Yeni Evli Çiftlerin Sorunları

Yeni evli çiftler, evliliğin ilk aylarında önemli aşamalardan geçerler. Bu aşamalardan geçilirken sürekli kavga etme, tartışma ve uzlaşmakta zorlanma gibi olumsuz durumlarla karşılaşırlar. Bu durumlar, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.

Yeni evli çiftler arasında evliliğin ilk aylarında yaşanan sorunların büyük ölçüde eşlerin birbiri ile henüz uyum sağlayamamış olmasından kaynaklandığı kabul edilir. Bekar zamanlarında yapmak zorunda olmadıkları işler, yerine getirmek zorunda olmadıkları sorumluluklar ve uymak zorunda olmadıkları kurallara evlenme sonrasında uyum sağlamak zorundadırlar ve bu da zaman alacaktır.

Evliliğin İlk Aylarında Yaşanan Sorunlar Neden Olur?

Evliliğin ilk aylarında yaşanan sorunların bir kısmı, eşlerden birinin veya her iki eşin birden yapışık olma beklentisinden kaynaklanmaktadır. Yapışık olma beklentisi, eşlerin normalden çok daha uzun süre ve zorlayıcı olacak şekilde bir arada bulunma, bir arada ve yan yana bulunulmayan durumlarda da eşle sık ve uzun süren telefon görüşmeleri / mesajlaşmalar yapma arayışı şeklinde ifade edilebilir. Arada eşlerin nefes aldığı hiçbir boşluk bırakılmadan, sürekli, kesintisiz bir bağlantıda olma hali, eşlerin bunalmasına neden olur. Biraz boşluk ve nefes alma fırsatı verilse belki de daha rahat çözüme kavuşacak durumlar, eşlerin kavga etmesiyle ve şiddetli tartışmalarla sonlanır.

Yeni evli çiftlerin evliliğin ilk aylarında yaşadıkları sorunların bir kısmı da, anne baba, kardeş, akraba veya arkadaşlarla bağlantı kurma / vakit geçirmeye bağlı olarak ortaya çıkar. Bu sitenin herkese açık olan, herkesin okuyabildiği Yorum bölümüne yazılan bir yorumu sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Hocam merhaba. Ben eşimle 6 aydır evliyim. Kendimi içinde oturduğumuz eve ve eşime ait hissetmiyorum. Problemin kaynağı bu mu, yoksa benim böyle hissetmeme sebep olan şeyler mi emin olamıyor, kararı size bırakıyorum.

Eşim Ramazan Bayramında memleketimize, anne ve babasının yanına gitti. Bayramda, tatilde evli eşler beraber plan yapar diye biliyorum. Arkadaşlarımdan da, komşumdan da duyduğum bilgi böyle olduğu yönünde. Benim eşim “Ben bayramda anne babamın elini öpmeye gidiyorum” deyip çekip gidiyor ve yanında beni de götürmesini yalvara yalvara söylesem yine kabul etmiyor. Şimdi Kurban Bayramı yaklaşıyor diye ben kabuslar görmeye başlıyorum. Çünkü eşim yine çekip gidecek ve ben evde yalnız kalacağım. Anne babasıyla benim aramda bir sorun olsa onu anlayacağım, ona hak vereceğim ama öyle bir problemimiz de yok çok şükür. Yorumlarımda haklı mıyım, yoksa eşime haksızlık mı ediyorum size sormak istedim”.

Yukarıdaki satırlarda anlatılan, yeni evlenen çiftlerin bir kısmının yaşadığı sorunun biraz daha şiddetli hali. Eşi yokmuş gibi hareket eden, bekar gibi kendi nasıl uygun görüyorsa o şekilde davranan insanlar aynen böyle yapıyor. Bu durumdaki çiftlerin mutlaka bir evlilik danışmanı ile görüşmelerini ve ilişkilerindeki sorunları ona anlatmalarını tavsiye ediyorum. Evlilik ilişkisinde artık yepyeni bir duruma uyum sağlamamız gerekir. Bu yeni durumda kararlar iki eşin de rızası ve onayıyla alınır. Eşlerden birinin zorlaması, mecbur bırakması veya “Ben bu şekilde yapacağım sen umrumda bile değilsin” dercesine bireysel davranması doğru bir yol değildir. Evlilik felsefesine, evliliğin temel ilkelerine aykırıdır ve evliliğin düşmanıdır bu tür tutumlar.

