Mutsuz Evlilik mi Boşanmak mı?

mutsuz evlilik mi boşanmak mı - mutsuz evlilik bitmeli mi - mutsuz evlilik belirtileri

“Mutsuz evlilik mi boşanmak mı?” sorusu, evliliği ve evliliğinin geleceği hakkında endişeleri olan eşlerin kendilerine sık sık sordukları bir sorudur. Okumakta olduğunuz yazımın amacı, bu soruya mantıklı bir cevap bulabilmenize yardım edebilmektir. Evliliğinizin yönünü ve kaderini anlamak istiyorsanız öncelikle kendi içinizde şu sorunun cevabını vermeye çalışın: Evlilik nedir?

Mutsuz Evlilik Belirtileri Nelerdir?

– Eşinizle Olmaktan Keyif Almazsınız

Eşinizle bir arada ve bir ilişki içinde olmaktan, onunla aranızda bir bağ olmasından ve ona eşlik etmekten, onun size eşlik etmesinden hoşlanmadığınızı hissedersiniz.

– Cinsellik Yaşanmaz

Cinsellik sadece genç evli çiftlerin yaşadığı ya da yeni evliliklerde evliliğin ilk senelerinde yaşanan bir paylaşım olmanın ötesindedir ve aslında bir önemli paylaşımdır. Eşinizle aranızdaki cinsellik anlamsızlaştıysa ve artık istenmeyen bir hale geldiyse, ya da sadece bir zorunluluk olarak yaşanıyorsa… Onunla cinselliği yaşamaktan kaçmaya başladıysanız, o zaman evliliğinizin mutsuz bir evlilik olduğundan söz edilebilir.

– Yanında Kendinizi Yalnız Hissedersiniz

Evli bir çiftin birbiriyle bağlantılı olmayan, birbiriyle ilgili olmayan halleri bazen eşlerden birinin diğer eşin yanında kendisini yalnız hissetmesine kadar varabilir. Bir arada ve birbiriyle ilgili olma durumu sadece maddi yatırımlar ya da sadece bu dünyada ulaşılmaya çalışılan belli amaçlarla sınırlanmışsa ve eşler birbirlerinden kopmuş hissediyorlarsa o zaman evlilik mutsuz bir evliliktir. Bu tür evliliklerin statüsü de mutsuz evlilik statüsüdür ve böyle evlilikleri sürdürmek gerçekten çok zordur.

– Aldatma

Sadakatsizlik yani aldatmanın, mutsuz evliliklerin tümünde olmasa da, önemli bir kısmında görüldüğünü söyleyebiliriz. Aldatmada gerçekleşen eylem sadece cinsellik / seks olarak düşünülmemelidir. İnsanların bir kısmı hiçbir cinsellik yaşamadan, duygusal bir ilgi ya da bir sevgi ve hoşlantı halinde bu aldatma durumunu yaşamaktadırlar. Bu paylaşım ve etkileşimler sadece ilgi – sevgi ve hoşlantının ötesine gittiğinde, cinsel paylaşımlara, cinselliğin somut olarak yaşanmasına gittiğinde, buna cinsel aldatma denmesi mantıklı olur. Aldatma eylemi, içinde cinsellik olsun olmasın, bir evliliğin kaderini belirlemede tek başına bir belirleyici olmasa da önemli bir mutsuz evlilik belirtisidir.

– Bağımlılıklar

Bağımlılıklar, ilişkinin çift ilişkisinin ve evliliğin, aile ve yuvanın dağılması gibi yıkıcı etkilere sahip hastalıklardır. Bunlarla birlikte, hem eşe hem de çocuklara karşı ihmal ve istismar davranışlarını da beraberinde getirir. Alkol bağımlılığının, bir kumar bağımlılığının ya da psikoaktif maddelerin bağımlılığının bulunduğu bir evlilik, başladığı günden itibaren mutsuz evlilik adayıdır. Bağımlılıkların büyük bölümü yatarak hastane ortamında bu işte uzmanlaşmış uzmanlarca tedavisinin yapıldığı kronik bir durumdur.

Eşler, kendileri evliliğin gidişatını değerlendirerek evliliklerinin ve ilişkilerinin geleceği konusunda kendi kararlarını vermelidirler. Bağımlılığı olan ve aslen daha doğru ifadesiyle “Bağımlılığın pençesinde olan” eşin tedavisi çok önemlidir.

Bu eş tedaviyi kabul eder ve tedavi nelerin yapılmasını gerektiriyorsa gönüllü olarak bunlara uyarsa, hem bağımlılığından kurtulabilir, hem de evliliğini düzeltme konusunda mantıklı / güvenilir adımlar atabilir. “Ben bağımlı filan değilim” diyerek kendi bağımlılığı konusunda eşini suçlayan kişiler ise tedavi olamazlar. Bağımlılık tedavisi hastane ortamında, yatarak gerçekleştirilir. Zor bir süreçtir ancak gönüllü ve azimli insanlar bu tedavilerle ister alkol isterse uyuşturucu madde bağımlılıklarından kurtulabilirler.

– İhmal ve İstismar

İhmal, eşin ihtiyaçlarının görmezden gelinmesi umursamaması durumudur ve ihmal edilen eş için çok acı veren, onu perişan eden bir eylemdir. İstismarda, eşin ihtiyaçlarını giderme, onun ihtiyaçlarını giderme ve onun ihtiyaçlarını hissetmemek ve umursamazlıktan gelmenin bir adım ötesi vardır… Ona kötü davranma, ona duygusal olarak, sözlü olarak, fiziksel veya cinsel şiddet uygulamak anlamına gelir. Tüm bunlar, mutsuz evliliğin de çok önemli belirtileridir. Eğer evlilikte bu belirtiler varsa, burası sözün bittiği yerdir. Özellikle istismar durumu (sözlü, fiziksel, cinsel istismar) varsa ve süreklilik halini almışsa, ne uzmanlar, ne de çiftin kendisi bu sorunu çözemezler. Konu artık adli bir konudur ve yalnızca adli merciler tarafından çözülebilir. Evlilik içi şiddet hukuki boyutları olan ciddi bir durumdur ve görmezden gelinemez, “hiç olmamış gibi” de yapılamaz.

– Eşitsizlik

Normal ve mutlu bir evlilikte eşlerin her ikisinin de söz hakkı vardır. Her ikisinin de ifade hakkı ve özgürlüğü vardır ama mutsuz evliliklerde eşlerden birinin sesi hiçbir zaman duyulmaz. Eşlerden biri diğerini sürekli korkutarak, ve tehdit ederek ilişkiyi sürdürür ya da dilediğinde o korkutma ve tehditlerine kısa bir ara verir ve eşi / evliliği umursamaz şekilde davranır.

Diğer eş de, korku içinde ve tehditlere maruz kalarak, ne yapacağını bilemez bir halde bir o tarafa bir bu tarafa savrulur durur. Bu bahsettiğimiz durum, mutsuz evliliklerde eşlerin birbirine karşı eşit, eşitlikçi, birbirlerini dengeleyici bir şekilde güce sahip olmaması durumu çok sık görülür. Eşlerden biri aşırı, hatta güç sahibi iken, diğeri o gücün karşısında ezilen bir haldedir. Eşler arasındaki eşitsizlik hali mutsuz evliliklerin en belirgin belirtileri arasındadır.

– Mutsuz Evlilik Neden Sürdürülür?

Mutsuz evlilik, belli nedenlerle sürdürülür. Bunlardan bir tanesi hepimizin bildiği “Çocuklarımız için sabretmeliyim” düşüncesidir. Çocuklarımız için yuvayı dağıtmama, onların anne baba ile bir arada olması için fedakarlık göstermek gerçekten büyük bir özveridir ancak bazen bu özveri hem sizin için, hem de çocuklarınız için zararlı olabilmektedir. Şöyle ki, çocukların iyiliği için bir şeyler yapmak güzel olsa da, yapılan aynı zamanda kendinizi feda etmektir. Bir arada olmaya çalışırken çocuklarınızın eşinizle ikinizi gözlemleyerek son derece yanlış (şiddet içeren, hakaret içeren, aşağılama içeren) davranışları gözlemlemek zorunda kalmaları da onlara verilmiş bir zarardır ve bunları da mutlaka hesaba katın. Mutsuz evlilikleri sürdürmemizdeki bir diğer neden ise, geçmişte yaşanmış güzel anılarımızdır. Sadece nişanlılığın ilk günlerinde mutlu ve huzurlu birkaç gün yaşamış çiftler, o birkaç günün anısını kaybetmemek uğruna mutsuz bir evliliği uzun yıllar taşımayı sürdürmektedirler. “Tekrar mutlu olabiliriz” beklentisi, mutsuz evliliği sürdürme gayretinin bir diğer sebebidir.

– Mutsuz Evlilik mi Boşanmak mı?

Eğer uzun zamandır kendinize mutsuz evliliğimi sürdürmeli miyim yoksa boşanmalı mıyım hangisi daha iyi bir çözüm olur sorusunu soruyorsanız… Sorunuza doğru cevap verebilmeniz için öncelikli olarak başka bir soruyu cevaplamanız gerekir. Aslında mutsuz evlilikler mutsuz evlilikler olarak sürmek zorunda değildir ve bunların belli müdahalelerle düzeltilmesi mümkündür.

Bunu her iki eşin de istiyor olması şartı vardır. Yani eşlerden bir tanesi “Ben istediğim gibi davranacağım sen karışamazsın” veya “Ben bağımlılığıma devam ederim, aldatmaya da devam edeceğim, sen git ne yapıyorsan yap. Bir evlilik danışmanı ile mi görüşürsün, bir çift terapisti ile mi görüşürsün kimle görüşürsen görüş umurumda bile değil” diyor olabilir. Böyle bir evliliğin mutlu evliliğe dönüşmesi çok zordur.

İki eş de “Tamam hatalarım var. Senin de hatan var, benim de hatam var. Bunları çözebilmemiz için ikimizin de yapması gerekenler var” derse… İşte o zaman mutsuz evliliği sürdürüp, mutlu bir evliliğe dönüşmesi için çaba göstermek mantıklı olacaktır. Burada aslında eşlerin : “Ne gerekiyorsa, mutsuz evliliğin düzeltilmesi için ne yapılması gerekiyorsa yaparım” demesini bekleriz.

Yukarıda yer vermiş olduğumuz mutsuz evlilik belirtilerinin bulunduğu evliliklerde işleri düzeltmek ciddi anlamda çaba ve bir gayret gerektirir Bu arada evliliğin ve çiftin arasındaki ilişkinin tüm boyutları ile zaman içinde değişip dönüştüğünü görürüz. Evliliklerimizde bazen görevler, çocuklara karşı görevler, onlara karşı sorumluluklarımız ve yaşamın bizden beklentileri bazen eşimizle aramızdaki duygusal bağ ve sevgi için, ve birbirimiz için yaptığımız özverili davranışları unuttuğumuz bir döngüye girer.

Evliliğimizin, eşimizin ve bizim üzerimizde baskı yaratan çok sayıda stres kaynağı vardır. Eşlerden biri işsiz kalabilir ya da eşlerden birinin ciddi bir hastalığı çıkabilir, bunlar gibi nice durumlarla karşılaşılabilir. Bunların tümü, durup “Biz ne yapıyoruz, nereye doğru gidiyoruz, neredeyiz ve evliliğimiz nereye doğru gidiyor” sorularını bize sordurması gereken dönüm noktalarıdır.

Birçok evli çift, kötü evliliği kendi haline bırakıp, “Nereye doğru giderse gitsin” demeyi tercih ederler ve sorumluluk almayı reddederler. Bazıları bu olumsuz gidişata bir son vermek istediğini söyler ama aslında bu konuda gerçekten de gönüllü olmazlar ve evlilikleri için ve eşleri için bir şey yapmayı reddederler. Görünürde sanki çözmek problemleri halletmek istiyor gibi görünseler de, gerçekte hiçbir çaba göstermediklerini görürüz.

Bu evliliklerin düzelmesi gerçekten çok zordur çünkü daha önce de belirttiğim gibi evlilikle ilgili bir problemin çözülmesi, o çift ilişkisi içinde bulunan her iki eşinde çabası ile, yoğun gayretleri ile mümkün olabilir. Tek taraflı olarak gösterilen çabalar kısmi iyileşmeler sağlasa da, evliliğin mutsuz evlilik olma vasfından çıkarılmasını sağlamaya yetmeyecektir.

Evliliklerini sürdürme veya sonlandırma konusunda kararsız kalan eşlerin “Mutsuz evlilik mi boşanmak mı?” sorusundan başka soruları kendilerine sormalarını tavsiye ederim. Bu sorular arasında şunları sayabiliriz:

“Eşimle beraber harcadığımız bunca emek, bunca çaba ve karşılıklı olarak verilmiş sözlerimiz var, bunca gidilmiş yolumuz var. Acaba ben evliliğim ve eşim için ne yapabilirim? Üzerime düşenleri gerçekten yerine getiriyor muyum? Yapabileceğimin en iyisini yapabiliyor muyum?”

Yayım tarihi
İlişkiler olarak sınıflandırılmış

Serhat Damar tarafından

Serhat Damar, 2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamlayarak Klinik Psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. Dünyaca ünlü çift terapistleri ile çalışarak bu uzmanlardan çift terapisi eğitimleri almıştır. İstanbul'da Çift Terapisti olarak görev yapmaktadır.