İlk kez psikoloğa gitmek bazılarımıza zor gelir.
30 Eki 2017

İlk Kez Psikoloğa Gideceklere Öneriler

İlk kez psikoloğa gitmeyi mi düşünüyorsunuz? Psikoloğa ne zaman gerçekten ihtiyaç duyarız ve psikoloğa ne zaman gidilir? Nasıl bir psikoloğa giderseniz fayda görürsünüz, yani iyi bir psikolog nasıl olmalı? Bu yazımda bu sorulara cevap vermeye çalışacağım. Problemler ve sorunlar yaşadığımızı fark ettiğimizde, ya da bir yakınımız (eşimiz, arkaraşımız, annemiz, babamız) psikolog yardımı almaya ihtiyacımız olduğunu fark ederek bunu ifade ettiğinde bir psikoloğa gidilmesi yararlı olacaktır. Psikoloğa gitmek için kesin bir zaman olmamakla birlikte, yaşamımızın eskisi gibi olmadığı, eskiye oranla daha olumsuz duygular hissettiğimizde, daha olumsuz ve karamsar düşündüğümüzde, davranışlarımızda bir yavaşlama, eylemlerimizde ve etkinliğimizde belirgin azalma görüldüğünde bir psikologdan yardım almanın zamanı gelmiş demektir. İlk kez psikoloğa gitmek bazılarımız için zor olsa da cesaretimizi toplayıp gitmek en mantıklısıdır. Karşılaşacağınız kişi bu işin uzmanıdır ve amacı size yardım etmektir.

Psikoloğa Ne Zaman Gidilir?

Psikoloğa, zor bir dönem geçiren ve aynı zamanda da, bir psikolog yardımı almanın kendisine faydalı olacağına inanan kişiler gitmelidir. Kendi yaşamında zor bir dönemden geçtiğinin farkında olanlar, geçmişin yüklerini ruhlarında ve bedenlerinde hissedenler, yaşamının belli bir döneminde ihmal ya da istismara /travmaya maruz kalmış olan kişiler, psikologla çalışmanın kendilerine yararlı olacağına inanıyorlarsa, psikolog yardımı almalıdırlar.

Psikoloğa herkes gitmemelidir çünkü psikolog yardımından yarar görebilmek için belli ön koşullar vardır. Bu ön koşullardan bir tanesi gönüllülüktür. Eğer bir insan psikolog yardımına gönüllü olarak, kendi rızası ile başvuruyorsa fayda görebilir. Zorlama ile, zoraki ya da emrivaki ile yapılan başvurular faydalı olmayacaktır. Bu siteye gelen sorular arasında şöyle bir soru vardı  (Sorunun tamamını hatırlayamasam da, aklımda kalanını paylaşıyorum):

“Hocam ben psikologlara ve doktorlara inanmıyorum ve güvenmiyorum. Bana faydalı olacaklarına da inanmıyorum. Hadi beni bir psikoloğa gitmeye ikna edin. Belki başarılı olursunuz da ben de bir psikologdan ya da psikiyatri uzmanından yardım alırım”

Soru yanlış hatırlamıyorsam böyle bir soruydu. Şimdi bu soruya nasıl cevap verilebilir ki? Ben de şöyle bir cevap verdim:

“Siz psikologlara ve doktorlara inanmıyor ve güvenmiyorsunuz. Size faydalı olacaklarına da inanmıyorsunuz. Bu saydığınız nedenlerden dolayı bir psikologdan ya da bir doktordan fayda görmeniz çok zor. Bizlerden yardım alıp fayda görebilmeniz için, gönüllü olarak, inanarak ve güvenerek başvurmanız gerekir. İnanmadığınız, güvenmediğiniz, faydalı olacağına inanmadığınız bir uzmana neden gidesiniz ki? Bu düşüncede olduğunuzdan dolayı, gitmemeniz sizin açınızdan daha mantıklı ve doğrudur. Benim kimseyi psikoloğa ya da doktora gitmeye ikna etmek gibi bir görevim olmadığı gibi, bunu hiç kimse için yapmayacağımı bilmenizi isterim”.

Siteye bu yorumu yazan kişi ve onun gibi düşünceleri olan kişiler psikoloğa gitmemelidirler. Kendi düşünceleri istikametinde kendi çözümlerini bulmaları onlar için daha uygun olacaktır. Bu kişiler büyük olasılıkla “Her sorunumu kendim çözmeliyim. Hiç kimseden yardım almamalıyım, hiç kimseye muhtaç olmamalıyım” şeklindeki işlevsel olmayan düşüncelere inanmaktadırlar.

iyi bir psikolog nasıl olur - ilk kez psikoloğa gitmek - psikoloğa gitmeden önce - psikoloğa ne zaman gidilir

İlk kez psikoloğa gitmek bazılarımıza zor gelir.

İlk Kez Psikoloğa Gitmenin Zorluğu

İlk kez psikoloğa gitmek bazılarımız için sıradan bir durumken, bazılarımız içinse önünde aşılması zor olan engellerle dolu uzun bir yoldur. “İlk” olması, psikoloğun nasıl davranacağıyla ve ne soracağıyla ilgili kaygı ve endişelerin daha da artmasına neden olur. Daha önce hiç yapılmamış olan bir şeyi ilk kez yapmanın endişesi, ilk kez psikoloğa gidecek olan bir insanın kendi sıkıntılarından daha da rahatsızlık verici olabilir.

Depresyon, anksiyete, huzursuzluk, evlilik yaşamından ya da iş yaşamından zevk alamama gibi durumların her biri psikologla çalışmanın yararlı olduğu durumlardır. Bu yarar ve pozitif sonuç alma gibi istenilen gelişmelere ulaştıran çalışmaların ilk adımını atmayı engelleyen nedir?İhtiyaç olmasına rağmen ilk kez psikoloğa gitmekle ilgili adım atmayı engelleyen 3 önyargıyı şöyle sıralayabiliriz:

“Psikoloğa Sorunlu İnsan Gider”

Her ne kadar “Bedenimizde bir ağrı olduğunda nasıl doktora gidiyorsak, ruhumuzda bir acı olduğunda da psikoloğa gitmemiz normaldir” şeklinde ifade edilen bir düşünce toplumda kabul görüyor ılsa da, hala ondan daha güçlü inanılan bir önyargı sürdürülüyor. Bu önyargı, “Sorunlu insanlar psikoloğa gider” önyargısıdır. Bu önyargı, insanların yaşamlarında bazen kendi kendilerine aşmaları zor olan durumlarda yardım almalarının normal olduğu gerçeğini hiçe sayıp, “Psikoloğa anormaller gider” türünden bir çarpıtmaya dayanır.

Hiçbir insan kendisini “Tümüyle anormal” ya da “Sorunlu” görmek istemez ve istememelidir de. Gerçekte hiçbir insan anormal ve sorunlu değildir ancak insan yaşamında sorunlar her zaman olacaktır. İnsanın sorunları olması ile bir insanın “sorunlu” olması aynı şey değildir. İlki bir gerçektir. İkincisi ise çarpıtılmış, dengesiz bir ön yargı. Bu önyargı insanların ilk kez psikoloğa gitme durumundan geri adım atmasına neden olmaktadır

“Psikoloğa Gitmek Pahalı”

Toplumda psikologların yaptığı işin çok pahalı ve lükse kaçan bir hizmet olduğu algısı çok yaygın. İnsanlar bizim toplumumuzda genel anlamda bedensel sağlıklarını iyileştirmek için de masraf etmek istemiyorlar. Beden sağlığı da psikolojik sağlık da birbirini bir elmanın iki yarısı gibi tamamlarken, her ikisi için yapılan masraflar “gereksiz” bulunuyor. Psikoloğa gitmek pahalı görüldüğü içindir ki, insanlarımız problemlerini bu işin uzmanı bir insanın yardımını alarak değil, kendi el yordamlarıyla halletmeye çalışıyorlar. İlk kez psikoloğa gitmeyi düşünen insanlarımızın vazgeçerek “Gitmiyorum” demesinin en önemli nedenlerinden biri de psikolojik yardımın “Pahalı” olduğu algısıdır.

Psikolojik destek sürecinin temelinde yer alan sohbet ve konuşma, terapinin temelinde yer alan en önemli araçlarımızdan biridir. Bu sohbet ve karşılıklı konuşmaların yer aldığı seanslar bilişsel davranışçı terapide tümüyle yapılandırılmıştır ve belirli bir hedefe yöneliktir. Bir teorik dayanağı bulunan bu sohbeti insanlarımızın bir bölümü günlük, sıradan, havadan sudan sohbet sanırlar. Bu sohbetin teknik ve teorik özelliğinin ne olduğunu bilmediklerinden böyle sanmaları da son derece normaldir elbette. Ancak bu tür yorumlar, “Benim sorunum sadece sohbetle çözülmez” önyargısını da beraberinde getirerek, psikoloğa ilk kez gitmek isteyen bir kişinin bir u dönüşü yaparak vazgeçmesinin de en önemli sebeplerinden biridir.

İyi Bir Psikolog Nasıl Olur?

İyi Bir Psikolog Kendisini Sürekli Geliştirir

Psikoloji alanı, sürekli yenilenen ve gelişen bir bilim alanıdır. Bu alanda görev yapan iyi bir psikolog da, bilimin getirdiği yenilikleri yakından takip ederek kendisini yeni bilgilerle günceller. Yeni teknikleri, yeni yöntemleri ve içinde yetiştiği teorik yaklaşımın yeniliklerini yakından izler ve öğrenir. Hiçbir zaman kendisini “Her şeyi bilen” biri olarak görmez.

İyi Bir Psikolog Büyüklenmez

“Psikolog” bir ünvandır. İş alanında başka ünvanlar da vardır ve her biri toplum yaşamında önemli görevleri yerine getiren insanların sahip olduğu bu ünvanların biri diğerine üstün değildir. İyi bir psikolog insanlara üstten bakmaz, insanlara değer verir ve onlara saygı duyar. Psikolog olmak hiç kimseyi ölümsüz yapmadığı gibi, sorunsuz da yapmaz. Psikologların da insan olması nedeniyle kusurları, problemleri, acıları, eksikleri bulunur. İyi bir psikolog bunu bilir ve asla büyüklenmez.

İyi Bir Psikolog Duygusal Açıdan Dengelidir

İyi bir psikolog, şiddetli sorunları olan, duygusal açıdan olumsuz bir halde bulunan insanlarla çalışırken onlara destek olabilecek ve onların da duygusal denge sağlayabilmesine yardımcı olabilecek şekilde güçlü bir duygusal yapıya sahiptir. Yardımcı olduğu insanların yaşadıkları zorlukların duygusal baskısını ve gerginliğini kaldırabilecek dengeli bir duygusal yapı, iyi bir psikoloğun sahip olduğu özellikler arasında yer alır.

İyi Bir Psikolog Dürüsttür

İyi bir psikolog tüm insanlara karşı dürüsttür. Sözüne güvenilir bir insandır. Doğru konuşur ve doğru eylemlerde bulunur. Gayrımeşru işler yapmaz. İnsanlara zarar veren hiçbir öneride bulunmaz, insan sağlığına ve varlığına zararlı hiçbir eylemde bulunmaz.

İyi Bir Psikolog Çok Rahat İletişim Kurar

İyi bir psikolog, her kesimden her kültürden insanla rahat iletişim kurma becerisine sahiptir. Farklı sosyo kültürel özelliklere sahip insanlarla çok rahat iletişim kurarak mesleki görevini en iyi şekilde yerine getirir. İnsanlarla rahat iletişim kurma becerisine sahip olmayan, insanlarla iletişiminde sıkıntılar yaşayan bir insan psikolog olabilir ancak “iyi bir psikolog” olamaz.

İyi Bir Psikolog Kabul Eder

İyi bir psikolog, insanları yargılamaz, ayıplamaz ve yadırgamaz. İnsanları oldukları gibi kabul eder ve onların varlıklarına, değerlerine, sahip oldukları tüm özelliklere saygı duyar. Bu saygı ve kabul yüzeysel değil tam tersine derin ve içten gelen bir saygı ve kabuldür ve insanlar tarafından da kolayca fark edilir.

İyi Bir Psikolog Gizliliğe Önem Verir

İyi bir psikolog gizlilik ilkesine uygun davranır. Kendisinden yardım alan insanların verdikleri bilgiler tümüyle sır olarak kalır, başka insanlarla asla paylaşılmaz. İyi bir psikolog gizlilik ilkesinin gerektirdiği kurallara uyar ve danışanlarına karşı etik sorumluluklarını eksiksiz yerine getirir.

Klinik Psikolog Serhat Damar

Tavsiye Bağlantılar:

Online Psikolog Desteği

Psikolog İstanbul

Paylaşın
  •  
  •  
  • 1
  • 11
  •  
  •  
  • 1
  • 1
  •  
  •  
  •  Yum
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    14
    Shares

Serhat Damar

Klinik Psikolog Serhat Damar, 2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuş, Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimini başarıyla tamamlayarak Uzman Klinik Psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. 15 yıldan uzun süredir yetişkin danışanlarıyla bireysel ve çift çalışmalarını sürdürmektedir.

Yorumlar

  1. Doganay diyor ki: Haziran 6, 2018 at 2:39 pm

    Yazı için teşekkürler. Ancak, “psikolojik tedavinin yüksek maliyetli olduğu algısı” cümlesine katılmıyorum. Normalde fiyatlar çok ucuz ama biz yüksek mi algılıyoruz ? Bu algı için de terapi almaliyizdir belki.

  2. Salih diyor ki: Mayıs 26, 2018 at 9:18 pm

    Merhabalar Hale’n devam etmekte olan anksiyete ve buna bağlı sorunlar için ilaç tedavisi görüyorum ve buna ek olarak aşırı melankolik depresif bir dönemden geçiyorum herşeyden bezdim Niğde de oturuyorum acaba bir klinik psikoloğa gitmelimiyim kaç kere randevu için aradım ama hep vazgeçtim yazınızı da okudum şimdi ama bilmiyorum 45 dk lık bir seans benim hayatımı ne kadar değiştirebilir bunu siz benden daha iyi bilirsiniz gitmelimiyim zaten devam eden bi ilaç tedavim var bunun üstüne bu depresif duygudurumu beni çöktürdü napmam lazım

  3. sema diyor ki: Mayıs 8, 2018 at 1:17 pm

    merhaba ben 20 yasındayım evliyim. bir çocuğum var. ve eşimden sözlü olarak şiddete ve hakaretlere maruz kalıyorum boşanmak istediğimde bana çocuğumu vermemekle tehtit ediyor ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. bir de tek sorun onu çok seviyor olmam. kendimde bir sorun mu var diye düşünüyorum. sürekli aglamaktan sıkıldım artık içime atmaktan da yoruldum. kendime zarar vermekten korkuyorum yardımcı olur musunuz.

    • Serhat Damar diyor ki: Mayıs 9, 2018 at 1:09 am

      Sema merhaba.
      Eşinden sözlü olarak şiddete ve hakaretlere maruz kalman ve boşanmak istediğinde de sana çocuğunu vermemekle tehdit etmesi, aranızdaki ilişkinin bir özelliği. Bu tür ilişkiler toksik, yani zehirleyici ilişkilerdir. Zehirleyici ilişkilerde eşlerden biri diğerine ya da her iki eş de birbirine duygusal istismar ve ihmal anlamına gelen davranışlar sergilerler. Sonucunda evlilik ilişkisi tuhaf, garip ve anlamsız bir ilişki halini alır. Bu durumda “Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum” veya “Ne yapayım?” sorusunun cevabını kendin vermelisin. Cevabı verirken kendi hislerine dokun ve kendine “Ben ne hissediyorum” diye sor. Herkes sana bir yol gösterse de sen kendi yolunu kendin seç. Kimsenin senin için seçtiği yoldan gitme. Kendi yolundan git olur mu?

  4. Altan diyor ki: Nisan 12, 2018 at 4:25 pm

    Merhaba. Ben 21 yaşındayım. 2 yıllık bir üniversite okuyorum. Okuduğum okulun psikolojik destek hizmetinden yeni haberdar oldum ve terapist ile görüştüm. Kısmetse bu ay gitmeyi planlıyorum. İlk defa gideceğim için yazınızı okudum ve bir psikologtan bunları duymak beni rahatlattı. Size sormak istediğim birkaç soru var izninizle.

    Ben psikoloji bölümü okumak istiyorum. Kendimi geliştirmeyi, okumayı, araştırmayı seven birisiyim ama bu sene çok iyi hazırlanamadım. Sizce 23 yaşında psikoloji okumak için geç bir yaş mıdır? Bu konuda biraz endişeliyim.

    Çok zor bir çocukluk ve ergenlik dönemi geçirdim. Bu sorunlarımın üstesinden bir uzman yardımı ile baş edeceğime inanıyorum. Peki bu durum benim psikolog olmama bir engel midir? Ya da böyle bir destek almak mesleki açıdan bana bir yarar sağlar mı?

    Çok teşekkür ederim.

  5. Aýse diyor ki: Nisan 2, 2018 at 1:28 am

    Merhaba bn ayse 20 yasindayim ve bu yil eski bn degilim gulemiyorum aglayamiyrm sanki korum etrafimi goremuyorum sen sakrak bir insanken ölü bir insan oldum annmle babmla cok sevdiğim ailemle konuşmak istemiyorum hayattan bir beklentim yok sadeece ölmek istyorum (Ölmekde bir beklenti galiba)intihara da cesaret edemiyorum.kimse bni anlamiyor konusacak bir arkadsim yok cunku bni dinlemek istemiyirlar zaten cevremde bni sevmiyor seytan bir kiz olduğumu soyluyorlar halbuki kimseye yorum yapmiyorum karismiyrm anlamadm. Yanimda birinin oldugunu hisedyrm benimle hareket ediyor yanimda arkamda biri varmis gibi hissedyrm bunu bikac kisiye anlattim cinlemdigimi soylediler. Ailem ise yanlızlıktan psikolojimn bozulduğu destek almam gerektigini soyluyor. Düşünüyorum bunlari kafamda bn kurguluyrm cunku yapacak isim yok hayatim sadece uyumaktan ibaret geri kalan kisimda sacma şeyler dusunuyorum (vejeteryan insanlarda bitkilerin katili)gibi ve ne yapacagimi bilmiyrm.

    • Serhat Damar diyor ki: Nisan 4, 2018 at 7:28 am

      Ayşe merhaba. “Sadece ölmek istiyorum” demişsin. 20 yaşında gencecik bir insansın, Allah korusun. Yaşadığın durumla ilgili acilen bir psikiyatri uzmanı hekim ile görüşmeni ve onun vereceği tedaviye harfiyyen uymanı tavsiye ediyorum. Geçmiş olsun.

  6. Adsız diyor ki: Şubat 9, 2018 at 5:41 am

    Merhaba, ben 19 yaşında üniversiteye giden bir öğrenciyim ve düzenli olarak saymadım fakat tahmini 9-10 haftadır her hafta 45 dakika terapiye gidiyorum. Gittiğim terapiler okulumuzdaki alanında uzman psikoterapistler tarafından yapılıyor. Ben terapilere gitmeye başlarken yardıma muhtaç, çaresiz durumda gördüğüm için arkadaş önerisinin de etkisiyle birlikte terapilerin bana fayda sağlayacağına inanarak gitmeye başladım ve öyle de devam ettim fakat bazen ben terapistime çok açık olamadığımı hissediyorum ve bazen sorunlarım gözümde büyüyor sanki bu durum hep böyle kalacak ve ben acı çekeceğim gibi geliyor. Ailemin benim yardım aldığımdan haberi yok ve yardıma ihtiyaç duyduğumu da bilmiyorlar. Ve bilseler de kabul etmezler ve ben bunun da bir sorun doğurmasını istemediğim için onlarla hiç paylaşmak istemedim. Babam psikologların gereksiz olduğunu düşünüyor bu aslında beni de biraz etkilemişti ve rahatsız olduğum sorunların bana asla çöülemeyecek gibi geldiği nokta ise ben eve geldiğimde babamın doğrularının olması ve benim o doğrulara boyun eğerek yaşamak zorunda kalışım ama bir diğer bir yandan terapistim ve ben birlikte beni bulmaya çalışırken evde bu durumun tam tersi yaşanıyor olması iki dünya arasında sıkışıp kalma hissim… Hatta düşüncelerimin değişecek olmasından bile korku duyduğum oluyor bazen terapistim benim onunla görüşmek istemediğimi düşünecek diye veya söyleyeceğim şey ağır bir şey olacak düşğncesiyle söylemeye çekindiğim şeyler oluyor. Öte yandan terapistim her türlü konuyu ona taşıyabileceğimden bahsediyor, ben terapide onun da benim kadar konuşmasını isterken ona soru sorup ondan bu soruların cevaplarını almak isterken terapistim benim daha aktif rol oynayacağımı söyleyip her terapide bir veya en fazla birjaç cümle kuruyor diyebiliriz. Siz terapi sürecim, terapistim ve terapistimin sorunlara karşı izlediği yol hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce terapistimi değiştirip daha iyi bir terapiste gitmeli miyim? Yardımcı olursanız çok sevinirim. Teşekkürler.

    • Serhat Damar diyor ki: Şubat 19, 2018 at 4:07 pm

      Ceyda merhaba. Sana önerim şimdiki terapi sürecini sonuna kadar devam etmen ve terapistinle yapmakta olduğun çalışmaları tamamlamandır. Bu arada terapistinle paylaşmak istediğin ne varsa bunu ona söylemelisin. Terapi sürecinde senin aradığın daha farklı bir yaklaşım. Bazı terapi yaklaşımlarında terapist çok az konuşur ve konuşmanın büyük ölçüde danışan tarafından yapılması beklenir. Bu terapi yaklaşımlarının bir özelliği de danışana herhangi bir müdahalede bulunulmamasıdır. Bazı terapi yaklaşımlarında (Örn. Bilişsel davranışçı terapi) ise gerekli durumlarda danışanın düşüncelerine müdahalede bulunulur. Bu özellik, terapi yaklaşımları arasındaki farklardan yalnızca biridir. Terapistin sorunlara karşı kendi içinde yetiştiği yaklaşımın yöntemlerini uyguluyor. Bence terapistini değiştirme, bu sürecin sonuna kadar devam etmeni ve tamamlamanı öneriyorum. Süre ile ilgili bir bilgin var mı? Çalışmalarınızın ne kadar süreceğine dair de bilgi almanı öneriyorum. Görüşmek dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.