İlişki Ne Zaman Bitirilmeli

Zararlı ilişki ne zaman bitmeli? Bu tür ilişkiler  hem bedeninize hem de ruhunuza zararlıdır. İnsanın özüne, öz varlığına zarar veren bu tür ilişkileri sürdürmeye mecbur değilsiniz. Ağır gelen ve taşımakta çok zorlandığınız yükleri sırtınızda taşımak zorunda değilsiniz. Bu yazı, ilişki ne zaman bitirilmeli sorusunun cevabını vermenize yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Zararlı ilişki, zehirleyici, kötü ya da mutsuz ilişki şeklinde adlandırdığımız çift ilişkisidir ve sağlıksız bir çift ilişkisi modelidir. Zararlı ilişkilerde genellikle ilişkideki bir tarafın lehine olan ya da çıkarına hizmet eden durumlar vardır. Çıkarlarına hizmet edilen kişi, çıkarları devam ettiği sürece ilişkiden zarar görmez ve zararlı ilişkinin devamında bu kişi herhangi bir sakınca görmez. Bazı durumlarda ise, karşılıklı olarak her iki eş ya da partner de ilişkiden belli çıkarları olduğu için ilişkiyi sürdürürler ancak bu durum ilişkinin zararlı olma özelliğini değiştirmemektedir. Kötü ilişki, bazen tüm ağırlığını bir kişinin üzerine yükleyerek taşıtırken, bazense ağırlığın dağılımı dengeli yapılmadığından, ilişkide bulunan ve ağır yükü taşımaya çalışan kişinin çökmesine neden olacaktır. İlişki ne zaman bitirilmeli sorusu da böyle ilişkilerde yükün büyük bölümünü taşıyan insanların kendi kendilerine sordukları bir sorudur.

Zarar Veren Bir İlişkiniz Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Bir ilişkinin zararlı ya da zehirleyici ilişki olduğunu anlamanıza yarayan en önemli kanıtlardan biri, hissettiğiniz olumsuz duygulardır. Olumsuz duyguları sık sık hissedersiniz ve sağlıklı ilişkilerde nadiren ve düşük şiddette hissedilen bu tür duyguların bazen sizi kuşattığını ve günlerce rahatsız ettiğini fark edersiniz. İlişki ne zaman bitirilmeli sorusuna gerçekçi bir cevap vermemize yardımcı olmaları için olumsuz duyguları ve diğer özellikleri başlıklar halinde ele alalım.

Zarar Veren İlişkilerin Belirtileri

1.”O” Değişmez

“Eşimle 2 yıldır evliyim. Ben ev hanımıyım ve eşimin maaşıyla geçinmeye çalışıyorduk. Evliliğimizin ilk aylarında evimizin ihtiyaçlarını almakta zorlanıyordu. Aldığı maaş masraflarımızın tümünü karşılamaya yetmiyordu ve ben de onun fazla masraf etmesini istemediğimden hep tutumlu olmaya gayret ettim. İlk yılımızı doldurduğumuzda eşimin kumar oynadığını öğrendim. Aldığı maaşın tamamına yakınını, işyerinden aldığı ek ücretleri ve eline geçen ne kadar para varsa kumar oynuyormuş. Bunu öğrendiğimde yıkıldım. Kendisinden ayrılmak istediğimi söylediğimde aile büyüklerimiz bir araya geldiler ve yuvamızı yıkmamamızı istediler. Ben de söylediklerine ikna oldum. Aile büyüklerimize, kendi anne ve babasına hatta yaşlı dedesine benim yanımda “Bundan sonra kumar oynarsam Allah belamı versin” diyerek söz verdi. Benden özür diledi ve bir daha asla kumar oynamayacağını söyledi. Bende kendisini affettim.

“Bundan Sonra Kumar Oynarsam Allah Belamı Versin” Dedikten Birkaç Ay Sonra…

Birkaç ay sonra ben tekrar kumar oynadığını tespit ettim. Cebinde bir kağıt parçası buldum. Fiş gibi bir şeydi. Bunu eşime sorduğumda “Bana hiçbir zaman rahat vermiyorsun, kumar oynamıyorum bilmiyor musun yemin ettim” diyerek beni susturdu. Birkaç gün sonra ben aynı kağıttan bir tane daha bulunca bu sefer anne ve babasına gidip konuştum. Daha sonra hep beraber öğrendik ki eşim söz vermesine rağmen kumar oynamaya devam etmiş, tefeci diye tabir edilen kişilerden borç alarak her defasında daha fazla parayı kumara yatırıp kaybetmiş. Borcu 140.000 TL. (Yüz kırk bin TL.) ye ulaşmış. Borcunun bu kadar olduğunu başta inkar etti ama sonunda kabul etti. Eşimin anne ve babası kendi akrabalarıyla bir araya geldiler ve borcun tamamını ödediler. Eşim bir daha asla kumar oynamayacağına dair yemin etti, benden, anne babasından özür diledi.

