Evlilik Sorunları

evlilik sürecinde yaşanan sorunlar

Evlilik sürecinde yaşanan sorunlar, her çiftin, geçici süreyle de olsa evliliği sorgulamasına neden olur. Evlilik sorunları aslında evliliklerin kurulum aşamasından başlayarak birkaç yıl boyunca şiddetini hissettirir. Zaman içinde, çiftin olgunlaşması ve uyum sağlamasıyla evlilik sorunlarının şiddeti düşüşe geçer. Çiftin evli olarak yaşadıkları süre boyunca farklı konularda sorunlar yaşamaları son derece normaldir. Dengeli bir evlilikte sorunlar her iki eşin de üstesinden gelebildiği bir halde ortaya çıkar, çözümlendikçe eşler arasındaki bağı kuvvetlendirir. Dengesiz evliliklerde ise her sorun bir kör düğüm halini alarak hem eşlerin ruhsal dengelerini sarsıcı etki yapar (toksik ilişki) hem de evliliğin temel dengeleri sürekli olarak zarar görür.

Evlilik Sürecinde Yaşanan Sorunlar

1 . Üçüncü Kişilerle İlişkiler

Eşlerin yakın arkadaşları, kardeşleri, kuzenleri, anne ve babaları ve önceki evliliklerinden çocukları, bazen de eski eşleri genel olarak Üçüncü kişiler olarak adlandırılabilir. Çoğunlukla bu saydığımız kişilerle eşin ilişkisi sırasında problemler ve önemli çatışmalar çıkar. Bazı kişiler, bu bahsettiğimiz üçüncü kişilerle olan ilişkilerde yaşanan sorunları görmezden gelip, “Yokmuş gibi” ya da “Hiç olmamış gibi” yapmaya çalışsalar da, bu dünyada var olan bir şeyin yok olduğuna inanmak hiç de gerçekçi değildir. “Boşver” şeklinde ifade edilen bir yaklaşım da kesinlikle işe yaramayacaktır. Bazen işe yarar gibi görünse de, daha sonra insanların başına daha daha büyük işler açması kuvvetle muhtemeldir.

Evli insanlar sıklıkla üçüncü kişilerden kaynaklanan, ya da konunun üçüncü kişiler olduğu hararetli tartışmalar yaşarlar. Bunlar, aslında çözülmesi gereken önemli bir problemin varlığını işaret eder. Çiftlerin bir bölümü bu durumda denge kurmayı başarırken bazıları ise evlilik öncesi dönemden evliliğe geçişi tam olarak gerçekleştiremezler ve bu sorun ilişki üzerinde ağır bir yük olarak uzun yıllar boyunca kalır.

2. İletişim Sorunları

İletişim, artık hepimizin bildiği gibi, evlilik sürecinde yaşanan sorunlar arasında en sık karşılaşılanlar arasında yer alıyor. Çiftler de, konuların detaylarına girmeden önce, “Serhat Bey, bizde ciddi bir iletişim sorunu var ve bu sorun evlilik sorunlarımızın temelini oluşturuyor” şeklinde sıkça ifade ediyorlar.

Elbette ki iletişim sorunları evlilik sürecinde yaşanan sorunlar arasında en sık gördüklerimizden biridir. Ancak şunu da belirtmek isterim ki, çiftlere iletişim sorunu gibi görünen problemlerin önemli bir kısmı, aşağıda ele aldığım veya bu yazıda değinmediğim başka bir nedene bağlı olarak çıkmaktadır. Bu durumla çok sık karşılaştığım için ben tarafsız olarak, ve herhangi bir ön kabulde, ön yargıda bulunmadan ilişkiyi anlamaya çalışıyorum.

İletişim sorunlarının bir bölümü, eşlerin iletişim stilleriyle ilgilidir. Eşlerden biri çok daha konuşma ve paylaşma isteği duyarken, diğer eş “Kendi içinde kendinle konuşman yeterli. Eşe her şey anlatılmaz” düşüncesine inanabiliyor. Bu durumda, konuşan eş, diğer eşten de aynı yaklaşımı bekliyor ancak ne yazık ki ondan böyle bir yaklaşım göremiyor.

Bu durum karşısında talep eden eş umursanmadığını, değer görmediğini, hatta sevilmediğini düşünebilir, eşine güvensizlik duyabilir. Konuşmayan, iletişime geçmekten kaçınan eş de kendisinden çok büyük taleplerde bulunulduğunu (eşi tarafından) ve bu taleplere karşılık vermesinin, ya da basitçe kendisini açmasının tehlikeli olabileceğine inanarak daha da içe kapanıyor. Bu durumda oluşan kısır döngü, çiftlerin önemli bir kısmında evlilik sorunları yaratır.

İletişim sorunlarının bir kısmı da, gerçekten umursamazlığa dayanan ve eşlerden birinin duygusal ihmali halini alan büyük ölçekli bir problem şeklinde görülür. Duygusal ihmal yapan eş, diğer eşi görmezden gelir, onun sorularına cevap vermez, onun ihtiyaçlarını görmezden

3. Çocuklar

Çocuklar, çiftlerin yaşamlarına tarifi zor ama muhteşem katkılar yaparlar. En başta, en yalın haliyle bize “paylaşmayı” öğretmek için gelirler. Onlarda gördüğümüz tek kelimeyle muhteşemliktir. Bebeklikten ergenliğe dek tükenmeyen bir enerji, bitmeyen bir yaşam enerjisi ve insana moral veren bir coşkuyu getirirler yaşamlarımıza. Unutmayalım ki onların da hakları var. Evet, çocuk hakları. İkiz babası olarak şunu söylemeliyim ki, ikiz çocuklarınız olduğunda, üst satırlarda yazdıklarımın 2 katını yaşıyorsunuz. Yaşamlarımıza katkıları son derece olumludur ancak çocuklar bir yandan da bizlerin evlilik sorunları yaşamamıza istemeden neden olurlar.

Çocuklarımızın haberi olmasa da, anne babalar bir çok zorlukla mücadele etmeye çalışırlar. Bu zorluklardan biri, çocukların yaşamlarımızda bize fazladan sorumluluk yüklemesidir. Bir bebeğin bakımı, beslenmesi, ihtiyaçlarının giderilmesi son derece hassas bir konudur. Bebeğin kucakta güvenli şekilde tutulması / ya da tutulmaması konusu birçok çiftin boşanma noktasına gelmesine neden olabilir. Benzer şekilde, bebek uyurken onun güvende ve emniyette olduğundan emin olma / emin olamama konusu da evli bir çiftin ilişkisini derinden sarsabilir.

Bu örneklerle 20 yıldan uzun süredir yaptığım çift terapisi çalışmalarım sırasında onlarca kez şahit oldum. Eş rolüne anne ve baba rolleri eklendiğinde, çiftlerin sorumlulukları da stresleri de artar. Eşler arasındaki çatışma ve uzlaşmazlıklar artarken, diğer yandan beraber, baş başa geçirilen süre belirgin biçimde azalır. Bazı dönemlerde eşler arası ilişkiler “Sıfıra” iner. Bu ise, çiftin ilişkisini de, aralarındaki bağı da derinden etkiler, bazı çiftlerin birbirlerinden ebedi olarak kopmasına neden olur.

4. Aldatma

Aldatma konusunda ne kadar yazıp çizsek az. Bu konu, her konudan ayrı bir yere sahip çünkü içlerinde telafisi en zor olanlardan biri. Aldatmak yani sadakatsizliğin, sadakatsizliğe maruz bırakılan eşte yarattığı yıkımı, onda oluşturduğu duygusal çöküşü tarif edebilmek çok güçtür. Bu duygusal yıkımı ve ruhsal darbeyi insanlar “Babam öldüğünde hissettiğim duyguların aynısını hissediyorum” diyerek tarif ederler. Gerçekten de, “O asla yapmaz” denilen eşin gerçekten de yapmış olmasına inanmak, sonra da bunu kabullenmek çok zordur. Bir çok evlilik aldatmanın ortaya çıkmasının hemen sonrasında dağılır ve eşler birbirinden boşanır. Bkz. Aldatmak Nedir?

Bir kısmında ise, eşler eski ilişkilerinin üzerine bir çarpı koyup, eski ilişkilerindeki yanlışları belirleyip tekrar ve sıfırdan bir ilişkiye başlama kararı alırlar. Evli insanların tüm kararlarına saygı duyulmalıdır. Affeden bir eşe “Sen neden eşini affettin? Ya yeniden yaparsa?” denmez. Ya da affetmeyen bir eşe “Sen onu affetmek zorundasın” da denmez. Bizler bu konunun uzmanları olarak eşlerin verdiği kararlara saygı duyarız ve o kararlarını değiştirmeleri için baskı yapmayız. Bir insanın özgür iradesiyle verdiği ve kendisi açısından doğruluğuna inandığı karara saygı duymaktan başka bir yol yoktur. Evlilik ilişkisinde anlaşma bozucu maddelerden biri olan “Aldatma” da, evlilik sürecinde yaşanan sorunlar arasında çok önemli bir yere sahiptir.

5. Samimiyet ve Yakınlık Kurma Sorunları

Samimiyet konusu evli olan bir çiftin olmazsa olmazıdır. “Eşimin tavırları bana samimi gelmiyor” diyen birinin eşinin hangi davranışı ya da sözünün, ya da özelliğinin samimi gelmediğini araştırmak gerekir. İnsanlar birbirleri ile iletişim halindeyken, karşılıklı olarak bazı sözlerden, bazı davranışlardan, bazense bazı mimiklerden rahatsızlık duyabilirler. Bu rahatsızlığın yönü aslında “Düşmanca” algılama şeklindedir. Bir bakış, ya da tuhaf ve anlamsız bir gülüş biz insanlar tarafından “Düşmanca” algılanabilmektedir. Samimi olmayan, düşmanca görünen tavırların, söz ve davranışların netleştirilmeden üzeri örtüldüğünde, samimiyet kurmak imkansızlaşacaktır.

Samimi tavırlar, samimi sözler ve davranışlar, eşinizle sizin aranızdaki bağı güçlendirirken bir yandan da karşılıklı olarak güven hissetmenize hizmet eder.

Yakınlık kurmak bazı insanlar için çok zordur. Tek başına olmaya, yaşamı tek başına göğüslemeye alışmış insanlar “Bu hayatta her derdimle kendim baş etmeliyim” derler. Her şeyi tek başına yapmanın alışkanlığa dönüşmesiyle artık diğer insanlarla ve en önemlisi de eşle, paylaşacak bir şey kalmaz. Yakınlık kurmadan bir evlilik yürütülemez. Yakınlık kurmadan yürütülen evlilikler, kağıt üstündeki evlilikler olabilir ama gerçek evlilik samimiyetle ve yakınlıkla gerçekleşir. Elbette ki bu samimiyet ve yakınlık kurma hali, kendiliğinden gerçekleşmez. Kendiliğinden bir samimiyet ve yakınlık oluşmasını beklediğinizde o beklenen yakınlık ve samimiyetin hiç gelmediğini görürsünüz. Bunların gelmesi gerçekten zahmetli iştir ve çok çaba gerektirir. Üzerine odaklanıp çalışmak gerekir.

6. Cinsel Soğukluk

Cinsel yaşam, evli çiftlerin aralarındaki özelidir. Bir çifti birbirine yakın hissettiren, bağlanmalarını destekleyen bir paylaşımdır cinsellik. Cinsel paylaşımın ötelenmesi, eşin cinsel yaklaşımının reddedilmesi veya bahanelerle engellenmesi çok sık karşılaştığımız durumlardır. Bunların bazıları eşler arasındaki cinsel soğukluğun belirtisi olabilirken, bazıları da insanların kendini günlük yaşamın akışına bırakmış olmalarının kaçınılmaz bir sonucudur. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlarımız cinsellik için ne zaman ne de enerji bulamadıklarından çok sık bahsederler.

Cinsellikle araya konmuş olan mesafenin sebebi bu ise, çözümü basittir. Ancak cinsel soğukluk dediğimiz durumda, eşlerin birbirlerini cinsel açıdan özlemediklerini ve arzu etmediklerini görürüz. Bunu yaşayan eşler şu şekilde ifade ederler : “Eşimle aramda cinsellik olsa da olur, olmasa da olur. Hatta olmasa daha iyi olur zaten zevk almıyorum”. Çok net bir şekilde cinselliğin bittiğini ifade eden bu sözler, diğer yandan evliliğin de bitişe doğru hızla ilerlediğinin bir kanıtıdır. Evlilik sürecinde yaşanan sorunlar arasında bulunan cinsel soğukluk, evliliğin cinsel paylaşım kısmını boşa çıkararak evliliğin içini boşaltır ve anlamsızlaştırır. Bu durumda bazen erkek, bazen de kadın eş, evliliği yürütmek istemediğini belirterek boşanma kararı almak isteyebilir. Boşanma kararı almakla ilgili yazım için bakınız: Boşanma Kararı Almak

Evlilik sorunları için uzman yardımı almak isterseniz size yardımcı olabilirim. Bilgi için tıklayınız: İlişki Uzmanı Psikolog

Serhat DAMAR, Klinik Psikolog / Çift Terapisti (PACT)

Yayım tarihi
İlişkiler olarak sınıflandırılmış

Serhat Damar tarafından

Serhat Damar, 2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamlayarak Klinik Psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. Dünyaca ünlü çift terapistleri ile çalışarak bu uzmanlardan çift terapisi eğitimleri almıştır. İstanbul'da Çift Terapisti olarak görev yapmaktadır.