Toksik İlişki Nasıl Anlaşılır?

toksik ilişki - toksik ilişki nedir

Yaşamlarımız yalnızken sorunsuz, inişsiz ve çıkışsızdır. Çift olduğumuzda, yalnızken aklımıza dahi gelmeyen konularda problemler, tartışmalar, kavgalar yaşarız. “Toksik ilişki nedir?” sorusuna kısaca şu cevabı vererek başlayalım: “Toksik ilişki, ilişkide sorun yaşama boyutunun ötesine geçilerek artık ilişkinin kendisinin sorun haline geldiği zararlı ilişki modelidir”.

Toksik İlişki Nedir?

Toksik ilişki nedir? Toksik yani zararlı ilişki hem bedeninizi hem de ruhunuzu tehdit eden ve her ikisine de son derece zararlı olan ilişki tipidir. Çoğunlukla eşlerden birine en belirgin zararları verirken diğer eş bu zararları yöneten taraftır. Toksik ilişki bazen de her iki eşe birden önemli zararlar veren kötü ilişkidir.

Bir kişinin benliğine, kişiliğine saldırı ve tehditleri içinde barındıran bu tür ilişkileri sürdürmek zorunda değilsiniz. Taşımakta zorlandığınız ağır yükleri omuzlamak mecburiyetinde değilsiniz.

Bu makale, toksik bir ilişkiyi ne zaman sonlandırmanız gerektiği sorusunu yanıtlamanıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Zararlı bir ilişki, toksik, kötü veya mutsuz ilişki dediğimiz şeydir ve sağlıksız bir ilişki modelidir. Zararlı ilişkilerde, genellikle eşlerden özellikle birinin çıkarlarını destekleyen veya hizmet eden durumlar vardır.

Toksik ilişkiyi yöneten, yani baskın olan partner, ilişki devam ettiği sürece ilişkiden zarar görmez ve ilişkiyi sürdürmekten vazgeçmez. Bazı durumlarda partnerlerin ilişkiden karşılıklı olarak belirli çıkarları olduğu görülür, ancak bu durum ilişkinin toksik niteliğini değiştirmez.

Bazen kötü bir ilişki, bir kişinin tüm ağırlığını taşımasına, bazen de dengesiz ağırlık dağılımı nedeniyle, yükü taşımaya çalışan eş ya da partnerin çökmesine neden olur. Bir ilişkinin ne zaman bitmesi gerektiği sorusu, böyle bir ilişkide yükü taşıyan eş / partner tarafından sorulur.

İlişkinizin toksik olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacak en önemli kanıtlardan biri, hissettiğiniz olumsuz duygulardır. Çok sık olarak olumsuz duygular yaşarsınız ve sağlıklı ilişkilerde nadir görülen ve ağır olan bu tür duyguların bazen sizi kuşattığını ve bunları günlerce hissettiğinizi fark edersiniz. Toksik ilişkiyi ne zaman bitirmeli sorusuna gerçekçi cevaplar vermemize yardımcı olacak olumsuz duyguları ve size rehberlik edecek olan, sahip olduğunuz diğer bilgi / anı / tecrübeleri kullanın.

Toksik ilişki nedir? Toksik yani zararlı ilişki hem bedeninizi hem de ruhunuzu tehdit eden ve her ikisine de son derece zararlı olan ilişki tipidir. Çoğunlukla eşlerden birine en belirgin zararları verirken diğer eş bu zararları yöneten taraftır. Toksik ilişki bazen de her iki eşe birden önemli zararlar veren kötü ilişkidir.

Bir kişinin benliğine, kişiliğine saldırı ve tehditleri içinde barındıran bu tür ilişkileri sürdürmek zorunda değilsiniz. Taşımakta zorlandığınız ağır yükleri omuzlamak mecburiyetinde değilsiniz.

Bu makale, toksik bir ilişkiyi ne zaman sonlandırmanız gerektiği sorusunu yanıtlamanıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Zararlı bir ilişki, toksik, kötü veya mutsuz ilişki dediğimiz şeydir ve sağlıksız bir ilişki modelidir. Zararlı ilişkilerde, genellikle eşlerden özellikle birinin çıkarlarını destekleyen veya hizmet eden durumlar vardır.

Toksik ilişkiyi yöneten, yani baskın olan partner, ilişki devam ettiği sürece ilişkiden zarar görmez ve ilişkiyi sürdürmekten vazgeçmez. Bazı durumlarda partnerlerin ilişkiden karşılıklı olarak belirli çıkarları olduğu görülür, ancak bu durum ilişkinin toksik niteliğini değiştirmez.

Bazen kötü bir ilişki, bir kişinin tüm ağırlığını taşımasına, bazen de dengesiz ağırlık dağılımı nedeniyle, yükü taşımaya çalışan eş ya da partnerin çökmesine neden olur. Bir ilişkinin ne zaman bitmesi gerektiği sorusu, böyle bir ilişkide yükü taşıyan eş / partner tarafından sorulur.

İlişkinizin toksik olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacak en önemli kanıtlardan biri, hissettiğiniz olumsuz duygulardır. Çok sık olarak olumsuz duygular yaşarsınız ve sağlıklı ilişkilerde nadir görülen ve ağır olan bu tür duyguların bazen sizi kuşattığını ve bunları günlerce hissettiğinizi fark edersiniz. Toksik ilişkiyi ne zaman bitirmeli sorusuna gerçekçi cevaplar vermemize yardımcı olacak olumsuz duyguları ve diğer başlıkları düşünün.

Toksik İlişki Belirtileri

1. “O” Asla Değişmez

“Eşimle 2 yıldır evliyim. Ev hanımıyım ve eşimin çalıştığı işten aldığı asgari ücretle geçinmeye çalışıyoruz. Evliliğimizin başlangıcından bugüne evimizin geçimini sağlamak için çok çalıştı, ben de hep biriktirmeye çalıştım çünkü israfı sevmem, tutumlu olmayı severim hocam. Evliliğimizin birinci yılını bitirdiğimizde öğrendim ki eşim çok yüklü meblağlarda kumar oynuyor. Neredeyse tüm maaşını, işyerinden aldığı ek ücret vs. ne kadar geliri varsa cebinde ne varsa tüm parayı kumara yatırıyor.

Bunu öğrendiğimde yıkıldım. Ayrılmak istediğimi söylediğimde büyüklerimiz toplandı ve evlilik birliğini yıkmamamızı istediler. Ve büyüklerimizin sözlerine, özellikle eşimin dedesinin nasihatlerine ikna oldum. Büyüklerimize, ve dedesine “Bundan sonra oynarsam Allah beni çarpsın” diyerek  söz verdi. Benden özür diledi ve bir daha asla oynamayacağını söyledi. Ben de onu affettim.

Allah beni çarpsın” dedikten birkaç ay sonra…

Birkaç ay sonra tekrar oynadığını öğrendim. Cebinde bir kağıt parçası buldum. Bir fişe benzeyen bu kağıt, kumar oynadığı bir kuponmuş. Eşime bunu sorduğumda, “Seni hiç ikna edememişim, inandıramamışım yemin ederim oynamıyorum ” dedi ve sustu.

Birkaç gün sonra buna benzer, ama bu sefer farklı bir tarihli başka bir kağıt parçası bulunca bu sefer ailesinin yanına gittim ve onlarla konuştum.

Eşimin verdiği sözlere rağmen kumar oynamaya devam ettiğini ve her seferinde tefecilerden ve başkalarından borç alarak daha fazla para kaybettiğini daha sonra birlikte öğrendik.