Her şey yolunda gidiyor zannederken geçen ay çalıştığı iş yerinin sahibi beni aradı ve eşimin birkaç aydır maaşlarından önce avans kullandığını ve bir miktar borç aldığını, aldığı avanslarla borçların toplamının 60.000 TL. olduğunu söyleyince başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Hemen eşyalarımı topladım, anne ve babamın yanına döndüm. Ona güvenim kalmadı. Bir avukatla görüştüm, kendisinden boşanacağım ve bir daha da asla ona geri dönmeyeceğim”.

“Hiçbir Sorunumuz Yok, Sen Abartıyorsun” Düşüncesi

Zararlı ilişkilerdeki eş ya da sevgililerin bir bölümü, sorunu inkar etme yolunu seçerler. “Hiçbir sorunumuz yok” derler. Ya da “Sorunları büyütüyorsun” diyerek hiçbir sorun yokmuş ve ilişki aslında yolunda giden mutlu bir ilişkiymiş gibi davranmayı tercih ederler. Bu tür kişiler sorunun konuşulmasını ve gerçekçi olarak değerlendirilmesini kabul etmezler. Sorunun konuşulması, çözümü için önemli bir adımken bu adımın atılmasını tümüyle reddederler. Ancak hiçbir sorun “yokmuş” gibi davranıldığında ortadan kalkmaz. Bu kişilerin bir sorunun var olduğuna ve önemli bir sorun olduğuna ikna edilmeleri gerçekten zordur. Bu konuda uzmanların tarafsız, gerçekçi değerlendirmelerini de umursamazlar ve sorunun varlığını inkar etmekle kalmazlar, çözüm için büyük ya da küçük bir adım atmayı da reddederler.

“Sorun Benden Kaynaklanıyor Ama Suçlu Sensin” Düşüncesi

Bazı eş ya da sevgililer ise, sorunu inkar etmezler ancak aslında tümüyle kendi yarattıkları problemler için eşlerini suçlarlar. “Senin yüzünden oldu” ya da “Sen böyle olmasan ben de bunları yapmazdım” derler. Detaylı olarak incelediğimizde, eşlerinin yaptıkları ve “suç” olarak gördükleri davranışlarla kendi bireysel hataları arasında hiçbir mantıklı bağlantı olmadığını görürüz. Mantıksızca sürdürdükleri suçlamalarının tarafsız ve gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, kendi problemli davranışlarını kabul etmeleri için yeterli gelmez. Israrla ve inatla eşin ya da sevgilinin suçluluğunu ispat etme gayretini sürdürürler.

Bazı eş ya da sevgililer ise, yukarıda ele aldığımız iki gruptakilerden farklı olarak sorunun kendilerine bağlı olarak ortaya çıktığını, kendi davranışları sonucu oluştuğunu kabul ederler. Bazen tanıdıkların, arkadaş ya da akrabaların görüş bildirmesiyle, bazen de kendiliklerinden sorumluluğu kabul ederler. “Bu sorunun kaynağı benim davranışlarım” derler. Buraya kadar her şey çok güzeldir. Ancak bu kabulden sonra normalde yapmaları beklenen davranış ve tutum değişikliği asla gerçekleşmez. Her zamanki gibi davranmaya, her zaman yapmayı sürdürdükleri bireysel hataları ısrarla ve aynı kararlılıkla sürdürmeye devam ederler.

Yukarıda ele almış olduğumuz eş/sevgili davranışlarının dönüşümlü olarak görüldüğü ilişkiler de vardır. Kişi önce inkar eder, sonra sorunun kendisinden kaynaklandığını kabul eder, bir süre hatayı düzeltmiş gibi davranırken bir süre sonra aynı hatayı tekrar yapar ve sürekli hale getirir. Eş sorunla ilgili tekrar hatırlatma yaptığında bu kez sorunun varlığını inkar eder. Daha sonraları sorunun kendisinden kaynaklandığını kabul ederken fikir değiştirir ve bu kez kendisinde hiçbir sorun olmadığını ve sorunun kaynağının eşin davranışları olduğunu savunur.

İlişki, bu kısır döngü nedeniyle bozularak dağılır, zayıf olan bağlar tümüyle kopar. Kötü ilişkinin devam etmesinde sakınca görmediği gibi, eşin ihtiyaçlarını ve hissettiği olumsuz duyguları anlamaya çalışma zahmetine de girmez. Bu tür bir ilişki, ayrılma veya boşanma kararı alınarak bitirilir.

2. “Siz” Değişirsiniz

“Sevgilim bir sorun yaşadığımızda asla sorunun bir kısmının kendisinden kaynaklandığını kabul etmiyor. Onunla hiçbir şeyi konuşamıyorum çünkü bana “Konuşma” diyor. Onun bulunduğu bazı ortamlara girmesini istemiyorum. Bazı insanlarla görüşmesinden rahatsız oluyorum. Bunu ona söylemeye çalıştığımda beni kesinlikle dinlemiyor. Beni bir kez olsun dinlesin isterdim. Kendimi kötü hissettiğimde ona derdimi açmak istiyorum ama o zaman da beni dinlemediğini görüyorum. Bana kötü davrandığını düşünüyorum. Tüm çabalarımın başarısız olduğunu görüyorum ve kendi kendime “Bütün emeklerim boşa gidiyor” diyorum. Benle ilgili ne hissediyor, ne yapmak istiyor, evlenmek mi istiyor yoksa ayrılıp benden kurtulmak mı istiyor bilemiyorum”

Tüm çift ve evlilik ilişkilerinde çatışmalar ve tartışmalar görülür. Sağlıklı ve mutlu ilişkilerde de tartışmalar, fikir ayrılıkları ve anlaşmazlıklar olmaktadır. Aslen bunların olması bir ilişkinin yoluna sağlıklı ve güçlü olarak devam etmesinde önemli bir role sahiptir. Çiftlerin bazen çatışma yaşamaları ve bu çatışmaları karşılıklı iletişimle, karşılıklı anlayışla ve birbirlerinin fikirlerine saygıyla atlatmaları ilişkinin kalitesine katkı yapar. Zorlanılan bir noktada uzlaşmanın sağlanması çift arasında duygu bağlarına olumlu etki yapar. Dahası, sağlıklı çift ve evlilik ilişkisinde fikir ayrılıkları ve olumsuz duygular eşler tarafından doğru anlaşılabilirse, sorunların çözülmesini sağlar. Zaten ilişkideki iki insanın kendilerini iyi hissettiren de budur: “Eşimle aramızda problem yaratan bir konuyu birlikte ele aldık. Bunun hakkında konuştuk, tartıştık ve çözdük” deriz. Problem ortadan kalktıktan sonra bizleri kötü hissettiren bir konu kapanmış olur.

Zararlı İlişkiler Savaşa Benzer

Zararlı ilişkilerde problemin varlığı umursanmaz, ya da eşin problem nedeniyle hissettiği olumsuz duygular ya da onun giderilmeyen ihtiyaçları önemsenmez. Zararlı ilişkilerde çift ve evlilik ilişkisi bir sevgi ilişkisi ve insanları karşılıklı olarak geliştiren, çift halinde güçlendiren değerli bir varlık olarak görülmez. Bunun yerine, çift ilişkisi bir savaş alanıdır. Savaş alanlarında iki ordu birbirine karşı savaşır ve savaşların amacı da düşmana en ağır zararları vererek galip gelmektir. Silahlar kuşanılır ve düşman ordusuna karşı mutlak bir zafer arayışına girilir. Temel mantık “Zarar görmemek için kendimi korumalıyım ve ben ona zarar vermeliyim” olduğundan, eşe acımasızca saldırılır. Amaç nettir: Kazanmak. Bu kişilerin bilmedikleri ise, çift ve evlilik ilişkisinde hiçbir durumun kazananı ya da kaybedeni yoktur. Çift ve evlilik ilişkisi bir savaş meydanı olarak görüldüğünde her iki eş de kaybeden taraf olmaya mahkum olur. Kimin ne kadar güçlü saldırdığı ve ne denli zalim olduğunun hiçbir önemi yoktur.

Eşiniz Size Düşmanca Yaklaşır

Anlayışsız, sert ve adeta düşman ordusunun kumandanı gibi görülen eş, zamanla yalnızlık hisseder. Kendisini yapayalnız, bir başına bulur. Üzüntü, çaresizlik, değersizlik, suçluluk, öfke ve endişe hisseder. Bir ihtiyacını ya da herhangi bir konuyu, basit bir problemi gündeme getirmekten çekinir. Gündeme getirdiğinde alacağı tepkiden korkar. Eşin öfkesi, hiddeti onu korkutur. “Sorun çıkmasındansa sessizlik ve sakinlik daha iyidir, ben en iyisi susup sessiz kalayım” der. Hiçbir konu konuşulmaz, hiçbir sorun çözülmez ve ihtiyaçlar giderilmez. İlişki “kötü” olma özelliğine rağmen senelerce sürüp gitsin diye beklenir. Bu türden ilişkiler nadiren uzun sürer, çoğunlukla yıkılır.

Zalimlikle, sert bir tavırla hiçbir sorun çözülemediği gibi, duygusal bağlar zayıflayarak koparken ilişki bozulur, ayrılık ve boşanma da kaçınılmaz olarak gerçekleşir.

ilişki ne zaman bitirilmeli - ilişki ne zaman bitmeli - mutsuz giden ilişki - zarar veren ilişkiden kurtulmak
Mutsuz giden ve zarar veren ilişkiler devam etmeli mi?

İlişki Nasıl Bitirilir

1. Gerçekçi Olun ve Suçlamaktan Vazgeçin

Gerçekçi bir bakış açısıyla baktığınızda, bu ilişkinin sadece eşiniz ya da sevgiliniz tarafından oluşturulmadığını görürsünüz. Her çift ilişkisi iki insanın katkılarıyla oluşur ve devam eder. Her insanın strese dayanma gücü farklıdır. Her insanın tahammül gücü farklıdır.

Bazı insanlar zararlı ilişkilerin yarattığı stres yüzünden perişan hale geldiklerinde hızla bir çözüm arayışına girerken, bazı insanlarsa aynı şiddetteki stresle uzun yıllar acı çekerek ilişkide kalmaya devam edebilirler. Zararlı ilişkinin yarattığı acı ve sıkıntılara uzun süre dayanmak ve tahammül göstermek bir başarı değildir. Mantıklı olan, bir soruna çözüm bulma konusunda iyi niyete sahip bir eş ya da sevgiliyle ilişkiye devam etmek ve sorunları da çözmektir. Benzer bir biçimde, yine mantıklı olan, bir soruna ya da sorunlar yığınına çözüm bulma konusunda isteksiz ve umursamaz davranan bir eş ya da sevgiliyle ilişkiye devam etmemektir. İlişkinin başlaması, sorunların yaşanması ve sizin de bu sorunlardan zarar görmenizle ilgili eşinizi / sevgilinizi suçlamayın. Suçlamakla sorun yokmuş gibi yapmak arasında büyük bir fark yoktur. Her ikisi de, sorunlar yaşanmaya devam ederken ve zararlı ilişki zarar vermeye devam ederken bunları ortadan kaldırmaya yaramayan faydasız davranışlardır.

2. “Onsuz Yaşayamam” Demekten Vazgeçin

Gerçek olan şudur ki, zararlı / zehirleyici / kötü ilişkilerde eşler birbiriyle anlaşamaz. Birbiriyle güzel vakit geçiremez. Birbiriyle vakit geçirmekten keyif almazlar. En önemlisi, birbirleriyle duygularını paylaşarak derin bir duygusal bağ kuramazlar. Önemli olan da budur. Gerçekçi olarak baktığınızda siz eşinizle / sevgilinizle çok yakın iki dost gibi misiniz? Beraberken neler yapıyorsunuz ve o neler yapıyor? Bunlara bakın. Sadece cinsel paylaşımlar ve cinsellik yetmez.

Çoğu zararlı ilişkide cinsel yaşam da bozulmuştur ancak bazı zararlı çift ilişkilerinde cinsel yaşam ve cinsel ilişki mükemmel denilebilecek düzeyde iyi olabilmektedir. Cinsel yaşamınızın mükemmel olması ilişkinizi sürdürmeniz için yeterli neden olabilir mi? Şunu söyleyebiliriz ki cinsel yaşam ne kadar iyi olursa olsun, zararlı ilişkinin verdiği zararları ortadan kaldırmamaktadır. Dahası, varlığı ciddi sıkıntılara neden olan büyük sorunları da çözmemektedir. Bu maddede ele aldığımız sorulara kendi içinizde mantıklı ve gerçekçi cevaplar verin. Bu şekilde farklı açılardan bakın. “O olmazsa ben yaşayamam, nefes alamam” demek yerine “Ben kendi başıma daha iyi yaşayabilirim. O olmadan daha iyi bir hayat kurabilirim” düşüncesine inanın.