Evlilik konusu açıldığında çok sık duyacağımız sözlerden bir tanesi: “Eşim evlenmeden önce çok farklıydı. Evlendikten sonra çok değişti” sözüdür. Bu söz çok şeyi anlatır ancak aslında sözün ifadesi doğru değildir. İnsanlar evlenmeden önce farklıyken evlendikten sonra, birden bir insanın kurt adama dönüşmesi gibi dönüşüp değişmezler. Çok ince, çok kibar taklidi yapıp sonra “Nasıl olsa artık evliyiz. Ben en iyisi artık aslıma döneyim” diyerek vahşi bir kurda dönüşmezler. Aslında evlenilen eş hep aynı insandır ve hiç değişmemiştir. Evliliğe hazırlık yaparken karşılıklı olarak daha ince, daha hassas ve daha dikkatli olan kadınlar ve erkekler, evlendikten sonra biraz rahatlığa kavuşurlar. Bu rahatlık nedeniyle daha rahat, daha özensiz olabilirler. Bu özensizliğin boyutlarını abartmamak ve doğru yoldan, evliliğin felsefesi için en uygun olan dengeli yoldan sapmamak kesinlikle önemlidir. Evlilik öncesinde ve evlendikten sonrasında, evliliğin 20. yılında hep aynı şekilde kalma beklentisi gerçek dışıdır. Gerçekçi olan, karşılıklı sevgi ve saygının hiç eksilmediği, eşlerin birbirini hissederek beraber yaşadığı bir yaşamda bazen hata ve kusurların olması, bazen özensizliğin ve dikkatsizliğin ortaya çıkması ve bunların da telafi edilerek, çözümlenerek giderilmesidir. “Benim şu an evli olduğum adam benim 20’li yaşlarımda tanıdığım adam değil” ifadesi çoğunlukla iddialı ve eşinden abartılı beklentileri olan bir insana aittir. Aynı ifade bazen gerçekten de kurt adama dönüşen bir eş karşısında duyulan çaresizliği anlatıyor. Bu tür düşünceleri olan insanlarımıza bir evlilik danışmanı ile görüşmelerini tavsiye ediyorum.

Evliliğin İlk Aylarında Kıskançlık

Evliliğin ilk aylarında yaşanan çatışma ve tartışmaların önemli nedenlerinden biri de kıskançlıktır. “Eşimi çok sevdiğim için kıskanıyorum” düşüncesi gerçeği yansıtmayan bir düşüncedir. Yanlış anlaşılmasın… Eşi kıskanmak onu sevmediğimiz anlamına gelmez. Çok sevdiğimiz anlamına da gelmez. Kıskançlık başka bir kaynaktan gelmektedir ve eşimize duyduğumuz sevgiyle ve aramızdaki duygusal bağla bir ilgisi yoktur. Dahası, aşırı kıskançlık eşler arasındaki duygusal bağa da, sevgiye de zarar verir. Bunu yaşayan çiftler ifade ettiğim bu durumu bizzat deneyimlemişlerdir. Aşırı kıskançlık uzun süreli olduğunda ilişkiyi bozarak kopuşlara neden olur. Evliliğin ilk aylarında ortaya çıkması ise, eğer doğru bir yoldan gidilmediğinde evlilik ilişkisinde ciddi izler bırakır.

Yeni evli çiftlerin evliliğin ilk aylarında sürekli kavga etmelerinin bir diğer nedeni de, “Aynı düşüncede olma çabası” dır. İki insan evli olsa da, aslen iki ayrı insandır ve her ikisi de kendine özgü ve tekildir. Birbirlerine dönüşmek zorunda değildirler. Birbirleri gibi düşünmek zorunda da değildirler. Bir araya gelip evlendiklerine göre, zaten belli bir ortak noktada buluştuklarına inanmışlardır ve birbirlerini yakın hissettikleri için de evlenmişlerdir. Eşin duygularını, düşüncelerini, hayattan zevk aldığı şeyleri değiştirme çabası ilişkiye zarar vermektedir. Evli olan eşler farklı siyasi düşünceleri “doğru” kabul edebilirler, farklı siyasi partilere oy verebilirler, önemli konular hakkında farklı ve hatta bazen birbirine taban tabana “zıt” düşüncelere sahip olabilirler. Yanlış olan, durumun böyle olması değil, bir eşin diğerini kendisine benzetme çabası ve bunun içim zorlama / dayatma yapmasıdır.

Klinik Psikolog Serhat Damar

Başa dön