Borç 170.000 TL. (Yüz yetmiş bin TL.). Başlangıçta çok şey ısrarlı bir şekilde borçlu olduğunu inkar etti ama sonunda kabul etti. Eşimin ailesi akrabalarıyla bir dayanışma yaptılar, herkes 40.000 – 50.000 TL civarında bir para verdi ve tüm kumar borçlarını ödediler.

Benim eşim bir daha oynamamaya bir kez daha yemin etti, benden ve ailesinden özür diledi. “Her şeyin yolunda gidiyor” diyerek halimize şükrettiğim bir gün, eşimin çalıştığı işyerinin sahibi yani patronu beni aradı. Eşimin aylardır maaş ödenmeden önce nakit avans kullandığını söyledi. Söylediklerine göre, eşimin iş yerinden birkaç ay içinde borçlanarak çektiği avans miktarı 60.000 TL civarında bir paraymış. Eşimin patronu bunları anlatırken utancımdan öleceğim sandım ve o an yok olmak istedim. Hemen eşyalarımı toplayıp eve, annemlere döndüm. Artık ona güvenmiyorum. Avukatımla konuştum, ondan boşanacağım ve bir daha asla ona geri dönmeyeceğim”.

Bizim bir derdimiz yok, sen abartıyorsun”

Bazı sevgililer ve bazı eşler (özellikle toksik ilişkilerde) gerçek bir sorunu inkar etmeyi ve “Yokmuş gibi yapmayı” seçiyorlar. ‘Bizim bir sorunumuz yok’ diyorlar. “Ya da hiçbir sorun yokmuş gibi davranmayı” ve ilişkinin aslında mutlu ve huzurlu bir ilişki olduğunu düşünmek isterler. “İşleri neden kötüleştiriyorsun” derler. Bu tür kişiler, konuların gerçekçi bir şekilde tartışılmasını ve değerlendirilmesini kabul etmezler. Sorundan bahsetmek, çözümüne yönelik önemli bir adım olsa da, bu adımı atmayı kesinlikle reddediyorlar.

Ancak, yokmuş gibi davranarak hiçbir sorun ortadan kalkmaz. Bu insanlar, bir sorunun var olduğuna ve önemli olduğuna inanmakta gerçekten zorlanıyorlar. Konuyla ilgili tarafsız ve gerçeğe dayalı uzman yorumlarına aldırış etmemekte, sorunun varlığını inkar etmekle kalmayıp, çözüme yönelik büyük ya da küçük bir adım atmaya da direnç göstermektedirler.

“Bütün bu dertleri başımıza ben açsam da asıl suçlu sensin” derler
Bazı eşler ya da sevgililer sorunu inkar etmezler, “Evet bir sorunumuz var ve bunu çözmeliyiz” derler. Eamamen kendi eserleri olan ve kendi elleriyle yarattıkları sorunlar için partnerlerini suçlarlar.

“Senin yüzünden oldu” ya da “Sen olmasaydın bunu yapmazdım” derler. Daha yakından incelendiğinde, “suçlu” olarak gördükleri partnerlerinin davranışları ile kendi kişisel hataları arasında makul bir bağlantı olmadığını görürüz. Bazen haklı olduklarına da şahit olduğum durumlar gördüğümü de söylemeliyim. Mantıksız suçlamalarını objektif ve gerçekçi bir şekilde değerlendirmeleri, sorunlu davranışlarını kabul etmeleri için yetmez. İnatla ve dirençle eşlerinin veya sevgililerinin suçluluğunu kanıtlama girişiminde bulunmaktan vazgeçmezler. “Evet benim bu yaptıklarımdan sonra artık evimizde huzur kalmadı ama aslında suçlu eşim” demekten asla vazgeçmediklerini görürüz. Davranışı değiştirmelerini zorlaştıran bir yaklaşım olan “Kendi hatası için eşi suçlama” yaklaşımı, sorunların çözülmesini “imkansız” hale getirir.