3. Sevdiklerinizden Destek Alın

Ayrılık / boşanma kararınızı sevdiklerinize ve yakın arkadaşlarınıza söyleyin. Onlarla dertleşin. Yaşadıklarınızı ve hissettiklerinizi size değer veren ve sizi anlayacağını bildiğiniz insanlara anlatın. Onlardan destek almanız bu dönemde çok yararlı olacaktır. Biten bir ilişkinin hemen olumlu duygular yaratmasını bekleyemeyiz. Olumsuz duygularınız ve olumsuz hisleriniz bir süre daha devam edecektir. Olumsuz duygu ve hisler devam ederken, bir yandan da duygusal bağımız bulunan yakınlarımızın duygusal ve manevi desteğini almak bizi daha güçlü hissettirir, sıkıntımızın hafiflemesine yardımcı olur.

4. Duygularınızı Netleştirin ve İfade Edin

Ne hissettiğiniz önemlidir. Duygularınızı sadece “iyi” ve “kötü” olarak değil, içinizde ne hissettirdiğini tanımlayıcı biçimde, farkında olarak isimlendirmeye özen gösterin. “Şu an çok kötüyüm, onsuz yapamayacağım” yerine “Ondan ayrıldığım için kaygılıyım” ya da “Onunla ilişkim bittiği için kendimi çaresiz hissediyorum” şeklinde, duygularınıza doğru isimler vererek onlara sahip çıkın. Onları bastırmaya, yok etmeye çalışmayın. Onlardan kaçıp kurtulmaya da çalışmayın. Onları hissetmek için kendinize izin verin. Duygularınızı ve düşüncelerinizi yazmak için bir günlük tutun ve bunları günlüğünüze yazın.

Hayatta vermeden alan insanların da var olduğu gerçeğini kabul ederek, bundan sonra bu tür ilişkilere karşı daha dikkatli olun. Vermeden almayı yaşam felsefesi olarak benimsemiş biriyle çift olmanın nasıl hissettirdiğini yaşayarak öğrendiniz. Bu kişiler sizden aldıklarını geri vermezler, size hiçbir şey vermezler ve siz vermeye devam ettikçe bunlar almaya devam edecekler. Buna dikkat edin ki bir daha vermeden alan biriyle çift olmaktan kendinizi koruyun. Çift ilişkisi, özellikle sağlıklı çift ilişkisi her iki insanın da gönül rızasıyla verdiği, almaya değil de vermeye odaklandığı (her iki eşin de vermeye odaklandığı) bir bağlanma ilişkisidir. Almaktan ötesini bilmeyen, vermeyi bilemez. Bu sebepten, normal bir çift ilişkisi de kuramaz.

Hayatta dürüst olmayan insanların da var olduğu gerçeğini kabul ederek, bundan sonra dürüst olmayan kişilerle aranıza mesafe koyun. Bir kişinin dürüst olup olmadığını anlamak çok kolay olmayabilir ancak onu yeterince tanımak için kendinize zaman verirseniz, sevgili olmak ya da evlenmek için acele etmezseniz onu daha iyi tanırsınız. Aksi halde, alelacele karar vermiş olabilirsiniz.

5. Uzman Yardımı Alın

Ayrılık ve boşanmaya karar verirken yukarıda ele aldığımız adımları atarken bunlarla birlikte bir uzmandan da yardım alın. Çift ve evlilik ilişkileri konusunda uzmanlaşmış bir kişiden yardım almak, bu dönemi atlatmanıza yardımcı olacaktır. Zararlı / zehirleyici ilişkilerin etkileri konusunda bilgi sahibi olan, bu zararlı etkilerin ortadan kalkması için profesyonel desteği ile size yardımcı olabilecek olan bir çift veya evlilik terapisti ile çalışarak bu süreci daha kolay geçirebilirsiniz. İlişki ne zaman bitirilmeli sorusuna cevap vermekte zorlanıyorsanız uzman yardımı ve danışmanlığı almanızı tavsiye ediyorum.

Klinik Psikolog Serhat Damar

Tavsiye Yazılar:

Yeni Evli Çiftlerin Yaşadığı Sorunlar

Evlilikte Karşılıklı Sadakat ve Güven Nedir

Aldatılma Psikolojisinden Kurtulma Yolları

İdeal Evlilik Nasıl Olmalı

İlişki Ne Zaman Bitirilmeli

Boşanma Kararı Almak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir