bir süre sonra kendinizi onun partneri değil, annesi gibi hissetmeye başlarsınız. Ve psikolojinin temel kuralı şudur: Kimse annesiyle (veya çocuğuyla) sevişmek istemez. Eşiniz gözünüzde yetkin, güçlü bir yetişkin olmaktan çıkıp; bakıma muhtaç bir “büyük çocuk” imajına büründüğünde, cinsel çekim yerle bir olur.

3. Saygı ve Güven Erozyonu

Sürekli “idare edilen” bir ilişki, saygıyı bitirir. Eşinizin zor durumlarda yanınızda olamayacağını, bir kriz anında evi çekip çeviremeyeceğini düşünmeye başlarsınız. “Bana bir şey olsa, çocuklar perişan olur” korkusu, partnere duyulan güveni zedeler.


BÖLÜM 4: Stratejik Çözüm Rehberi (Bu Döngüyü Nasıl Kırarsınız?)

Eğer bu yazıyı okurken “İşte bizi anlatıyor!” diyorsanız, panik yapmayın. Bu bir kader değildir. Klinik Psikolog Serhat Damar olarak, seanslarda uyguladığımız değişim stratejilerini sizinle paylaşıyorum.

Bu döngüyü kırmak için “Kurtarıcı” rolünü bırakıp, “Partner” rolüne dönmeniz gerekiyor.

Adım 1: Farkındalık ve İsimlendirme

Öncelikle durumu teşhis edin. Eşiniz gerçekten mi yapamıyor, yoksa yapmamayı mı seçiyor? Eğer iş yerinde karmaşık excel tabloları hazırlayıp evde çamaşır makinesini çalıştıramıyorsa, bu bir tercihtir. Bu durumu sakin bir zamanda konuşun: “Sürekli ev işlerini sana hatırlatmak zorunda kalmak beni yoruyor ve kendimi senin annen gibi hissediyorum. Bu da romantik ilişkimize zarar veriyor.”

Adım 2: İşi Devralmayı Bırakın (En Zor Ama En Etkili Adım)

Silahlaştırılmış beceriksizliğin panzehiri, sonuçlarına katlanmasına izin vermektir.

  • Eşiniz marketten yanlış şeyler mi aldı? “Sorun değil hayatım, gidip değiştirebilirsin” deyin ve aradan çekilin. Siz gitmeyin.
  • Bulaşıkları kötü mü dizdi? Tekrar yıkamayın. Kirli tabağı yemekte önüne koyun. “Makine tam yıkayamamış sanırım” deyin.
  • Kendi kıyafetlerini yıkamayı “beceremiyor” mu? Yıkamayın. Temiz kıyafeti kalmadığında, ya öğrenmek zorunda kalacak ya da kirli giyecek.

Bu süreçte sabırlı olmalısınız. Evi “daha az mükemmel” görmeye tahammül etmelisiniz. Eğer siz müdahale edip düzeltirseniz, ödül mekanizmasını çalıştırırsınız: “Kötü yaparsam, o yapar.” Bu mekanizmayı bozun: “Kötü yaparsam, tekrar yapmak zorunda kalırım.”

Adım 3: Standartları Esnetin ve “Gatekeeping”i (Kapı Tutuculuğu) Bırakın

Bazen partnerler iş yapmaya gönüllüdür ama sizin standartlarınız o kadar yüksektir ki, vazgeçerler.

  • Eşiniz çocuğu parka götürürken uyumsuz kıyafetler giydirmiş olabilir. Müdahale etmeyin. Çocuk üşümediği veya zarar görmediği sürece, bırakın eşiniz kendi babalık tarzını (hatalarıyla birlikte) geliştirsin.
  • “O öyle katlanmaz” yerine “Eline sağlık, yardımın için teşekkürler” deyin. Mükemmeliyetçilik, yardımın düşmanıdır.

Adım 4: “Minimum Yeterlilik Standardı” Belirleyin

Her iş için, ikinizin de kabul edeceği minimum bir standart belirleyin. “Mutfak temizliği benim için şu anlama geliyor: Bulaşıklar makinede, tezgah silinmiş ve çöp atılmış. Sadece bulaşıkları koyup tezgahı kirli bırakmak, işin tamamlandığı anlamına gelmiyor.” Bu tanımı netleştirin ki, “Ben yaptım işte” savunmasının arkasına sığınılmasın.

Adım 5: Yetkinliği Övün, Beceriksizliği Değil

Eşiniz bir işi (kısmen de olsa) başardığında, bunu takdir edin. Ama “çocuğa aferin der gibi” değil, bir ortağa teşekkür eder gibi. “Alışverişi hallettiğin için teşekkürler, bu akşam kendime vakit ayırabildim.” Pozitif pekiştirme, her zaman eleştiriden daha öğreticidir.


SONUÇ: Bir Eş mi Arıyorsunuz, Yoksa Bir Proje mi?

İlişki, iki yetişkinin hayatı paylaşmasıdır; birinin diğerini sırtında taşıması değil. “Ben yapamıyorum” cümlesi, çoğu zaman “Yapmak benim önceliğim değil” anlamına gelir.

Eğer eşinizin bu davranışlarını sürekli tolere eder, arkasını toplar ve “idare ederseniz”, sadece kendinizi tüketmekle kalmazsınız; aynı zamanda eşinizin de ev içinde yetkin bir birey olma şansını elinden alırsınız.

Unutmayın; beceri, pratikle gelişir. Kimse annesinin karnından çamaşır asmayı veya dolma sarmayı bilerek doğmadı. Eğer eşiniz iş hayatında, hobilerinde veya arkadaş ilişkilerinde “becerikli” ise, evde de olabilir. Ona bu alanı açın, sorumluluğu iade edin ve “süper kahraman” pelerinini çıkarıp sadece “eş” olmanın tadını çıkarın.

Siz bir ebeveyn değil, bir partnersiniz. Ve hak ettiğiniz şey, hayatın yükünü omuz omuza taşıyabileceğiniz, “yapamıyorum”ların arkasına sığınmayan gerçek bir hayat arkadaşıdır.


Yazar Hakkında: Klinik Psikolog Serhat Damar, 20 yılı aşkın süredir ve 10.000+ saatlik seans tecrübesiyle çift terapisi, evlilik sorunları ve bireysel psikoterapi alanlarında hizmet vermektedir. İlişkilerdeki görünmeyen dinamikleri açığa çıkarmak ve çiftlerin yeniden “biz” olabilmelerini sağlamak üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Web: serhatdamar.com | YouTube: SD Psikoloji Akademisi

Yorum yapın