Bazı eşler veya sevgililer, yukarıda anlattığım iki gruptakilerden farklı olarak, sorunların kendilerine ait olduğunu ve kendi davranışlarının sonucu olduğunu kabul ederler. Hatanın, evliliğe zarar veren davranışın kendi hataları olduğunu kabul ederek “Bu sorunun kaynağı benim davranışlarım” derler. Buraya kadar her şey çok güzeldir.

Ancak bu kabulden sonra, davranış ve tutumlarında beklediğimiz değişiklik hiçbir zaman gerçekleşmez. Her zaman yaptıkları kişisel hataları yapmayı sürdürürler. Hataları düzeltmek istiyor gibi görünerek, aynı azim ve kararlılıkla her zaman yaptıkları gibi davranmaya devam eder, eşlerini ve yuvalarını kaybetmekte olduklarını fark etmiş de olsalar kendilerini artık engelleyemezler. Kişi önce inkar eder, sonra sorunun kendisinde olduğunu kabul eder, bir süre çözmüş gibi davranır, sonra aynı hatayı tekrar yapar ve kalıcı hale getirir.

Eş ona sorunu tekrar hatırlattığında, bir u dönüşü yaparak sorunun varlığını inkar eder. Önce sorunun kendi hatası olduğunu kabul ederken, sonradan fikrini değiştirmiş ve bu kez kendisinde bir sorun olmadığını ve sorunun kaynağının eş olduğu düşüncesi hakim olmuştur. Bu noktadan sonra kumar oynama davranışı eşin yapmaya zorlaması sonucu ortaya çıkmış olan, sorumlusunun zorlayıcı olan eş olduğu bir problem olarak görülür.

Bu kısır döngü yüzünden ilişkiler bozulur, zayıf ilişkiler tamamen biter ve boşanma gerçekleşir. Toksik bir ilişkiyi sürdürmek isterler ve partnerinin ihtiyaçlarını ve olumsuz duygularını anlamakla ilgilenmezler.

Kumar, bizim toplumumuzda çok sık karşılaştığımız bir aktivite. Çok güçlü bir bağımlılık oluşturuyor ve bazı insanların kurtulabilmeleri neredeyse imkansızdır. Patolojik kumar oynama davranışları yüzünden trilyonluk servetlerini kaybeden insanlar, ellerinde son kalanlar olan yuvalarını ve eşlerini de kaybetseler bu bir anlam ifade etmez.

2. Siz Sürekli Olarak Değişim Geçirirsiniz

“Sorunlarımız olduğunda kız arkadaşım sorunun kendisinde olduğunu asla kabul etmez. Bu sebepten dolayı onunla hiçbir şey konuşamam. Bana “Konuşma” diyerek konuları konuşmamı engeller. “İçinde bulunduğu belli ortamlarda olmasını istemiyorum. Onu birkaç belli insanın etrafında görmek beni rahatsız ediyor. Bunu ona söylemeye çalıştığımda, kesinlikle beni dinlemediği gerçeğiyle sarsılıyorum. Hayatım boyu onunla yaşasam acaba bir kez olsun ne dediğimi anlamaya çalışır mıydı? Bir kez olsun beni dinlese… Kendimi kötü hissettiğimde onunla sorunumu açarak detayları ile sohbet ederek, dertleşerek konuşmak istiyorum ama konuşma sırasında beni dinlemediğini fark ediyorum. Bence bana berbat davranıyor.

Bütün çabalarım boşa gidiyor ve kendi kendime “Bütün çabalarım boşuna” diyorum. Benim hakkımda ne hissettiğini, benle ne yapmak istediğini, evlenmek mi yoksa ayrılıp benden kurtulmak mı istediğini bilemiyorum, tahmin de edemiyorum”.

Anlaşmazlık ve tartışmalar, sağlıklı ve mutlu ilişkilerde de doğal olarak görülür. Çok sık ve çok şiddetli olmayan bu anlaşmazlık ve tartışmalar, eşler arasındaki duygusal bağa hizmet edecek şekilde çözülür. Sorunların çözülerek eşlerin zihinlerinde “Sorunumuz olduğunda çözüp yolumuza devam edebiliyoruz” düşüncesinin uyanması, sağlıklı ve güçlü bir ilişkinin sürdürülmesinde önemli bir rol oynar.

Zor noktalarda bir çözüme ulaşılarak sorunun tatlıya bağlanması, çift arasındaki ilişkiyi olumlu yönde etkiler. Anlaşmazlık ve duygusal kırgınlıklar eşler tarafından doğru anlaşılabilirse, sorunların çözülmesine ve eşler arasındaki duygusal bağın kuvvetlendirilmesine hizmet eder. İki eşin huzura kavuşmasının müjdesi burada yatar: “Konuştuk, tartıştık ve anlaştık”. Problemin sona erdirilerek tatlıya bağlanmasıyla birlikte, her iki eşi aynı anda kötü hissettiren bir konu da kapanmış olur.

3. Toksik İlişkide Saldırganlık Normaldir

 Toksik ilişkide bir sorunun varlığı göz ardı edilir. Sevgili ya da eşin olumsuz duyguları bir sorundan ya da karşılanmayan bir ihtiyacından kaynaklansa da bunun önemi yoktur. Bu tür  ilişkilerde eş veya sevgili ilişkisi sevgiye dayalı ilişkiler olarak görülmez.

Bunun yerine, eş / sevgili düşmandır ve ilişki de azgın düşmanın etkisiz bırakılması için mücadelenin verileceği bir savaş alanıdır.

Savaş alanlarında iki ordu çatışır ve savaşın amacı düşmana en fazla hasarı vererek savaşı kazanmaktır. Silahlar çekilir ve düşman ordusuna karşı mutlak zafer kazanmak için her şey denenir. Eş / sevgili vahşice saldırıya uğrar çünkü temel mantık “Kendimi korumalıyım ki incinmeyeyim” ve “Ben onu incitmezsem eninde sonunda bunu o bana yapacak” şeklinde ifade edilir.

Hedef belli: kazanmak. Bu insanların bilmediği şey, evlilik ilişkilerinde kazanan ya da kaybedenin olmadığı gerçeğidir. Sevgili ve evlilik ilişkileri bir savaş alanı olarak görüldüğünde, her iki eş birlikte kaybeder ve savaşta mağlup olurlar.

4. Eş / Sevgili Sizi Düşman Olarak Görür

Duygusuz, sert ve adeta düşman ülkenin ordu komutanı gibi karşıda duran eş, zaman zaman eşinin “yalnız” ve “çaresiz” hissetmesine neden olur. Üzgün, çaresiz, değersiz, suçlu, kızgın ve endişeli olmak, böyle insanların yaşamlarında sıradan bir durumdur.

Basit bir ihtiyacı veya sorunu dile getirmekte tereddüt eden eş çekingendir. Bir durumu anlattığında alacağı tepkiden korkar. Eşinin öfkesi onu korkutur. “Sorun yaşamaktansa sessiz kalırım daha iyi, gerginleşip huzursuzlaşırsam da kendi kendimi sakinleştiririm” der kendi içinde kendisiyle konuşurken.

Tartışılan hiçbir konu yoktur, çözüme kavuşturularak tatlıya bağlanmış hiçbir sorun yoktur ve karşılanmış olan hiçbir ihtiyaç da yoktur. İlişkinin “kötü” doğasına rağmen, yıllarca sürmesi de kaçınılmazdır. Toksik ilişkinin zehirlediği eş ya da sevgili bu eziyetin sürmesine rıza gösterirse, ömür boyu sürebilir de.
Nasıl ki zalimlikle ve agresif / hırçın tavırlarla hiçbir sorun çözülemezse, duygusal bağlar zayıf olduğunda ve incelerek koptuğunda ilişkiler bozulur, ayrılık ve boşanma kaçınılmaz olur.

Toksik İlişki Nasıl Sonlandırılır?

1. Suçlamayı bırakın

Olaya gerçekçi bir açıdan baktığınızda, ilişkinin yalnızca eşiniz veya sevgiliniz tarafından kurulmadığını göreceksiniz. Her çift ilişkisi iki kişinin katkılarıyla kurulur ve devam eder. Herkesin stresle başa çıkma yeteneği farklıdır. Herkesin toleransı farklıdır. Bazı insanlar zararlı ilişkilerin stresiyle perişan olduklarında çabucak çözümler ararken, diğerleri aynı stres düzeyine maruz kalarak ilişkiyi yıllarca devam ettirebilir.

Kötü bir ilişkinin acısını ve ıstırabını uzun süre tolere etmek ve bunlara katlanmak bir marifet değildir. Gerçek marifet, bir sorun çıktığında onu her iki eşin beraberce onu çözmek için karşılıklı olarak ortak bir çabayla mücadele etmesidir. Aynı şekilde yapılacak en mantıklı şey, bir soruna ya da sorun grubuna çözüm bulmakta isteksiz ve pervasız olan bir eş ya da sevgili ile ilişkiye girmemektir. İlişkinin başlangıcında, yaşadığınız sorunlarda ve bu sorunların size zarar vermesi konusunda eşinizi/sevgilinizi suçlamayın. Suçlamakla her şey yolundaymış gibi davranmak arasında çok da büyük farklar olmadığı kanaatindeyim. Bu davranışların ikisi de ortak bir özelliğe sahiptirler: Toksik ilişkiyi sürdürürler, ve sizi toksik ilişkinin zararlarından koruma konusunda işe yaramazlar.

2. “O yoksa ben bir hiçim” demeyi bırakın

Gerçek şu ki, toksik ilişkilerde çiftler geçinemezler. Birlikte eğlenemezler. Birlikte vakit geçirmekten hoşlanmazlar. En önemlisi, duygularını paylaşarak birbirleriyle derin duygusal bağlar kuramazlar. İlişkinin bu yönüne dikkat etmenizi öneririm. Sevgililerin ve evli çiftlerin birbirleriyle derin duygusal bağlarının olmasını önemsiyoruz ve tercih ediyoruz. Bu duygusal bağların varlığı hem eşleri hem de ilişkiyi bir çok zarardan korurken, ilişkinin toksik bir ilişkiye dönüşmesini de engelleyen önemli bir kalkan etkisine sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Gerçekçi olarak bakıldığında eşiniz/sevgilinizle çok yakın iki arkadaş gibi misiniz? Birlikte ne yaparsınız ve o ne yapar? Bunları görün. Cinsel yaşam ve iyi bir seks hayatınızın olması tek başına yeterli değildir. Zararlı ilişkilerin çoğunda cinsel yaşam da kesintiye uğrar, ancak bazı toksik evlilik ilişkilerinde seks ve cinsel yaşam mükemmel olabilir.

Mükemmel cinsellik yaşıyor olmanız, ilişkinizi sürdürmek için yeterli sebep olabilir mi? Bir cinsel yaşam ne kadar iyi olursa olsun, zararlı ilişkilerin verdiği zararı gideremeyeceği söylenebilir. Ayrıca varlığı ciddi sıkıntılara neden olan büyük sorunları da çözmez. Bu makalede ele aldığımız sorulara içinizdeki rasyonel ve gerçekçi yanıtları verin. Bu şekilde farklı açılardan bakın. “Onsuz yaşayamam, nefes alamam” demek yerine, “Tek başıma daha iyi yaşayabilirim. Onsuz daha iyi bir hayatım olabilir” düşüncesine inanın.

3. Sevdiklerinizden destek alın

Ayrılma/boşanma kararınızı sevdiklerinize ve yakın arkadaşlarınıza bildirin. Deneyimlerinizi ve duygularınızı sizin yaşadıklarınızı yaşamış olan, ve sizi anlayacağını bildiğiniz kişilerle paylaşın. Bu süreçte onlardan destek almanız faydalı olacaktır. Çok kısa süre önce bitmiş toksik bir ilişkinin ardından çok hızlı bir toparlanma ve büyük bir mutluluk hemen gerçekleşmez. Zamana ihtiyacınız vardır. Olumsuz duygularınız ve bunlara eşlik eden tüm hisler bir süre daha devam eder.

Olumsuz duygu ve hisler devam ettiğinde, duygusal bağımız olan yakınlarımızın duygusal ve manevi desteğine sahip olmak, bizi daha güçlü hale getirir ve üzüntülerimizi hafifletir.

Duygularınızı netleştirin ve ifade edin . Ne hissettiğiniz önemlidir. Duygularınızı sadece “iyi” veya “kötü” olarak adlandırmamaya dikkat edin, aynı zamanda nasıl hissettirdiklerini tanımlayın ve adını koyun. Duygularınıza “Ondan ayrılmaktan endişeleniyorum” veya “Onunla ilişkim bozulduğu için kendimi çaresiz hissediyorum” gibi uygun isimler vererek sahiplenin. Onları bastırmaya veya yok etmeye çalışmayın. Ayrıca onlardan kaçmaya çalışmayın. Onları hissetmek için kendinize izin verin. Duygularınızı ve düşüncelerinizi kaydetmek için bir günlük tutun ve bunları günlüğünüze yazın.

Toksik ilişkilerden kendinizi ömür boyu koruyun. Karşılıklı olarak almayı ve vermeyi bilen insanlar, çift ilişkisinde de, evlilikte de daha iyidirler. Bu insanlarla “dostluk kurun”. Dostuğun anlamını araştırmanızı öneriyorum.

“Sadece alan” insanların nasıl olduğunu bilirsiniz, çünkü toksik ilişkide bu insanların ne hissettirdikleri açık ve net olarak ortaya çıkmış durumdadır.

Sadece alan insanlar, diğer insanlardan aldıklarını geri vermezler, hiçbir şey vermezler ve siz vermeye devam ettiğiniz sürece almaya da devam ederler. Kendinizi “Sadece alan” insanlarla ilişkilerden korumak için buna dikkat edin.

Çift ve evlilik ilişkisi, özellikle sağlıklı bir ilişki, her iki partnerin de gönüllü olarak verdiği, almaktan çok vermeye odaklanan (her iki eş de vermek için fırsat kollar, ve eşinin iyiliğini gözetir) bir bağlılık ilişkisidir.

Almaktan başka bilmeyen, vermeyi bilemez. Bu nedenle normal bir çift ilişkisi kuramaz. Bundan sonraki ilişkinizde karşıdaki eş adayını çok iyi tanıyarak hareket etmeniz sizin yararınızadır. Hiçbir şey için acele etmemeyi bir ilke haline getirin.

4. Profesyonel Yardım Alın

Ayrılık süreci ve boşanma sırasında yukarıda belirtilen adımları izleyerek profesyonel yardım alın. Bir çift terapisti yardımı almak bu aşamada sizin hayatınızı kolaylaştıracaktır. Toksik ilişkilerin zararlı etkilerini bilen ve iyileşmenize yardımcı olabilecek bir ilişki danışmanı ile çalışarak bu süreci kolaylaştırabilirsiniz. İlişki danışmanlığı hakkında bilgi almak ve benim bu alandaki çalışmalarıma göz atmak için tıklayınız: İlişki Danışmanı

Serhat DAMAR, Klinik Psikolog / Çift Terapisti (PACT)


Yayım tarihi
İlişkiler olarak sınıflandırılmış

Serhat Damar tarafından

Serhat Damar, 2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamlayarak Klinik Psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. Dünyaca ünlü çift terapistleri ile çalışarak bu uzmanlardan çift terapisi eğitimleri almıştır. İstanbul'da Çift Terapisti olarak görev yapmaktadır.