Aşırı düşünme hastalığından kurtulmak ister misiniz?
30 Eki 2017

Sürekli Düşünüyorum Ne Yapmalıyım?

Sürekli düşünüyorum ne yapmalıyım dediğimizde rahatsızlık duyduğumuz durum zihnimizin olumsuz düşünceleri veya hiçbir faydası olmayan düşünceleri sürekli olarak döndürmesidir. Olumsuz ya da işlevsiz düşünceler bazen zihnimizde hiç aralıksız döner. Kendi kuyruğunu ısıran bir kedi gibi hiç durmadan ve sonu gelmeksizin düşünce zihnimizde kalır ve gitmesini istesek de gitmez. Bir psikolog olarak bana en sık karşılaştığım sorulardan biri “düşüncelerden nasıl kurtuluruz?” sorusudur.

Çok Düşünmek Zararlı mı?

Çok düşünmek, çoğu durumda zararsızdır. Sadece depresyonun şiddetli olduğu durumlarda kişinin yaşamdan aldığı zevkin neredeyse tükendiği bir zamanda bunaltıcı olmaktadır. Bunun dışında düşüncelerin biz insanlara herhangi bir zararı yoktur.

Herhangi bir iş ya da aktivite yapmadığımız bir anda, kendi kendimizle kaldığımız anlarda kendimizle konuşmaya başlarız. Bu biz insanların evrensel bir özelliğidir. Bazen bir hatırlatıcı gibi, bize eksik kalan bir işi, bir diyalog içinde söylememiz gereken bir sözü, bazense gün içindeki bir planımızı hatırlatır düşüncelerimiz. Bazen geçmişten bir anı çıkıp gelir. Bu anı bazen bir düşünce halinde, bazen bir resmin karesi olarak, bazense bir film şeridi olarak geçer zihnimizden. Bunu durdurmaya çalışmak işe yaramaz. Zihnimiz, sinir sistemimiz milyonlarca nöronun çalışmasıyla, bağlantılar kurarak çağrışımlar yapmasıyla işlevlerini yerine getirir. Özetle, bir görev ya da etkinlikle meşgul olmadığında insan zihni içine döner ve nerede olduğu fark etmeksizin düşünce akışı kendiliğinden başlar.

Çocukluk yıllarımda kuzenim Seçkin’le yaz tatilinde büyük babamızın yanına giderdik. Büyük babamız, bize kendi yaşamından örnekler anlatırdı ve anlattıklarını uzun süre dikkatle takip ederdik. Anlattığı yaşam olayları da, bu yaşama dair anılarını bizimle paylaşması da gerçekten keyifliydi ve ondan bu hayata dair çok şeyler öğrendik. Sağolsun, Allah hayırlı ve uzun ömürler versin (Bu arada anneannemizi geçtiğimiz hafta kaybettik ve toprağa verdik. 60 yıllık hayat arkadaşını kaybetmenin tarifsiz acısını yaşayan büyük babamıza sabırlar diliyorum). İnşallah bu acıya dayanır ve yasını yaşadıktan sonra yine eskiden olduğu gibi yaşam deneyimlerini biz torunlarıyla paylaşmaya devam eder.

Çocukluğumuz boyunca büyük babamızın bize anlattığı yaşam olaylarını ve anıları uzun süre ilgiyle takip ederdik. Bir süre sonra dikkatimin dağıldığını ve düşüncelere dalmaya başladığımı fark ederdim. Ben bu dikkat dağılması sırasında futbolu düşünmeye başlardım. Futbol o günlerde en çok ilgimi çeken ve en eğlenceli bulduğum aktivitelerden biriydi. Büyük babamızla sohbet sırasında dikkatim dağıldığında zihnimden milli takımımızı favori gördüğüm oyunculardan oluştururdum. O zamanın da şimdinin de dört büyükleri olan Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’da oynayan as oyunculardan bir milli futbol takımı oluştururdum. Bu benim hayalimdeki milli takımımızdı. Aynı anda kuzenim de benim yaptığıma benzer bir şey yapardı. Kuzenim Seçkin de koyu bir Beşiktaşlı olarak hayalindeki Beşiktaş takımını en favori oyuncularla kurardı. Başlangıçta Seçkin de ben de bunu sadece zihnimizden, düşüncelerimizle yapıyorduk ancak gün geçtikçe bu eylem daha somut ve gözlemlenebilir bir hal aldı.

Kağıt Üstünde 4 Büyükler ve Milli Takımımız

Zaman içinde, büyük babamızla sohbetlerimiz sırasında masada hem benim hem de kuzenim Seçkin’in önünde birer kalem ve birer kağıt belirdi. Bunları sohbet başlamadan hemen öncesinde masaya koyuyorduk. Dikkatimizi verebildiğimiz süre boyunca büyük babamızı dinliyorduk. Bir noktada, dikkatlerimiz dağılıp da büyük babamızın anlattıklarından koptuğumuzda ise, kendi içimize dönüyorduk ve ben hayalimdeki milli takımımızı düşünüyor, bir yandan da önümdeki kağıda yazıyordum. Aynı şekilde kuzenim Seçkin de hayalindeki Beşiktaş takımını kuruyor ve kağıda yazıyordu. Büyük babamız ise, bizle paylaştığı yaşam olayları ile ilgili notlar aldığımızı düşünerek mutlu oluyor, anılarını çok daha keyifli bir şekilde anlatıyordu.

Seneler sonra bir gün, ben 18 yaşımda üniversite sınavına girmeden birkaç gün önce büyük babamı ziyaret ettim ve yanımda kuzenim Seçkin de vardı. Bu kez konu benim üniversite sınavında yapacağım tercihlerdi. Büyük babam emekli bir öğretmendi ve onun gençlik yılları, ülkemizin zor yıllarıydı. İmkanlar son derece sınırlıydı ve halkımızın yokluk çektiği yılardı. Bu yaşam deneyiminin etkisiyle büyük babam bana: “ODTÜ’yü tercih etme” diyordu. Sonrasında “Psikoloji bölümünü tercih etme” diyordu ve kendi bakış açısından haklıydı. Büyük babam benim “garanti” bir işim olmasını istiyordu. “Asker ya da öğretmen ol ki, ataman hemen olsun. Devletin güvencesinde çalışmak en iyisidir” diyordu.

ODTÜ’de Psikoloji Okumak

Büyük babamızın bu önerilerini saygıyla ve ilgiyle dinliyordum. Bu arada bu önerilerini paylaşırken bir süre sonra dikkatim dağılıp gitmişti, çünkü ODTÜ Psikoloji bölümünü okumak benim için en önemli hedeflerden bir tanesiydi. Bu hedefime ulaşabilmek için sürekli ders çalışmış, gecemi gündüzüme katmıştım. Çok emek vermiştim ve hem üniversite hem de bölüm tercihim net bir biçimde belliydi. Öğretmenlik de, askerlik de kutsal mesleklerdi elbette ancak benim hayalim ODTÜ’de Psikoloji okuyarak gelecekte iyi bir psikolog olmaktı.

Büyük babamın tavsiyelerini dinlerken zihnim hayalimdeki üniversiteyle büyük babamın “Öğretmen ol, asker ol” sözleri arasında gidip geliyordu. “Garanti bir işin olsun” dediğinde ben bir an kendimi hayalini kurduğum üniversitenin, ODTÜ’nün kampüsünde bulmuştum. Kampüsten içeri girmiştim ve iki yanında büyük ağaçlar uzanan kampüs yolundan Psikoloji bölümüne yürüyordum. Bölüm binasının önünde durup binayı seyrediyordum. Sonra içeri giriyor, binanın -1 inci katında bulunan amfide ders dinlediğimi hayal ediyordum. Sohbetimizin devam ettiği o anlarda bir yandan da büyük babamızı takip ediyordum. Sohbetimiz bittiğinde önümdeki kağıtta ODTÜ Psikoloji bölümüne girmek için ihtiyaç duyduğum matematik, Türkçe ve sosyal netleri yazıyordu.

Çocukluğumda ve 18 yaşımda dikkatimin dağıldığı anlarda bunları yapmıştım. Bu anlar kısa süreli olduğundan ve keyif verdiğinden zararsızdı. Burada yer verdiğim örnekte yapmış olduğum içe dönüşler kendi isteğimle yaptığım ve kontrolün bende olduğu durumlar olduğu için bunlardan zevk aldım.

sürekli düşünüyorum ne yapmalıyım - beynim kendi kendine konuşuyor - kafamın içinde sürekli kendimle konuşuyorum - aşırı düşünme alışkanlığı ve çözümü - aşırı düşünme hastalığı

Aşırı düşünme hastalığından kurtulmak ister misiniz?

Kafamın İçinde Biri Konuşuyor ve Susmuyor

İçe dönüşler istemsiz olduğunda, bizim kontrolümüz dışında geliştiğinde ve otomatikleştiğinde ise kendimizi kötü hissederiz. Duygularımızı, hislerimizi, algılarımızı gölgeler. Gerçek dışılık, yabancılaşma ve anlamsızlık hissi yaratır. “Boşluk” olarak da tarif edilen bu his, yaşamın gerçekliğinden uzaklaştığımızı hissetmemize sebep olur.

Bizim kontrolümüz dışında ortaya çıkan ve otomatikleşen düşüncelerimiz “olumsuz” olduğunda, hissettiğimiz duygular da üzüntü, kaygı, endişe gibi olumsuz duygular olur.

Yaşamlarımızda dalıp gittiğimiz ve bizi rahatsız eden, peş peşe gelen ve kesilmeyen düşüncelerimiz olduğunda bunlarla baş edebilir miyiz? Cevabımız evettir.

Beynim Kendi Kendine Konuşuyor Diyorsanız

Beynim kendi kendine konuşuyor demek, aslında ardı arkası kesilmeyen düşünceleri anlatan bir cümledir. Buna toplum içinde çok düşünme hastalığı da denir. Aşağıda ele aldığım yöntemleri günlük yaşamınızda uygulamaya gayret edin. Unutmayın ki, burada ifade ettiğim yöntemler siz uyguladıkça ve zamanla etki gösterecektir. Düşünceleri kazıyıp atmak veya yok etmek mümkün değildir ancak bu yöntemlerle rahatsız edici olma özelliği belirgin olarak azalacaktır.

Aşırı Düşünme Alışkanlığı ve Çözümü İçin Psikolog Tavsiyeleri

“Bu düşünce gerçekten önemli mi?”, “Bu düşünce benim hangi ihtiyacımı gideriyor?” sorularına cevap vererek gerçek ihtiyaçlarınıza odaklanın.

İşle ilgili konularda düşüncelere dalıp gitmeyi önlemek için kendinize belirli bir düşünme süresi tanıyın. Sürekli düşünüp, düşüncelere dalmak yerine belirlediğiniz süre boyunca düşünüp ardından da eyleme geçin ve işi yapmaya başlayın.

Düşünceden eyleme geçin. Düşünmek, düşüncelere dalmak ve düşüncelere aşırı odaklanmak eylemden kaçınma ve kendi ayağına çelme takma anlamına gelir. İşlerinizi bitirmenizi sağlayan şey düşünmek değil, yapmaktır yani eylemlerinizdir.

En iyi şekilde yapma düşüncesinden, sadece ve sadece işi yapmak ve bitirmek için bir adım atmaya indirgeyin. Uzun yollar, ufak adımlar atarak, hatta bebek adımlarıyla aşılır. O bebek adımını atın. “En doğru adımı atmak” ya da “En büyük hamleyi yapmak” ya da “Bir an önce en iyi şekilde bitirmek” yerine sadece küçük bir adım atmanız daha gerçekçi ve daha faydalıdır.

Kendinize Hatırlatın : Tüm Duygular ve Hisler Gibi, Düşünceler de Geçici ve Süreksizdir.

Aynı anda birçok şey yapmaya çalışmak yerine tek bir göreve odaklanın. Görevleri, işleri listeleyin ve listenizdeki görevlerin üstüne tek tek gidin. Görev ve işlerinizin devasa bir yüke dönüşerek gözünüzü korkutmasına izin vermeyin. “Böl ve bitir” şeklinden özetleyebileceğimiz bir felsefe ile, görevlerinizi tek tek, küçük adımlarla ilerleyerek bitirin.

Hızlanmaya çalışmak yerine yavaşlayın. Hızlanmak sizin daha çok gerginleşmenize neden olurken odaklanma becerinizi olumsuz etkiler. Bir an önce bitirme çabası performansı düşürür. Hızlanma gayretinizi fark edin ve kendinizi ve eylemlerinizi yavaşlatın.

Yürüyüş ya da spor yapın. Kaslarınızı, tüm bedeninizi çalıştırın ve bu yolla bedeninizin, sinir sisteminizin ihtiyaç duyduğu nöro kimyasalların kendi bedeninizde üretilmesine yardım edin.

Bol bol kitap okuyun, film seyredin, sinemaya gidin, kalabalık yerlerde bulunmaya çalışın ve uzun süre yalnız kalmayın. Bu tür etkinlikler zihninize düşüncelere kapılma ve bunlara dalıp gitmenin karşısında odaklanabileceği ikinci bir alan sunar. Bu fırsatı ya da alanı zihninize sunun. Belki bir süre bu fırsatı değerlendirmese de bir noktadan sonra fırsatı değerlendirmeyi ve sizin sunduğunuz alana odaklanmayı sağlayabilecektir. Bu yöntemi sık sık tekrarlayın.

İyi hissettiren müzikler dinleyin. Müzik, içeriği neşeli ve yaşam sevinci yaratan melodilerden ve sözlerden oluşuyorsa sizin duygu durumunuzu olumlu etkileyecektir. Hüzünlü, melankolik şarkılar dinlemenizi önermiyorum çünkü bunlar sizi iyi hissettirmediği gibi, sürekli zihnimizi meşgul eden düşüncelerin gitmesine de yardımcı olmaz.

Sosyalleşin. Yanında kendinizi iyi hissettiğiniz, sizi motive eden ve mantıklı düşünceleri olan (detaylarla uğraşmayan, düşünceler dalmak yerine işlevsel davranışlarla ilerleyen) arkadaşlarınızla görüşmek için zaman ayırın.

Diğer insanlarla birlikteyken içinize dönmemeye özen gösterin. İçinize döndüğünüzde dikkatinizi nazikçe tekrar dış dünyaya yöneltme konusunda pratikleşin. Dikkatiniz tekrar içe dönmeye başlayacaktır. Bu kez de yanınızda bulunan insanlarla sohbete odaklanın ve içinizden geçen düşünceleri fark etseniz de bunlara odaklanmayın.

Klinik Psikolog Serhat Damar

İnternet üzerinden psikolog desteği almak ister misiniz? Bilgi almak için tıklayınız: Online Psikolog

İstanbul Bakırköy’de Klinik Psikolog desteği: Bakırköy Psikolog


Tavsiye Yazılar:

Psikoloğa Ne Zaman Gidilir

Tükenmişlik Sendromu Çözümü


Serhat Damar

Klinik Psikolog Serhat Damar, 2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuş, Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. 17 yıldan uzun süredir yetişkin danışanlarıyla bireysel ve çift çalışmalarını sürdürmektedir.

Yorumlar

  1. Orkun diyor ki: Eylül 17, 2019 at 9:35 pm

    Hocam ben tam uyuyacakken beynim tam gidiyor uyumaya sonra diyorki uyuyosun bak uyuyosun gibi cümleler beynim gidince yerinden bu beni fazlasıyla tedirgin ediyor yarına kalkamiycakmisim gibi hissediyorum tüm gun acaba uyuyabilcekmiyimi düşünüyorum

  2. Serhat Damar diyor ki: Temmuz 15, 2019 at 12:09 pm

    Özge merhaba. Bu yaşadığın durum her insanın yaşayabileceği gibi, sıradan bir yaşantıdır. İnsan zihninde bir olaya kızdığında o tepkinin yüz ifadesini dışarı yansıtırsın çünkü sen insansın. Duygularımızı gizleyemeyiz, bir şekilde ne hissettiğimizle, dolayısıyla da ne düşündüğümüzle ilgili çevremizdeki insanlara sözel olmayan mesajları sürekli veririz. Bunda bir anormallik de yoktur. Karpuz demek isterken kavun demek uykusuzluğun, aşırı yoğun çalışmanın veya yoğun stres altında olmanın bir belirtisi olabilir. Zihnin meşgulse bedenini daha fazla meşgul edecek bir spor, yürüyüş gibi aktivitelere zaman ayırmanı ve zihnini ve stresini bu şekilde boşaltmanı tavsiye ediyorum.

  3. Özge diyor ki: Temmuz 13, 2019 at 11:18 pm

    Merhaba Hocam benim neyim var sorusuna kendimce cevap arıyorken ve görüşecek bir psikolog bulamamışken yazınıza denk geldim ve bir nebze olsun rahatladım, çünkü bipolar olduğumdan şüphe ediyordum. Bende bahsettiğiniz gibi sürekli olarak zihnimde bir şeyler hayal ediyorum düşünüyorum ama hayal ettiklerime zihnimde verdiğim bir tepkiyi dışarıya yansıtmaya başladım artık yani zihnimde bir olaya kızıyorsam o tepkinin yüz ifadesini dışarı yansıtacak gibi oluyorum bu fazla düşünme hastalığının ötesinde bir şey mi? Ayrıca karpuz demek isterken kavun diyorum mesela zihnim oldukça meşgul odaklanma problemi çok yaşıyorum. Teşekkürler.

  4. Trabzonspor diyor ki: Temmuz 8, 2019 at 12:52 am

    Birincisi üç büyük değil dört büyüktür o fenerbahçe,galatasaray,beşiktaş ve TRABZONSPOR okumuşsunuz hayallerinize ulaşmışsınız ama keşke daha dürüst bir yaklaşımınız olsaymış. bizde çok düşünüyoruz zaten takıldığım noktadan bellidir. neyse yazınızı üç büyükten sonra okumama kararı aldım 🙂 kendinize iyi bakın. ben kendimle çelişiyorum kolay gelsin..

  5. Serhat Damar diyor ki: Haziran 28, 2019 at 10:02 am

    Merhaba Burcu. Bu problem bir kaygı bozukluğu ve bununla ilgili psikoterapi desteği ile beraber bir psikiyatri uzmanından da yardım almanı tavsiye ediyorum. Yaşadığın durum senin yaşam kaliteni düşürür, hayattan zevk almanı engeller. Bu yüzden de güçlü bir şekilde bu kaygı bozukluğuyla mücadele etmelisin. Çözüme hem klinik psikolog hem de psikiyatri uzmanı hekim desteği alarak ulaşabilirsin.

  6. Burcu diyor ki: Haziran 28, 2019 at 8:32 am

    Serhat Bey ben de herşeyi kafama takıyorum. mesela çöpü attıklarımı evde Yaptığım işleri çöp attım sigaraları bile sayar hale geldim gün gün her gün tekrar tekrar aynı şeyi yapıyorum. Bana bir yardım ederseniz çok sevinirim psikolojim acayip derecede bozuldu bu şekilde ve ben hiç evden çıkmayan bir bayanım baykustan

  7. aslı diyor ki: Mayıs 29, 2019 at 12:31 pm

    hocam merhaba, ben 39 yaşındayım yeni evlendim yani geç evlilik sayılır. 9 ay oldu evleneli ve bebek yapmaya çalışıyoruz. doktora gittim tüp bebek önerdiler ama enfeksiyondan dolayı yapamıyoruz beklememiz gerekiyormuş. fakat bu süre zarfında sürekli bebeğim olacak mı? düşüncesi beynimi yeyip kemiriyor. ve çoğunlukla da dediğiniz gibi olmayacak benim bebeğim düşüncesi galip geliyor. daha öncede psikolog yardımı almıştım. bu umutsuzluk denizinde yüzüp duruyorum, eşimle konuştuğumuzda benden daha rahat tavır sergiliyor ama bana yansıtmadığını düşünüyorum. şu sıralar sürekli ağlıyorum da. napcam bilemiyorum hocam?

  8. Ayşegül diyor ki: Mayıs 22, 2019 at 3:53 am

    Merhabalar,
    Bu yazıyı açıp okuma sebebim beynimin en küçük tetikleyici bir kelime okuduğunda ya da bir nesne gördüğünde onun eskiden yaşadığım, özellikle de iş yaşamında yaşadığım haksızlıkları hatırlatması oldu. Öyle ki spor yapıp film izliyorum düşüncelerimden kurtulabilmek için. Ama bir nebze olsun rahatlatıyor. Sonra yine bir tetikleyici ve yine beynimde dönen düşünceler. Bu arada 28 yaşındayım. Şu anda işsizim. Hayatımı gerektiği gibi yaşamamam da etkili tabi bu düşüncelerde. Başım o kadar ağrıyor ki Jim kerry’nin filmindeki gibi unutmak için geçmişimi sildirebilseydim keşke diye bile düşündüğüm oluyor. Sizi meşgul ediyorum ama bi öneriniz var mı?

  9. Pınar diyor ki: Mayıs 17, 2019 at 11:49 am

    Merhaba hocam ben 21 yaşındayım sınava hazırlanıyorum 2 ay gibi kısa bir sürem kaldı ama çalışamıyorum her çalışmaya başlıycam dediğimde aklıma yaşadığım olaylar geliyor ama mutlu olduğum olaylar ben bunları günde 5 6 defa aklıma geliyor mutlu olduğum olaylar olduğu için yüzüm gülüyor ama zihnim yoruluyor halsiz düşüyorum ders çalışamıyorum zihnim hep dolu hep yorgun olduğu için derse odaklanamıyorum evde sevgi görmediğim için dışarda bana söylenen güzel sözler tekrar tekrar aklıma geliyor sevgi eksikliğimi bu düşüncelerle mi gidermeye çalışıyorum bende bilmiyorum lütfen bana yardım edin uygulayacağım bir yöntem önerir misiniz bu düşüncelerden nasıl kurtulucam bilmiyorum

  10. Baturay diyor ki: Mart 28, 2019 at 2:33 am

    merhaba hocam 17 yaşıma girmek üzere başladk çok düşünme hastalığı bendede bir gün işteyken mola vermek için dışarıya çıktım sigara içmek için birden bire aklıma çalıştıgım yerin patronu babamı görse tanırmı tanırsa birbirlerine selam verirler öyle öyle düşünmeye başladım ve o an saçma şeyler düşündügümü hissettim sonra beynim hepte farklı farklı şeyler düşünmeye başladı kendime çok fazla düşünüyosun demistim hersey orada baslamıstı 3 4 gün geçti bu düşünme hastalığının benden uzaklaştıgını farkettim sonra tekrar aynı sorunla karsılastım örnek veriyorum 1 hafta düşünüyorum sonra düzeliyorum 4 5 gün sonra tekrar düşüncelere dalıyorum böyle böyle geçer demiştim ama geçmedi bu sefer yakamk tutmuş bırakmıyormuş gibi hissediyorum sürekli düşüncelerdeyim arkadaslarım la muhabbet etmesini seven birisiyim ama bir ortamdayken çok konusan ben düşüncelerimden dolayı konusamıyorum pek fazla mesela arkadasım birsey diyor odaklanamıyorum arada kelimeleri sapıtıyorum ve hayaf çok sıkıcı geliyor düşüncelerimde olumlu olumsuz mutlu mutsuz amaçlı amaçsız düşünceler bu birşeye odaklanmak istiyorum yapamıyorum telefonda sosyal öedayada gezerken bazen odaklana biliyorum kafamdaki düşünceleri hissetmiyorum arada çalışırken öyle geriye kalan zamanlarda sürekli aklımda düşünceler var bundan nasıl kurtulabilirim kafamdaki düşüncelere değil hayata yaşadığım her saniyeye odaklanmak istiyorum ama olmuyor ve bu bu düşünme hastalığı başladığından beri çok sinirli birisi oldum bununda farkındayım bir örnek daha vereyim mesela bu durumdan dolayı psikologa gitmeyi düşündüm hepte doktora gidersem böyle söylerim sunları söylerim bu konuyu aileme söylemeden önce böyle anlatırım su kelimeyi söylerim diye düşünüyordum cevaplarsanız sevinirim

  11. Okur diyor ki: Mart 27, 2019 at 11:02 am

    Farklı bir bakış açısı olması için şu ses kaydını dinleyebilirsiniz.

  12. Serhat Damar diyor ki: Mart 25, 2019 at 8:13 pm

    Evlenme kararı almadan önce bir psikoterapistle bireysel olarak ya da bir evlilik / çift terapisti ile nişanlınla birlikte çalışmalara katılabilirsin. Kendini, nişanlını ve aranızdaki ilişkiyi tanıyarak daha doğru karar verebilirsin. Acele bir evlilik ya da ayrılık kararı vermemeni tavsiye ediyorum.

  13. 24 yaşında bi kızım. Yakın zamanda nişanlanacağım inşallah ama durum bu noktaya gelmeden önce çok da iyi olduğum söylenemezdi yani sağlıklı düşünerek karar vermedim, kendimi salıvermiştim ve hiç birşey önemli değildi benim için, kim ne derse tamam diyordum sanki
    Talip olan kişi çok iyi tanıdığım biri olduğu için ve olumsuz herhangi birşeyin görmediğim için kabul ettim ama hiçbirşey hissetmiyordum oma karşı ve uzun bir süre böyle oldu sözlendiğim zaman birşeyler hissettiğimi düşündüm, şimdi de öyle düşünüyorum. Her gün olmasada sıksık bir anda sevmediğimi düşünüyorum ve bu beni korkutuyor, bu tarz düşünceler çok sık gerçekleşmeye başladı. Sözlüme kesinlikle hissetirmemeye çalışyorum ama kafamda sürekli ikimizin birbirine uymadığını düşüncesi geliyor tedirgin oluyorum hep
    Yazdıklarınızı okudum faydalı oldu benim için teşekkür ederim
    Bana ne önerisiniz? Lütfen cevap verirseniz çok sevinirim

  14. Fatma diyor ki: Mart 20, 2019 at 6:01 pm

    Merhaba Serhat bey esim tip doktoru romatolog 48 yasinda bir bayan hastasi esime 1-2 hafta boyunca gece 12 de hastaligina uzuldugunden ve alakasiz bir kac mesaj daha atmis esim bana ilgi duydugunu hissettim hergun yazinca dedi ama benden kaynakli bir durum yok rahat ol hasta bipolar dedi ama ben bunu kendime yinede yediremiyorum 2 aydir cok kotuyum 8 kg verdim hicbirseyden zevk alamiyorum.Icimde bir ses ya esimde ona ilgi duyduda konuşurlarsa diyor surekli vesvese geliyor napacagim bilmiyorum.Esimde bende 36 yasindayiz.

  15. Tahir diyor ki: Mart 11, 2019 at 12:53 am

    Merhaba Sürekli düşünüyorum geçmişi bugünü dünü heran ne yaşadıysam herşeyi söyleyemedigim veremediğim cevaplari düşünüyorum. Üst üste geliyor herşey kendimi o kadar yanlız hissediyorum ki bi odaya kapatıp aylarca cikmamak istiyorum ağlamak istiyorum günlerce üstümdeki sorumluluklardan korkuyorum ve ben korktukca bu sorumluluklar artıyor herşey üst üste geliyor. Geceleri dışarıya cikmaya korkmayan 3 de 4 de dışarda gezen ben şimdi 12 den sonra çıkmak istemiyorum korkuyorum çok korkuyorum yanlızım çevremde arkadaşlarim dostlarim sevgilim var belki ama yanımdan gittikleri an ben yanlızım bir insan durup saatlerce duvarı izleyebilirmi yada saatlerce iç sesiyle konusabilir mi kulağımda bi çınlama var sanki beynimi yok ediyor öyle bir çınlama hocam kötüyüm ben çökmüş hissediyorum kendimi dibe batmış gibi mutlu olmaya çalışıyorum yalandan gülüyorum sinirleniyorum bişeylere ama içime atıyorum haa bide bazen öyle patlamalar yaşıyorum. Ki sinir kirizleri kendimi tokatliyorum ne yapmalıyım hocam ne yapmalıyım

  16. Ömer diyor ki: Şubat 1, 2019 at 12:43 am

    Çok teşekkür ederim.. Elinize Kolunuza Sağlık Gerçekten Benim Yaptiğım Hataların Bire Bir…Çözum Yolu Icin Dediklerinizi Uygulayacam..

  17. Deniz diyor ki: Ocak 24, 2019 at 2:36 am

    HOCAM MERHABA ÖNCELİKLE YAZINIZI OKUDUM EMEGINIZ IÇIN TEŞEKKÜR EDERİM. BEN SÜREKLİ BEYNIMDE BİRŞEYLER KURUYORUM HEP OLUMSUZ ŞEYLER DÜŞÜNÜYORUM ŞUAN EVLENMEYI DÜŞÜNÜYORUM BEYNIMDE SÜREKLİ YA BİSEY OLURSALAR GEZİYOR VE BUNUN ÖNÜNE GEÇEMİYORUM HER SÖYLENEN CÜMLENIN YADA OLAYIN ALTINDA BİRŞEYLER ARIYORUM YAPMAK ISTEMIYORUM AMA ARKA ARKAYA BEYNIMDE PEMBE DIZILER OLUŞTURUYORUM.BUNU KİMSEYE SOYLEYEMIYORUM ÇÜNKÜ IÇİM RAHAT ETSIN DIYE BILE SORDUĞUMDA HASTALIKLIYMISIM GIBI CEVAPLAR ALIYORUM.. NE YAPMALIYIM ?

  18. Mrb lar hocam 13 yıllık anksiyete hastasıyım yazdıklarınızın hemen hemen hepsini yaşadım yaşıyorumda hele birde şimdi ikiz gebelik yaşıyorum ilk iki ay depresyonla mücadele etmek zorunda kaldım yıllarca bu hastalıkla mücadele etmenin yıpranmışlığını yaşıyorum beynimde sürekli olumsuz düşünceler herşeyin en kötüsü ve kötü senaryolar ilaç kullanamıyorum sadece terapi almaya çalışıyorum oda maddi durumum el verdiğince her an tetikte yaşamaktan atak gelirse ne yaparım en iyisi tetikte olmak düşünceleriyle boğuşuyorum eskiden olduğu gibi deliksiz bir uyku uyumayı özledim

  19. ibolar pozuk diyor ki: Aralık 5, 2018 at 1:08 pm

    Hocam merhaba öncelikle ben bir bipolarım 21 yaşındayım. Çevremde fiziken beğendiğim kızlar oluyor ve doğal olarak evrimsel süreçten miras kalan dürtüler adı altında bakıyorum. Ama bakmak istemiyorum çünkü sevgilim var ve bundan ötesinde o baktığım kızların yüzü istemsizce gözümün önüne geliyor. Gerçekten gün boyunca sürekli geliyor. Bunun nedeni ve çözümü ne olabilir? Düşündüğüm için değil sanki o an baktığım yerde o yüz gerçekten varmış gibi oluyor ve sevgilime karşı vicdanen rahatsız hissediyorum…

  20. Hatice diyor ki: Aralık 1, 2018 at 4:35 pm

    Hocam merhaba yazınızda bahsettiginiz durumlari sıklıkla yaşıyorum. Yaklaşık 6 ay önce bir ilişkim bitti. 3 4 aydır zihnimin sürekli konustuğunun farkındayım ve beni cok rahatsız ediyor. Ders çalışırken, kitap okurken, derste istemsizce kendimi düşüncelere dalmış buluyorum farkettiğimde kendimi toparlamaya çalışıyorum ama sonra yine aynı şey. Biten ilişkimle ilgili bir şeyler düşünüyorum geçmişte ailevi yasadığımız olayları düşünüyorum kimi zamanda olmayan bir şeyler canlandırıyorum zihnimde bundan nasıl kurtulabilirim bu bir psikolojik rahatsızlık mıdır geçici bir süreç mi? Cevaplarsanız çok sevinirim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.