Toplum olarak narsist kelimesini duyduğumuzda zihnimizde genellikle hep aynı şablon canlanır; sürekli kendisiyle övünen, yüksek sesle konuşan, her girdiği ortamda dikkati üzerine çekmeye çalışan, küstah ve kibirli bir profil. Oysa yirmi dört yıllık klinik psikoloji yolculuğumda ve SD Psikoloji Akademisi çatısı altında gerçekleştirdiğim on bini aşkın seansın bana gösterdiği çok daha tehlikeli, çok daha sinsi bir narsist türü var. Onlar dışarıdan bakıldığında dünyanın en fedakar, en sessiz, en uyumlu ve hatta en mağdur insanları gibi görünürler. Arkadaş ortamlarında herkesin derdine koşan birer melek, iş yerinde ise kendi halinde birer iyilik elçisidirler. Ancak o dışarıdaki melek, akşam evin kapısı kapanıp da baş başa kalındığında, ruhunuzu yavaş yavaş emen bir kabusa dönüşür. Bu durum psikolojide gizli narsisizm olarak adlandırılır ve bu insanların partnerleri, yaşadıkları duygusal şiddeti dış dünyaya ispat etmekte inanılmaz bir çaresizlik yaşarlar. Çünkü dışarıdaki hiç kimse, o melek gibi insanın evde bir psikolojik işkenceci olduğuna inanmak istemez.
Bu sinsi döngünün içindeki ilk ve en yıkıcı hamle, öfkenin sessizlikle bir silaha dönüştürülmesidir. Gizli bir narsist, klasik bir narsist gibi bağırıp çağırarak veya olay çıkararak sizi kontrol etmeye çalışmaz. Onların en büyük cezalandırma yöntemi pasif agresif davranışlar ve sessizlik muamelesidir. Sizi günlerce, bazen haftalarca yok sayarlar. Aynı evin içinde bir hayaletmişsiniz gibi davranır, sorduğunuz sorulara tek kelimelik soğuk cevaplar verir ve sizinle asla göz teması kurmazlar. Bu durum kurbanın zihninde devasa bir belirsizlik ve panik hali yaratır. En nihayetinde o buz gibi sessizlik bozulsun ve evdeki o dayanılmaz gerginlik bitsin diye, ortada hiçbir suçunuz olmamasına rağmen kendinizi defalarca özür dilerken bulursunuz.
Karşınıza çıkan bir diğer acımasız tablo ise bitmek bilmeyen mağduriyet rolüdür. Gizli narsistler, hayatlarındaki her başarısızlığın, her mutsuzluğun veya her hayal kırıklığının faturasını mutlaka bir başkasına keserler. Onlar her zaman haksızlığa uğramış, kıymeti bilinmemiş ve fedakarlıkları suistimal edilmiş o çilekeş gizli kahramanlardır. Eğer siz ilişkinizde kendi yorgunluğunuzdan, kendi acınızdan veya yaşadığınız güncel bir problemden bahsedecek olursanız, konu aniden ve ustalıkla onların ne kadar daha büyük acılar çektiğine getirilir. Sizin derdiniz, onların o devasa tiyatral mağduriyet sahnesinde her zaman sönük kalmak zorundadır. Bu yüzden gizli bir narsistin yanında kendinizi daima bencil, anlayışsız ve yetersiz hissetmeniz bilinçli olarak tasarlanmış bir tuzaktır.
Bununla da yetinmezler; en usta oldukları bir diğer konu olan duygusal şantajı devreye sokarlar. Gizli narsistler, sizin için yaptıkları en ufak bir iyiliği bile asla unutmaz ve bunu zamanı geldiğinde tahsil edilecek görünmez bir borç senedine dönüştürürler. Ben senin için saçımı süpürge ettim, benim hayatım senin yüzünden bu hale geldi gibi alt metinlerle sürekli bir minnet borcu ödemenizi beklerler. Oysa gerçek sevgi koşulsuzdur ve bir hesap defteri tutmaz. Onların tuttuğu bu acımasız hesap defteri sayesinde, ilişkinin içinde ne yaparsanız yapın asla onlara yetemeyeceğinize ve sürekli daha fazlasını feda etmeniz gerektiğine inandırılırsınız. Sürekli bir şeyleri telafi etme çabası, kurbanın tüm yaşamsal enerjisini adeta bir vampir gibi emer.
Bu karanlık tablonun bir başka yüzü de topluluk içindeki sahte övgüler ile baş başa kalındığındaki sistematik değersizleştirmedir. Dışarıda, ailenizin veya ortak arkadaşlarınızın yanında size harika iltifatlar ederler, size ne kadar değer verdiklerini anlatırlar. Fakat yalnız kaldığınızda, kapılar kapandığında işin rengi tamamen değişir. Sizin en hassas noktalarınızı, en büyük güvensizliklerinizi çok iyi bilirler ve bunları şaka yollu iğnelemelerle, küçümseyici bakışlarla veya incecik eleştirilerle tam kalbinize saplarlar. Siz bu duruma haklı bir tepki gösterdiğinizde ise çok hassassın, hemen de alınıyorsun, ben sadece şaka yapmıştım diyerek o meşhur gaslighting, yani zihin bulandırma taktiğini uygularlar. Böylece kendi algınızdan, kendi hafızanızdan ve aklınızdan şüphe etmeye başlarsınız. Kendi doğrularınızı savunamaz hale gelirsiniz çünkü sürekli olarak olayları yanlış anlayan, abartan taraf olmakla suçlanırsınız.
Gizli narsistlerin en yıkıcı silahlarından biri de sizi yavaş yavaş yalnızlaştırmalarıdır. Direkt olarak ailenizle veya arkadaşlarınızla görüşmenizi yasaklamazlar ama görüştüğünüzde öyle bir surat asarlar, öyle bir huzursuzluk çıkarırlar ki, o gerginliği yaşamamak adına yavaş yavaş sosyal çevrenizden kendinizi geri çekmeye başlarsınız. Sizi izole ederler çünkü yalnız kalmış, destek sistemi çökertilmiş bir kurbanı yönetmek çok daha kolaydır. Onların sahte empatisinin ardına gizlenmiş o devasa duygusal körlük de tam bu noktada kendini belli eder. Dış dünyaya karşı inanılmaz derecede duyarlı ve vicdanlı görünürler. Sokaktaki bir kediye, televizyondaki dramatik bir habere aşırı tepkiler verip gözyaşı dökebilirler. Ancak siz hastalandığınızda, işinizi kaybettiğinizde veya ruhsal olarak dibe vurduğunuzda, yanınızda tamamen duygusuz, buzdan bir duvar bulursunuz. Çünkü dış dünyadaki acılara verdikleri o abartılı tepkiler aslında sosyal bir alkış ve onay toplama çabasıdır. Kapalı kapılar ardında, kimsenin görmediği bir yerde size gerçek bir şefkat sunmalarının onların beslendiği o sahte imaja hiçbir katkısı yoktur.
Eğer bu satırları okurken gözleriniz doluyor, göğsünüzde bir ağırlık hissediyor ve evet, ben yıllardır tam olarak bunu yaşıyorum ama kimseye anlatamıyordum diyorsanız, bilin ki asla yalnız değilsiniz. İçinde çırpındığınız bu görünmez psikolojik hapishaneden çıkmanın ilk ve en önemli adımı, karşınızdaki kişinin o melek maskesinin ardındaki gerçeği tüm çıplaklığıyla, soğukkanlılıkla kabul etmektir. Onları sevginizle değiştirmeye çalışmaktan, onlara ne kadar acı çektiğinizi ve haklı olduğunuzu ispat etmekten artık vazgeçin. Çünkü empati yeteneği olmayan, taştan bir duvara dönüşmüş birine acınızı anlatmak, sağır birine en güzel şarkınızı söylemek gibidir.
O dondurucu sessizliklerine panikle tepki vermeyi bıraktığınızda, üzerinize atılan suçluluk hissini iade ettiğinizde ve kendi sınırlarınızı gri kaya tekniğiyle, yani duygusal olarak nötr kalarak çok kalın çizgilerle çektiğinizde, onların bu zehirli oyununu nihayet bozmuş olacaksınız. Otomatik pilotta yaşamayı bırakın. Sizin değerinizi, dışarıdaki birinin insafı, manipülasyonu veya onaylaması değil; sadece sizin kendi varlığınıza duyduğunuz saygı ve öz şefkatiniz belirler. Kendinize en yakın arkadaşınıza davrandığınız gibi şefkatle yaklaşın ve bu karanlık tiyatronun perdelerini artık sonsuza dek kapatın.
