Evlilikte Ailelerin Karışması

Evlenirken, kendi çocukluğumuzdan hatta bebekliğimizden bu yana yanımıza biriktirdiğimiz tüm yükleri de yanımızda götürürüz. Bu yükler, evliliğimizin üzerinde durur. Aslında, evlenenler için bu durum bir sır değildir. Evlenen iki insan, kendi ailelerinde yaşadıkları ilişkilerin ve ilişki kurma biçimlerinin eşle olan ilişki üzerinde ne denli etkili olduğuna şahitlik ederler. Evlilikte ailelerin karışması, net bir biçimde “sınır” ve “sınır ihlali” konularıyla ilişkilidir. Bu konular da, insanın bireysel yaşamı ve ilişkilerde çok temek konular arasında yer almaktadır.

Evlilikte Ailelerin Karışması Neden Olur?

Evlilikte ailelerin karışması durumu aslında ailelerimizin geçmiş yaşamı ile çok yakından ilgilidir. Ailelerimiz yani anne, baba, kardeşler, kuzenler ve akrabalarla oluşmuş olan geniş ailelerimiz bizler üzerinde büyük etkiler yaratırlar. Çoğunlukla dengeli ilişkiler kuruluyor gibi görünse de, birçok ailede de aile üyeleri arasında derin uçurumlar olduğu göze çarpar. Aile yaşamında akrabaların, ailelerin karışması problemi bize çok tanıdık gelen bir durumdur. Özellikle bizim kültürümüzde karışmak olarak algılanmayan birçok eylem vardır. İki insan evliliklerini kurarken yapacakları seçimlere müdahale edildiğini görürler. Evlerine alacakları eşyalardan, gelinlik ve damatlık seçimlerine kadar her konuya müdahale edilir. Küçük ya da büyük olan tüm eşyalar da buna dahil olmak üzere birçok konu ailelerin ilgi alanını oluşturur. Bu da, ailelerin karışma ihtimalini artırır.

Evliliğin öncesi olan sevgililik ve nişanlılık sürecinden başlayan bir yargılama ve eleştirme süreci bazı çiftlerde dikkat çeker. Eşlerden birinin ailesinin diğer eşi umursamaması, göz ardı etmesi, görmezden gelmesi gibi olumsuz davranışlar durumu daha da kötüleştirir.İlişkiler tümüyle olumsuz hale gelir.

Bazen anne babalar, ya da diğer aile büyükleri evlatlarının istek ve ihtiyaçlarının tam tersi olan beklentiler içine girerler. Beklentiler bazen çok büyük olabilir. Örneğin, anne babalardan biri kendisine ev aldırmak isteyebilir. “Bunca yıldır çalışıyoruz ama hala kirada oturuyoruz. Siz yeni evlendiniz, gençsiniz. Siz kirada oturabilirsiniz ama biz artık yaşlıyız. Artık kendi evimiz olmasın mı?” diyebilir. Böyle bir durumda, yeni evli çiftin evliliğinin tam orta yerinde ciddi bir kriz patlamak üzeredir.

Evlilikte ailelerin karışması bazen bu bahsettiğimiz mal mülk konuları üzerinden gerçekleşir. Çoğu zaman ise manipülasyon yapma ve kontrol altında tutma şeklinde yapılır. Karışmanın sonucu, yaşamına müdahale edilen eşler arasında ciddi çatışma ve kavgalardır.

Karışma eylemleri ne yazık ki çiftin karışma davranışını gösteren kişi ile ilişkilerde sınırlamaya giderek devre dışı bıraktığında da devam eder. Çoğu durumda aslında eşlerden biri, ya da ikisi birden gerçekleştirilen karışma eylemlerini manipülasyonları ve kontrol altına alma davranışlarını fark etmezler. Bunları normal ve sıradan olan, her anne-babanın veya akrabanın yaptığı olağan davranışlar olarak görürler.

Bu tür davranışların ilişki üzerindeki olumsuz etkisine, eşler arasında ciddi bir çatışma kaynağı olmasına, ve dahası ilişkinin ortasında yük uyuşturan ciddi bir stres kaynağı olmasına rağmen çiftler bunu görmek istemezler.

Bu olumsuz durumun etkilerini bizler gibi uzmanlar dile getirdiğinde de tümüyle savunmacı ve reddedici bir tavır gösterdiklerini söyleyebilirim. Çiftlerin evlilik ilişkilerine tarafsız bir gözle bakan bir uzman olarak ilişkinin gittiği yöne üzüldüğümü söylemek isterim. Yanlış bir yoldan ilerleyerek istediğiniz yere ulaşamazsınız. Çiftlerin yaşadığı durum buna benzerdir.

Müdahaleleri tespit edip önlemek mantıklı bir yol olarak belirginleştiğinde, “Ben ailemi silemem. Ailesini silebilen varsa silsin” şeklinde cevaplar verilebiliyor.

Aslında sınır koymak ve sınırların daha sağlıklı tayini, ilişkinin ve evliliğin devamı açısından son derece önemlidir. Çoğu durumda doğru olan tek yoldur, ancak karışmanın ve olumsuz olarak manipüle edilmenin ve kontrol altına alınmanın normal sayıldığı evliliklerde bu yol tercih edilmez.

İki insanın bir araya gelerek birbirine eş olmaları ve saygı duyulması gereken, sınırları korunması gereken bir yuva kurmaları bazen ailelere, anne, baba, akraba ve kardeşlere çok da hatırı sayılır bir durum gibi görünmez. Böyle ailelerin üyeleri, aslen zaten zor olan yeni kurulmuş evliliğin daha da zorlanmasına neden olacak eylemlerde bulunurlar. Örneğin yeni evlenmiş bir çiftin evine gittiklerinde gelinin herhangi bir davranışına takılıp “Neden böyle yaptı?”, “Neden bana böyle davrandı?” diyerek yapılmış olan bir davranışı abartır ve büyük bir krize dönüştürürler. Yeni evli olan çiftin daha ilk günlerden kavga etmesine vesile olurlar. Yeni evlenmiş olan çift birbirlerine alışmaya çalışırken zaten işleri yeterince zordur.

Olması gereken, yani normal olan / dengeli olan yaklaşım, anne babanın ve akrabanın yeni evli olan çiftin birbirine uyumunu kaynaşmasını ve birbirini kabul etmesini kolaylaştırmaktır. Normal olan böyle iken, bazıları kendileri sorun çıkararak çiftin daha zor koşullar altında kalmasına sebep olurlar. Bunu bilerek ve isteyerek yapanlar, sonuçlarının ne olacağını da bilerek böyle davranırlar. Bazıları ise tamamen dürtüsel olarak ya da umursamaz davranarak, “Ne olursa olur beni ilgilendirmez ben söyleyeceğimi söylerim” mantığıyla duyarsız davranmayı tercih ederler.

Bahsetmiş olduğum ev alma örneğinde olduğu gibi, bazen de anne babanın ya da yeni evlenen kişinin kardeşinin, abi ya da ablasının büyük bir borcunu evlenmiş olan kişiye yüklerler.

Yardımlaşmanın güzel bir değer olduğunu bilsek de, yepyeni bir yuvanın üzerine böyle ağır yükleri yüklemenin mantıksızlığı apaçık ortadadır. Bir yakınımızı desteklemek güzel bir eylem olsa da, yeni evli bir çiftin ilişkisi üzerinde çok ciddi bir baskı yaratacağı apaçıktır. Bu verilen borç konusu kendi başına çok ciddi bir çatışma / kavga konusudur. Bunun üzerine çiftler günlerce, aylarca, bazı durumlarda yıllarca tartışırlar. Çok sayıda çiftin bu döngüden çıkamadıklarına, bu bu döngünün içinde kaybolup gittiklerine şahit oldum. Bu şekilde boşanma kararı alınarak biten evlilikler gördüm. Çiftlerin birbirine bağlılık yeminleri ederek evlenmeleri sonrası böylesi bir nedenden ayrı düşmeleri gerçekten de üzücü bir durum. Boşanma sonrasında yapılan ikinci evlilikler de aynı davranış örüntüleri nedeniyle problemli olarak sürmektedir.

Bahsettiğim “borç ödetme” durumuna maruz bırakılan çoğu çiftin ilişkisi bozulur ve birbirinden kopuk iki insan olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar. Böylesi durumların, birbirinin sınırlarını göz ardı eden ailelerde olduğunu görürüz.

Sınır kavramı, hem birey olmamızda hem de yeni bir yuva kurup evlenirken çok önemli bir kavramdır. Benliğimizin korunması için de, evliliğimizin ve yuvamızın korunması içinde sınırlar gereklidir. Sınırları yok sayan anne, baba, akraba ve kardeş bunu bilerek ya da bilmeyerek yapabilir.

Sınırları ihlal edilen kişi buna izin vermek zorunda değildir. Kendi değerlerini ancak kendisi koruyabilir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki, sınırları görmezden gelenler “Biz evlenmiş olan oğlumuzun / kızımızın sınırlarına saygı duyalım. Biz onun anne babası olsak da, o artık bizden ayrı bir birey ve şimdi kendi yuvasını kurdu. Ona ve evliliğine zararlı olacak bir şey yapmayalım. Biraz geri çekilelim, onun sınırlarına saygı gösterelim” demezler. “Sınır” dendiğinde çoğumuz ülkeler arasında yer alan ve ülkeleri birbirinden ayıran ayrım noktalarını anlarız. İnsan ilişkilerinde ve evlilikte de sınırlar vardır ve evliliğin, yeni kurulan yuvanın korunması da sınırlarının korunmasına bağlıdır.

Evli çiftlerin aralarında ortaya çıkan onlarca sorunu beraber el ele vererek çözmeleri gerekmektedir. Kendilerine ait olan sorunları çözebilirler.

Kendileri dışındaki üçüncü kişilerden kaynaklanan sorunlar, bu kişilerin müdahaleleri ve karışmaları devam ettiği sürece hiç bitmeyecektir.

Yeni evliler, kurmuş oldukları çekirdek aileyi “Bu benim ailem” diyerek benimsemez ve içinden geldikleri aileyi gerçek aileleri olarak görmeyi sürdürürlerse… O zaman, yeni kurdukları yuvanın çöküşüne de izin vermiş olacaklardır. Bir öncelik sırası belirlenmesi şarttır. Eşler birbirleriyle oturup sakin bir şekilde bu konuları ele almalıdırlar.

“Benim ailem mi yoksa sen mi diyorsan tabii ki benim ailem. Ben senden boşansam kime dönerim? Tabii ki kendi aileme dönerim. Bu yüzden ailemle senin arasında seçim yapmam gerekirse, 100 kerenin 100 ünde de kendi ailemi seçerim” cevabını veren kişilerin evlilikleri her an bir dağılma noktasına gelebilir.

Evlilikte ailelerin karışması konusundaki yazımın sonuna geldik. Eğer sizin de evlilikte ailelerin karışması ile ilgili olarak eşinizle sorunlarınız varsa benden yardım alabilirsiniz. Size merkezimde yüz yüze ya da online sesli ve görüntülü olarak yardımcı olabilirim. Online seanslarım hakkında bilgi için tıklayınız: Online Çift Terapisi

Serhat DAMAR

Klinik Psikolog / Çift Terapisti (PACT)

Yorum yapın