Aşırı düşünme hastalığından kurtulmak ister misiniz?
30 Eki 2017

Sürekli Düşünüyorum Ne Yapmalıyım?

Sürekli düşünüyorum ne yapmalıyım dediğimizde rahatsızlık duyduğumuz durum zihnimizin olumsuz düşünceleri veya hiçbir faydası olmayan düşünceleri sürekli olarak döndürmesidir. Olumsuz ya da işlevsiz düşünceler bazen zihnimizde hiç aralıksız döner. Kendi kuyruğunu ısıran bir kedi gibi hiç durmadan ve sonu gelmeksizin düşünce zihnimizde kalır ve gitmesini istesek de gitmez. Bir psikolog olarak bana en sık karşılaştığım sorulardan biri “düşüncelerden nasıl kurtuluruz?” sorusudur.

Çok Düşünmek Zararlı mı?

Çok düşünmek, çoğu durumda zararsızdır. Sadece depresyonun şiddetli olduğu durumlarda kişinin yaşamdan aldığı zevkin neredeyse tükendiği bir zamanda bunaltıcı olmaktadır. Bunun dışında düşüncelerin biz insanlara herhangi bir zararı yoktur.

Herhangi bir iş ya da aktivite yapmadığımız bir anda, kendi kendimizle kaldığımız anlarda kendimizle konuşmaya başlarız. Bu biz insanların evrensel bir özelliğidir. Bazen bir hatırlatıcı gibi, bize eksik kalan bir işi, bir diyalog içinde söylememiz gereken bir sözü, bazense gün içindeki bir planımızı hatırlatır düşüncelerimiz. Bazen geçmişten bir anı çıkıp gelir. Bu anı bazen bir düşünce halinde, bazen bir resmin karesi olarak, bazense bir film şeridi olarak geçer zihnimizden. Bunu durdurmaya çalışmak işe yaramaz. Zihnimiz, sinir sistemimiz milyonlarca nöronun çalışmasıyla, bağlantılar kurarak çağrışımlar yapmasıyla işlevlerini yerine getirir. Özetle, bir görev ya da etkinlikle meşgul olmadığında insan zihni içine döner ve nerede olduğu fark etmeksizin düşünce akışı kendiliğinden başlar.

Çocukluk yıllarımda kuzenim Seçkin’le yaz tatilinde büyükbabamızın yanına giderdik. Büyükbabamız, bize kendi yaşamından örnekler anlatırdı ve anlattıklarını uzun süre dikkatle takip ederdik. Anlattığı yaşam olayları da, bu yaşama dair anılarını bizimle paylaşması da gerçekten keyifliydi ve ondan bu hayata dair çok şeyler öğrendik. Sağolsun, Allah hayırlı ve uzun ömürler versin (Bu arada anneannemizi geçtiğimiz hafta kaybettik ve toprağa verdik. 60 yıllık hayat arkadaşını kaybetmenin tarifsiz acısını yaşayan büyükbabamıza sabırlar diliyorum). İnşallah bu acıya dayanır ve yasını yaşadıktan sonra yine eskiden olduğu gibi yaşam deneyimlerini biz torunlarıyla paylaşmaya devam eder.

Çocukluğumuz boyunca büyükbabamızın bize anlattığı yaşam olaylarını ve anıları uzun süre ilgiyle takip ederdik. Bir süre sonra dikkatimin dağıldığını ve düşüncelere dalmaya başladığımı fark ederdim. Ben bu dikkat dağılması sırasında futbolu düşünmeye başlardım. Futbol o günlerde en çok ilgimi çeken ve en eğlenceli bulduğum aktivitelerden biriydi. Büyükbabamızla sohbet sırasında dikkatim dağıldığında zihnimden milli takımımızı favori gördüğüm oyunculardan oluştururdum. O zamanın da şimdinin de üç büyükleri olan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’da oynayan as oyunculardan bir Türk milli futbol takımı oluştururdum. Bu benim hayalimdeki milli takımımızdı. Aynı anda kuzenim de benim yaptığıma benzer bir şey yapardı. Kuzenim Seçkin de koyu bir Beşiktaşlı olarak hayalindeki Beşiktaş takımını en favori oyuncularla kurardı. Başlangıçta Seçkin de ben de bunu sadece zihnimizden, düşüncelerimizle yapıyorduk ancak gün geçtikçe bu eylem daha somut ve gözlemlenebilir bir hal aldı.

Kağıt Üstünde 3 Büyükler ve Milli Takımımız

Zaman içinde, büyükbabamızla sohbetlerimiz sırasında masada hem benim hem de kuzenim Seçkin’in önünde birer kalem ve birer kağıt belirdi. Bunları sohbet başlamadan hemen öncesinde masaya koyuyorduk. Dikkatimizi verebildiğimiz süre boyunca büyükbabamızı dinliyorduk. Bir noktada, dikkatlerimiz dağılıp da büyükbabamızın anlattıklarından koptuğumuzda ise, kendi içimize dönüyorduk ve ben hayalimdeki milli takımımızı düşünüyor, bir yandan da önümdeki kağıda yazıyordum. Aynı şekilde kuzenim Seçkin de hayalindeki Beşiktaş takımını kuruyor ve kağıda yazıyordu. Büyükbabamız ise, bizle paylaştığı yaşam olayları ile ilgili notlar aldığımızı düşünerek mutlu oluyor, anılarını çok daha keyifli bir şekilde anlatıyordu.

Seneler sonra bir gün, ben 18 yaşımda üniversite sınavına girmeden birkaç gün önce büyükbabamı ziyaret ettim ve yanımda kuzenim Seçkin de vardı. Bu kez konu benim üniversite sınavında yapacağım tercihlerdi. Büyükbabam emekli bir öğretmendi ve onun gençlik yılları, ülkemizin zor yıllarıydı. İmkanlar son derece sınırlıydı ve halkımızın yokluk çektiği yılardı. Bu yaşam deneyiminin etkisiyle büyükbabam bana: “ODTÜ’yü tercih etme” diyordu. Sonrasında “Psikoloji bölümünü tercih etme” diyordu ve kendi bakış açısından haklıydı. Büyükbabam benim “garanti” bir işim olmasını istiyordu. “Asker ya da öğretmen ol ki, ataman hemen olsun. Devletin güvencesinde çalışmak en iyisidir” diyordu.

ODTÜ’de Psikoloji Okumak

Büyükbabamızın bu önerilerini saygıyla ve ilgiyle dinliyordum. Bu arada bu önerilerini paylarşırken bir süre sonra dikkatim dağılıp gitmişti, çünkü ODTÜ Psikoloji bölümünü okumak benim için en önemli hedeflerden bir tanesiydi. Bu hedefime ulaşabilmek için sürekli ders çalışmış, gecemi gündüzüme katmıştım. Çok emek vermiştim ve hem üniversite hem de bölüm tercihim net bir biçimde belliydi. Öğretmenlik de, askerlik de kutsal mesleklerdi elbette ancak benim hayalim ODTÜ’de Psikoloji okuyarak gelecekte iyi bir psikolog olmaktı.

Büyükbabamın tavsiyelerini dinlerken zihnim hayalimdeki üniversiteyle büyükbabamın “Öğretmen ol, asker ol” sözleri arasında gidip geliyordu. “Garanti bir işin olsun” dediğinde ben bir an kendimi hayalini kurduğum üniversitenin, ODTÜ’nün kampüsünde bulmuştum. Kampüsten içeri girmiştim ve iki yanında büyük ağaçlar uzanan kampüs yolundan Psikoloji bölümüne yürüyordum. Bölüm binasının önünde durup binayı seyrediyordum. Sonra içeri giriyor, binanın -1 inci katında bulunan amfide ders dinlediğimi hayal ediyordum. Sohbetimizin devam ettiği o anlarda bir yandan da büyükbabamızı takip ediyordum. Sohbetimiz bittiğinde önümdeki kağıtta ODTÜ Psikoloji bölümüne girmek için ihtiyaç duyduğum matematik, Türkçe ve sosyal netleri yazıyordu.

Çocukluğumda ve 18 yaşımda dikkatimin dağıldığı anlarda bunları yapmıştım. Bu anlar kısa süreli olduğundan ve keyif verdiğinden zararsızdı. Burada yer verdiğim örnekte yapmış olduğum içe dönüşler kendi isteğimle yaptığım ve kontrolün bende olduğu durumlar olduğu için bunlardan zevk aldım.

sürekli düşünüyorum ne yapmalıyım - beynim kendi kendine konuşuyor - kafamın içinde sürekli kendimle konuşuyorum - aşırı düşünme alışkanlığı ve çözümü - aşırı düşünme hastalığı

Aşırı düşünme hastalığından kurtulmak ister misiniz?

Kafamın İçinde Biri Konuşuyor ve Susmuyor

İçe dönüşler istemsiz olduğunda, bizim kontrolümüz dışında geliştiğinde ve otomatikleştiğinde ise kendimizi kötü hissederiz. Duygularımızı, hislerimizi, algılarımızı gölgeler. Gerçekdışılık, yabancılaşma ve anlamsızlık hissi yaratır. “Boşluk” olarak da tarif edilen bu his, yaşamın gerçekliğinden uzaklaştığımızı hissetmemize sebep olur.

Bizim kontrolümüz dışında ortaya çıkan ve otomatikleşen düşüncelerimiz “olumsuz” olduğunda, hissettiğimiz duygular da üzüntü, kaygı, endişe gibi olumsuz duygular olur.

Yaşamlarımızda dalıp gittiğimiz ve bizi rahatsız eden, peşpeşe gelen ve kesilmeyen düşüncelerimiz olduğunda bunlarla baş edebilir miyiz? Cevabımız evettir.

Beynim Kendi Kendine Konuşuyor Diyorsanız

Beynim kendi kendine konuşuyor demek, aslında ardı arkası kesilmeyen düşünceleri anlatan bir cümledir. Buna toplum içinde çok düşünme hastalığı da denir. Aşağıda ele aldığım yöntemleri günlük yaşamınızda uygulamaya gayret edin. Unutmayın ki, burada ifade ettiğim yöntemler siz uyguladıkça ve zamanla etki gösterecektir. Düşünceleri kazıyıp atmak veya yok etmek mümkün değildir ancak bu yöntemlerle rahatsız edici olma özelliği belirgin olarak azalacaktır.

Aşırı Düşünme Alışkanlığı ve Çözümü İçin Psikolog Tavsiyeleri

“Bu düşünce gerçekten önemli mi?”, “Bu düşünce benim hangi ihtiyacımı gideriyor?” sorularına cevap vererek gerçek ihtiyaçlarınıza odaklanın.

İşle ilgili konularda düşüncelere dalıp gitmeyi önlemek için kendinize belirli bir düşünme süresi tanıyın. Sürekli düşünüp, düşüncelere dalmak yerine belirlediğiniz süre boyunca düşünüp ardından da eyleme geçin ve işi yapmaya başlayın.

Düşünceden eyleme geçin. Düşünmek, düşüncelere dalmak ve düşüncelere aşırı odaklanmak eylemden kaçınma ve kendi ayağına çelme takma anlamına gelir. İşlerinizi bitirmenizi sağlayan şey düşünmek değil, yapmaktır yani eylemlerinizdir.

En iyi şekilde yapma düşüncesinden, sadece ve sadece işi yapmak ve bitirmek için bir adım atmaya indirgeyin. Uzun yollar, ufak adımlar atarak, hatta bebek adımlarıyla aşılır. O bebek adımını atın. “En doğru adımı atmak” ya da “En büyük hamleyi yapmak” ya da “Bir an önce en iyi şekilde bitirmek” yerine sadece küçük bir adım atmanız daha gerçekçi ve daha faydalıdır.

Kendinize Hatırlatın : Tüm Duygular ve Hisler Gibi, Düşünceler de Geçici ve Süreksizdir.

Aynı anda birçok şey yapmaya çalışmak yerine tek bir göreve odaklanın. Görevleri, işleri listeleyin ve listenizdeki görevlerin üstüne tek tek gidin. Görev ve işlerinizin devasa bir yüke dönüşerek gözünüzü korkutmasına izin vermeyin. “Böl ve bitir” şeklinden özetleyebileceğimiz bir felsefe ile, görevlerinizi tek tek, küçük adımlarla ilerleyerek bitirin.

Hızlanmaya çalışmak yerine yavaşlayın. Hızlanmak sizin daha çok gerginleşmenize neden olurken odaklanma becerinizi olumsuz etkiler. Bir an önce bitirme çabası performansı düşürür. Hızlanma gayretinizi fark edin ve kendinizi ve eylemlerinizi yavaşlatın.

Yürüyüş ya da spor yapın. Kaslarınızı, tüm bedeninizi çalıştırın ve bu yolla bedeninizin, sinir sisteminizin ihtiyaç duyduğu nörokimyasalların kendi bedeninizde üretilmesine yardım edin.

Bol bol kitap okuyun, film seyredin, sinemaya gidin, kalabalık yerlerde bulunmaya çalışın ve uzun süre yalnız kalmayın. Bu tür etkinlikler zihninize düşüncelere kapılma ve bunlara dalıp gitmenin karşısında odaklanabileceği ikinci bir alan sunar. Bu fırsatı ya da alanı zihninize sunun. Belki bir süre bu fırsatı değerlendirmese de bir noktadan sonra fırsatı değerlendirmeyi ve sizin sunduğunuz alana odaklanmayı sağlayabilecektir. Bu yöntemi sık sık tekrarlayın.

İyi hissettiren müzikler dinleyin. Müzik, içeriği neşeli ve yaşam sevinci yaratan melodilerden ve sözlerden oluşuyorsa sizin duygu durumunuzu olumlu etkileyecektir. Hüzünlü, melankolik şarkılar dinlemenizi önermiyorum çünkü bunlar sizi iyi hissettirmediği gibi, sürekli zihnimizi meşgul eden düşüncelerin gitmesine de yardımcı olmaz.

Sosyalleşin. Yanında kendinizi iyi hissettiğiniz, sizi motive eden ve mantıklı düşünceleri olan (detaylarla uğraşmayan, düşünceler dalmak yerine işlevsel davranışlarla ilerleyen) arkadaşlarınızla görüşmek için zaman ayırın.

Diğer insanlarla birlikteyken içinize dönmemeye özen gösterin. İçinize döndüğünüzde dikkatinizi nazikçe tekrar dış dünyaya yöneltme konusunda pratikleşin. Dikkatiniz tekrar içe dönmeye başlayacaktır. Bu kez de yanınızda bulunan insanlarla sohbete odaklanın ve içinizden geçen düşünceleri fark etseniz de bunlara odaklanmayın.

Süreklilik gösteren düşüncelerle ilgili İstanbul’da psikolog desteği almak için tıklayınız: Psikolog İstanbul

Klinik Psikolog Serhat Damar

Tavsiye Yazılar:

Psikoloğa Ne Zaman Gidilir

Paylaşın
  •  
  •  
  •  
  • 2
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  Yum
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    2
    Shares

Serhat Damar

Klinik Psikolog Serhat Damar, 2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuş, Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. 15 yıldan uzun süredir yetişkin danışanlarıyla bireysel ve çift çalışmalarını sürdürmektedir.

Yorumlar

  1. uriel diyor ki: Nisan 23, 2018 at 1:34 pm

    Serhat bey merhaba,

    Ne zaman başladığını bilmiyorum fakat kendimi çok yalnız hissediyorum ailem yanımda olmasına rağmen 1 senelik evliyim yaşadığım ülkeyi bırakıp eşimle onun yaşadığı ülkeye yerleştim. Burada huzurluyum ama ne bir yere gidiyoruz ne bir arkadaşım var. zaten normalde susmayan br beynim varken şimdi bazen kendimi iyi hissetmediğimin farkına varıyorum. ölümü düşünüyorum o zaman herşey anlamsız ve boş geliyor. hiçbirşeyden tat almıyorum geceleri uyuyamıyorum geç saatlere kadar. uçaktan korkuyorum bu yüzden kendimi çok baskılıyorum hatta.
    ne yapmalıyım.

  2. Şeyma diyor ki: Nisan 20, 2018 at 5:42 am

    Merhaba hocam. 25 yaşındayım. Somut bir örnek istemişsiniz. Mesela eşim uyumadan önce benimle çok uğraşır şakalaşır. Bazen o uyumaya çalıştığı sırada bile benimle uğraşıp şakalaştığını düşünürüm. Halbuki o sadece kımıldamaktadır yada nefesini kontrol etmeye çalışmaktadır, uyumak için rahat birpozisyonun aramaktadır. Yani benimle ilgili olmayan davranışlarını bazen üstüme alınıyorum. Bunu aklımda sürekli senaryolar kurmama bağlıyorum. Yaşadığım an hakkında gereksizce düşünüyorum. Şu anda böyle miyiz, şöyleyiz, şunu yapıyoruz vs. Şimdiye çok takılıyorum bu yüzden yaşantım akmıyor gibi hissediyorum. Umarım anlatabilmişidir. Teşekkürler..

  3. Şeyma diyor ki: Nisan 16, 2018 at 1:18 am

    Hocam merhabalar. Öncelikle Yazınız için teşekkür ederim. Ben de sürekli içimde konuşuyorum. Sanki beynim Sürekli varsayımlar yapıyor ve bunları düşünüp bir bir eleyerek bir varsayımı kanıtlamayı amaçlıyor. Bir de şu var; Bazen bir düşünceyi o kadar şiddetli kabul ediyorum ki, karşımdaki insanın da bunu düşündüğüne kuvvetli bir şekilde inanıyorum. Düşündüğüm şeyin çok bariz net bir şey olduğu hissine kapılıyorum yani. Sonra aniden gülüyor karşımdakine “sen de bunu düşündün değil mi” dediğimde aynı şey olmadıgını farkediyorum. Bunu yaptığımı farkettiğim anlarım oldu. Ben gerçeklikten uzaklaşıyor muyum? Bunu farkettiğim günden beri kaygılarım daha çok arttı. Bu halde olmak beni çok yıprattığı gibi yaşantımı ve bütün ilişkilerimi kötü etkiliyor. Önerilerinizi bekliyorum. Umarım kısa zamanda cevap alırım :((

  4. Sedat diyor ki: Nisan 15, 2018 at 11:37 am

    Serhat bey geçmişimde uyuşturucu tedavisi gördüm ve şuan adım atmaya korkuyorum.Sürekli olumsuz düşünceler ve değişmeyecegi konusunda tedirginlik,mutsuzluk gitmiyo.Bu konuda napabilirim,gerçekten artık herşey üstüme gelmeyi başladı.

  5. Esra diyor ki: Mart 29, 2018 at 9:50 am

    Slm serhat bey.bendede kaygı bozukluğu ve takıntı var bıktım artık her sabah uyandığında v gece uykuya dalarken ıcımdekı ses sürekli kotu bısey olucak uyursam uyanamazsam yada uyanfıgımdada bugün bısey olur dıye hep kaygılı bır ruh halındeyım tespıtlerınız çok güzel çok başarılı sankı yaşamış gıbı anlatmıssınz denıycem çok sagolun bıde onerebulecegjnız kıtap yada bılgı okuyup bıraz olsun rahatlayabılecegmz tavsıyenız varmı ıyı calusmalar

    • Serhat Damar diyor ki: Nisan 4, 2018 at 6:59 am

      Esra merhaba. Tespitlerim hakkındaki güzel yorumun için teşekkürler. Kaygı, yani anksiyete bozuklukları konusunda bana danışan insanlara hep söylediğim bir şey var: Anksiyete nedir, iyi öğrenin. Ancak bunu doğru öğrenmeniz gerekiyor. Anksiyetenin düşüncelerle ilişkisi, davranışlarla ilişkisi gibi konular bilinmeden başetmek çok zordur.

  6. Mehmet diyor ki: Mart 28, 2018 at 8:28 am

    Hocam 22 Yaşındayım 6 Ay Önce Büyük Bir şey Yaşamadım Aniden Oluştu Ve Şuan Dahi Devam Ediyor.
    Akşam Oluyor Peşi Sıra Gelen Düşünceler Anılar Objeler Konuşmalar Durduramıyorum En az 1.2 Saat Uyuyamıyorum. Bir Ayrılık Olayım Oldu Pekte Ona Baglamıyorum. Herşeyden Etkilenen Biriyim İnternete Bir Yazı Okumuştum Okudugum Yazından Sonra Bu Hale Geldim Hayat Cok Cok Zorlaştırıyor.
    Cok Teşekkür Ediyorum.

    • Serhat Damar diyor ki: Nisan 4, 2018 at 6:47 am

      Kaygı ve bunaltıların akşamları yoğunlaşıyor ve senin huzurunu kaçırıyor. Düşünceleri durdurmaya çalışmak işe yaramaz. Onları bastırmak veya kazımak imkansızdır. Bu yazıda sunduğum yoldan gitmeyi deniyor musun? Bir yandan düşünceleri kabul eden, diğer yandan da senin ilgini çeken, eğlenceli gelen, ya da sadece bir meşguliyet olan bir etkinliğe odaklanarak başaçıkmak en doğrusudur.

  7. Oğuz Kaan diyor ki: Mart 24, 2018 at 12:00 pm

    Hocam yazınız için teşekkürler. Ben bu yazınızdan çok yarar gördüm sağolun.

    • Serhat Damar diyor ki: Mart 26, 2018 at 11:34 am

      Rica ederim Oğuz. Yazımın yararlı olmasına sevindim, zaten tüm yazı, öneri ve tavsiyelerimin amacı insanımıza yararlı olmak.

  8. Hakan diyor ki: Mart 20, 2018 at 4:35 pm

    Hocam

  9. Mesut diyor ki: Mart 16, 2018 at 8:06 pm

    Serhat bey bu konu ile bir kaç yazı okudum ama kendimi bir türlü konuların içinde bulamadım. Bu yazınızi okuduğumda tespitleriniz bire bir bende olan düşünceler bu güzel tespit ve gerçekler bir değil on kez okunmalı teşekkür ederim.

  10. Mehmet diyor ki: Mart 5, 2018 at 4:05 pm

    Hocam Birde Neden Sürekli Uyumaya Çalıştıgım Zaman Sürekli Araklısız Alaksız Hatıra Obje Resim Söz Vb Geliyor 6 Aydır Beni Baya rahatsız Ediyor Akşam oldugunda En az 1. 1.5 saate Zor uyuyorum Bunun Sebebi Piskolojikte Nasıl Kurtulabilirim.

  11. Mehmet diyor ki: Mart 5, 2018 at 3:55 pm

    Merhabalar Yaklaşık 6 Ay önce Aniden Gelişen Bir Düşünce hastalıgna Yakalandım Yani aksam Olugunda Yatma Çalıştıgımda Kendilinginden Gelen Düşünceler O kadar anlamsız Film Repliginde Bir konuşmamdan Bir Anı dan Bir Görüntüye Arda arda Kesilmeden Gelen düşünceler Beni cok sıkıntıya Sokuyor Araştırdım İnternete Okb Genelde Cıkıyor Kendimi Dizginleme Uyumak İçin çeşitli Yollara Başvuruyorum Bu Yazınızda Büyük İlham Kaynagı Oldu Birazda Herşeyi Dert Eden Bir Tipim Bu Yazı cok iyi geldi…

    • Serhat Damar diyor ki: Mart 18, 2018 at 10:21 am

      Mehmet merhaba.Kaç yaşındasın? 6 ay önce ne yaşadın, önemli bir şey oldu mu hayatında? Yazım hakkındaki düşüncelerin için teşekkür ederim.

  12. Yiğit diyor ki: Şubat 28, 2018 at 4:03 pm

    Değerli hocam, 1 senelik Lustral’in sonuna geldim. Psikiyatra giderek başladığım 50 mg’lik dozu kademeli olarak 1 ay içerisinde terk ettim. Bugün 2-3 gün kadar oldu tamamen bırakalı. Kaygı bozukluğu ve panik atak yaşadığım için, fasit daire bir düzen oluşturmuştum kendime. Kork, panikle, yatışmayı bekle ve de yeni atakları bekle. Lustral’in bana kattığı tek şey ; yersiz korkmamayı öğrenmem oldu. Bunu da onun sayesinde değil, onun verdiği fırsatla kendi çabamla fark ederek düzelttim. Fakat benim temeldeki sorunum öyle sanıyorum ki mükemmeliyetçi olmam. Trafikte araç kullanırken misal, hata yapmamaya ve dikkatli olmaya özen gösteririm. İnsanların rahatlığı ve bencilliği beni o kadar rahatsız ediyor ki, iş-ev arası seyahatlerimin neredeyse tamamında sinir harbi yaşıyorum. Psikiyatrların şekerleme gibi reçete ettiği uyuşturucular, bu sorunları kesinlikle çözmüyor. Sadece üzerini örtüyor. Beynimizin tıpkı bir makine gibi programlandığını ve resetlenip tekrar programlanması gerektiği kanısındayım. Başka bir çözüm göremiyorum. Değerli makalenizi dikkatle okudum. Fakat tavsiyelerinizi yerine getirebilecek kadar bile müsaade etmiyor beynim. O kadar aktif ki, uyumakta yıllardır çok zorlanıyorum. Telkin yolunu deneyerek hiçbir şey elde edemedim. Çünkü telkin ettiğim şeylere beynim direnç gösteriyor. Kabul etmiyor. Uymuyor. Değerli hocam önerebileceğiniz daha extrem bir metot var mıdır? Teşekkürler.

  13. Yaziniz icin tesekkurler. Benim de hic susmayan sabah kalktiktan uyuyana kadar susmayan bir ic sesim var ustelik buna ayni zmaan da OKB de eslik etmekte. Hayati seven bir insan olsam da bu durum benim yasam kalitemi cok olumsuz etkiliyor. gunun tamamini takintilar ve bu dusuncelerle gecirmek zor bir durum. Umarim bunlarin farkinda olan biri olarak en kisa zamanda atlatirim.

    • Serhat Damar diyor ki: Şubat 26, 2018 at 1:53 am

      Rica ederim Ezgi. Sen kaç yaşındasın? OKB ile mücadele için neler yapıyorsun? Hayatı seven bir insan olmana sevindim. Hayatı, bu hayatın içindeki mutluluğu susmak bilmeyen düşüncelerimizin ve OKB nin gölgesinden çıkarak yaşamak en güzeli. Bunu yapabiliyor musun? Umarım yapabiliyorsundur.

  14. Sultan diyor ki: Şubat 9, 2018 at 5:49 pm

    Sürekli konuşan ,çok geveze bir iç sese sahibim bu yazınız benim için çok faydalı olucak eminim. Çok teşekkür ederim

  15. akın diyor ki: Şubat 8, 2018 at 8:46 am

    teşekkürler.

  16. Çok teşekkür ederim. Gerçekten çok yardımcı oldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir