Kadın Psikolojisi ve Kadınları Anlama Rehberi

“Kadın psikolojisi” kadınların duygu, düşünce ve davranış şekillerini ifade ediyor. Kadınların bu yönleri nasıl şekilleniyor ve kadınların psikolojik yapısı nasıl oluşuyor? Bu yazımda hem bu sorulara cevap vereceğim, hem de kadınları anlamanın zor olmadığını anlatmaya çalışacağım. Kadınları anlamak gerçekten de kolay, ancak kadınları anlamak için önce doğru anlaşılmaları gerekiyor. Bu da, biz erkeklerin ön yargılarımızdan sıyrılmamızla ancak mümkün olabiliyor.

Kadın Psikolojisinin Toplumsal Temeli

Toplum, hem erkeğe, hem de kadına belli duygu, düşünce ve davranış kalıpları seçiyor. Bu kalıplar kadında ve erkekte birbirinden çok farklı biçimlerde ve özelliklerde.

Bizim toplumumuzda kadın olmanın anlamı, eşine sadık olmak, çocuklarının ihtiyaçlarına odaklanmak ve çocukların sorumluluğunun büyük bölümünü omuzlamak, yumuşak olmak, hem eşe hem de çocuklarına karşı şefkatli olmak, baba ile çocuklar arasında gerekli durumlarda köprü olmak. Hem eşini, hem de çocuklarını anlamak, hissetmek, duygulu olmak, sevecen olmak. Bu özellikler aslında her insanın sahip olması gereken özellikler gibi görünse de toplum (sadece bizim toplumumuz değil, çoğu toplum) bu davranışları kadından bekliyor.

Kadından beklenen davranışlar bunlar olduğu için, bunlardan farklı davranışlar toplum tarafından hoş karşılanmıyor. Haliyle, kadınları anlamak da güçleşiyor.

Toplum erkekten girişken davranmasını, herhangi bir durumda asla geri çekilmemesini beklerken, kadınlardan aynısını beklemiyor. Kadının girişken olması beklenmediği gibi, daha çekingen olması ve girişkenlik gerektiren durumları eşine havale etmesi bekleniyor. Örneğin bir alışveriş sırasında pazarlığı kadının yapması ve erkeğin pasif kalması hoş karşılanmıyor. Pazarlığı erkeğin yapması, kadının mümkün olduğunca devreye girmemesi bekleniyor. İşin ilginç yanı, toplumun kadına ve erkeğe belirlediği duygusal, düşünsel ve davranışsal kalıplar büyük çoğunluk tarafından kabul görüyor. Pazarlık örneğinde olduğu gibi, kadının geri durması uygun bulunan durumlarda geri durmayı kadın da memnuniyetle kabul ediyor.

Yuvayı gerçekten de dişi kuş yapıyor. Yapıcı olan, hisseden, anlayan, hem eşin hem de çocukların ihtiyaçlarını fark edenin kadın olması bekleniyor. Eşler arasında yaşanan tartışmalarda da kadının alttan alan, idare eden taraf olması bekleniyor. Toplum, üste çıkan ya da çıkmaya çalışan, idare etmeyip isyan eden kadın istemiyor.

Erkek ve kadın psikolojisi karşılaştırıldığında erkek psikolojisi daha rahat ve özgür bırakılırken, kadının sorumluluklarla bağlandığını görüyoruz.

Aldatmak” ve “Sadakatsizlik” dendiğinde erkeğin aldatması ve sadakatsizliğini anlıyoruz. Kadın da aldatıyor olmasına rağmen bizler ve oluşturduğumuz toplum “Kadın yapmaz” düşüncesine inanmak istiyor. Halbuki kadın da aynı yanlışı yapıyor, aynı şekilde doğru yoldan kopup gidiyor.

Kadın için toplum tarafından belirlenmiş olan duygu, düşünce ve davranış kalıpları ile “kadın psikolojisi” oluşuyor.

Kadın Psikolojisi Ne Zaman Zorlanıyor?

Kadın psikolojisinde yer alan “Düşün, hisset,  anla, anlayışlı ol, şefkatli ol” şeklindeki kalıplar, eşin desteği ile desteklenmediğinde zorlanmaya başlıyor.

Kadın düşünürken, hissederken, anlayıp anlayışlı olurken erkeğin umursamaz, duygusal ihmal veya duygusal kopukluk içeren davranışları ile karşılaştığında farklı düşünmeye başlıyor. “Ben bunca fedakarlıkla kendimi eşime ve çocuklarıma adarken eşim sadece evin geçimini sağlıyor. Bana ve çocuklarıma hiç zaman ayırmıyor, benim düşüncelerimi ve fikirlerimi umursamıyor” demeye başladığında, kadın hem toplumun kadına ve erkeğe seçtiği davranış kalıplarını fark ediyor, hem de bu kalıpları sürdürmek istemediğini anlıyor.

Bunu anlaması kadının psikolojisini elbette ki düzeltmiyor, tam tersine fırtınalı bir deniz gibi durulmayan ve dinmeyen bir öfke ile tepki veriyor. Toplumun kadında görmek istemediği o öfke ve isyan, eşin gayreti ve yanlışları düzeltme çabası yoksa, ciddi anlamda kopuşlara neden oluyor. Kurulamayan duygusal bağ tümüyle kopuyor, ayrılıklar görülüyor.

Kadın psikolojisi, sevecenliğine, şefkatine, anlayışına ve zor durumları idare etmesine karşılık bulduğunda güçleniyor. Toplumun kadına yüklediği bu psikoloji de böylelikle sürdürülebiliyor. Aksi halde, kadın hissetmesine karşın hissedilmemeye, eşini dinlemesine karşın eşi tarafından hiç dinlenilmemeye bağlı olarak eşinden duygusal olarak uzaklaşıyor.

Kadınları Anlama Rehberi

Kadınları anlamak gerçekten zor mu, yoksa biz erkekler kadınları anlamak için yeterince çaba göstermiyor muyuz? Bazı kadınlar diğerlerine göre daha anlaşılmaz olabilirler. Aynı şekilde, bazı erkekler de, eşlerinin ihtiyaçları ve beklentileri son derece net olmasına karşın bunları anlamak için yeterince çaba göstermiyor olabilirler.

Bu yazımda, kadınları anlamak için yararlı olacak önerilerime yer vereceğim. Bu öneriler, anlaşılmaz olduğu düşünülen eşleri anlamada ve eşini anlamak için yeterince çaba göstermeyen erkeklerin hissedişlerini geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Umuyorum ki bu tavsiyeler çift / evlilik ilişkinizin duygusal derinliğini artırmanızda size yardımcı olur.

kadın psikolojisi - kadın psikolojisinden anlamak - kadın psikolojisi nasıldır - kadınları anlamak - kadınları anlama sanatı
Kadın psikolojisinden anlamak için ön yargılarınızdan kurtulun

Kadınları Anlamak İsteyen Erkeklere Öneriler

“Mantık”tan “Duygu”ya Geçin

Erkekler her konuda mantıklarını otomatik olarak devreye sokma alışkanlığına sahiptirler. “Her durumun bir çıkış yolu vardır, her zaman bir çare buluruz” gibi mantık cümleleriyle hareket etmek çok yaygın bir alışkanlıktır. Kadını anlamak için mantığın yanında duygular konusunda gelişmek gerekir. “Ben duyguları zaten biliyorum. Eşim ne zaman üzüldü, ne zaman sinirlendi hepsini biliyorum” diyen erkek, eşinde gördüğü duyguları doğru isimlendirse de, eşiyle empati yapamaz. Onu hissedemez. Duyguları isimlendirmek ve “Eşim şimdi üzüldü” ya da “Eşim öfkelendi” demek basit bir iştir. Zor olansa, eşin olumsuz duygular hissettiği anlarda onu anladığınızı hissettirmek, yanında olduğunuzu hissettirmek ve bu yaptıklarınızla onun daha iyi hissedebilmesi için destek olmanızdır. Bunu da mantıktan duyguya geçiş yaparak sağlayabilirsiniz. Mantıktan duyguya geçiş otomatik bir şekilde gerçekleşmez. Sadece mantıkla hareket etme alışkanlığınızın farkında olmanız başlangıç için önemli bir adımdır. Eşinizi üzgün gördüğünüzde klasik mantığınızla “Hayatta her şeye sahip. Niye üzülüyor ki? Üzülmesi için hiçbir mantıklı bir sebep yok” demek yerine onun duygularını hissetmeye çalışın ve onu anlamak için çaba gösterin. Düz mantıkla gitmek, eşinizi ve onun duygularını anlamanızı imkansız hale getirir.

Dinliyormuş Gibi Yapmayın, Eşinizi Gerçekten Dinleyin

Kadın konuşurken eşi dinlemelidir. Kadınların büyük bölümü, eşi konuşurken onu dinlemeye gayret eder. Gerçekten de kadınlar biz erkeklerden daha iyi ve daha saygılı dinleyicilerdir. Kadınlardan bu konuda öğrenmemiz gereken çok şey olduğunu düşünüyorum.

Konuşurken dinlenmediğini anlamak çoğumuz için kolaydır ve kadınlar da eşlerinin kendilerini dinlemediğini kolayca anlarlar. Erkeklerin bir bölümü eşleri konuşurken hiçbir zaman dinlemezler. Bu erkeklerin ilişkileri ciddi problemlerle, ayrılık ve boşanma riski ile karşı karşıyadır. Bazı erkeklerse önemli olduğuna inandıkları sözleri dinlerken, önemsiz gördükleri sözlere kulaklarını kapatırlar ve dinliyormuş gibi yaparlar. Bu ikinci grupta ilişkiler daha dengelidir ancak kadının “dinlenmediğini anlaması” ve “önemsenmediğini hissetmesi” beraberinde değersizlik hislerini getirir. Eşinizin hangi davranışınızla ne hissedeceğini bildiğinize göre, özellikle onu iyi hissettirecek davranışları hem eşiniz, hem de ilişkiniz için yapın.

Kopmayın, Bağlanın

Erkek psikolojisi için de bağ kurmak önemli bir ihtiyaç olmasına rağmen, kadınlar eşleriyle ilişkilerindeki bağın güçlü ve sarsılmaz bir bağ olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Bazı erkekler, kendi kendilerine yaşadıkları bir hayat kurarak ve eşle  çocukları o hayatın dışında bırakarak kopuk bir hayat sürerler. Dahası bu erkekler, yaptıkları normalmiş gibi “Ne yaptıysam mutlu edemedim” derler. 20 yıllık evliliğinde çocukları da olmasına rağmen başka kadınlarla da evlilik yapan erkeğin bu davranışları eşten kopuk davranışlardır. Bu davranışlar bağları koparan ve eşten uzaklaştıran davranışlardır. İkinci evlilik, üçüncü evlilik gibi gereksiz konulara yönelmek yerine eşe bağlanmak, bağı güçlendirerek eşe ve çocuklara odaklanmak hem evlilik ilişkisinin gelişimi açısından çok önemlidir, hem de eşinizi anladığınızı gösteren önemli bir kanıttır.

Kadın Psikolojisinden Anlamak Zor mu?

Kadın psikolojisi anlaşılmaz değil, ancak yukarıda ele aldığımız olumlu davranışlar gösterilmeyip üstüne üstlük olumsuz durumlara maruz bırakıldıklarında kadınlar anlaşılmaz olabilirler. Olumsuz durumlara maruz bırakılan (Örneğin aldatılan ya da 2. bir eşle evlenilerek güveni yıkılan) kadınların anlaşılmazlığı son derece normaldir ve anlaşılmaz olmalarının sorumlusu tümüyle eşleridir. Çiftlerin birbiriyle anlamlı, güvene ve derin duygusal bağlara dayalı ilişkiler kurması için eşlerinin kadınlarını çok iyi anlamaları gerektiğini düşünüyorum.

Klinik Psikolog Serhat Damar

Tavsiye Yazılar:

Evlilikte Mutluluk ve Aile Huzuru İçin Öneriler

Evlenmeden Önce Konuşulması Gerekenler

İdeal Bir Evlilik Nasıl Olmalı

Kadın Psikolojisini Anlamak

Yanlış Eş Seçimi

Paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  Yum
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir