Evlilik Sorunları Nasıl Çözülür?

Evlilik sorunları çiftlerin yaşamına ve ilişkilerine zarar veriyor. Evli çiftler sorunlarını uzlaşarak çözebilirler mi? Bu yazımda evlilik sorunları nasıl çözülür sorusuna psikolog tavsiye ve önerileriyle cevap vermeye çalışacağım. Yazımın ilk bölümünde konu hakkında anlatımlar yer alırken, ikinci bölümde ise örneklerle açıklama yapacağım.

Evlilik yaşamı, bekar ve bireysel yaşamdan çok daha fazla anlam içeren bir yaşam biçimidir. Evlilikte yaşanan sorunlar, belirli alanlarda dengenin bozulmasına bağlı olarak oluşmaktadır. Evlilikte mutluluk ve aile huzurunu yaşayan çiftler, özellikle bu dengesizliği ortadan kaldıran adımlar atma cesaretini gösterebilen çiftlerdir. Özellikle evlilikte yaşanan sorunlar ve çözümleri dikkatle incelemek için kaleme aldığımız bu yazıda evlilik sorunları nasıl çözülür sorusuna cevap vermeye çalışacağız.

Evlilik Sorunları ve Boşanma

Ayrılık ve boşanma, eski nesillerin bilmedikleri, hiçbir zaman dile getirmedikleri iki kavramdı. Onlar, sorunları çözmek için kendi fark ettikleri sorunlarda bazı davranış değişikliklerine gidiyorlardı, bazen eşlerini değişmeye zorluyorlardı. Sonuç olarak bazen yaptıkları davranış değişikliği işe yarıyordu, bazen eşi değiştirme çabası sonuç veriyordu, bazense her iki çaba da başarısız sonuçlanıyordu. Evlilik sorunlarını gidermekte yetersiz kalan çaba ve girişimlerin sonucu ne olursa olsun, “Bitirelim”, “Ayrılalım” ya da “Boşanalım” demiyorlardı. Buna bağlı olarak, eski nesiller arasında boşanmanın ülkemizde görülme sıklığı, batılı ülkelerde görülme sıklığından çok daha düşüktü.

Boşanma ve ayrılık konusunda bu yaklaşımın yeni nesiller arasında neredeyse tümüyle değiştiğini görüyoruz. Sevgililer arasında görmeye çok alışkın olduğumuz “Anlaşamazsak ayrılırız” düşüncesinin evli çiftlerde de yaygın bir düşünce olduğunu görüyoruz. Bu, eski nesiller arasında görmeye alışkın olmadığımız “Çift ilişkisine ömür biçme” yaklaşımını da beraberinde getiriyor. Sevgililer arasında çok sık gördüğümüz “1 yıl çıkarız sonra bitiririz” düşüncesi, evliliklerde de “Çocuğumuz doğsun, boşanırız” ya da “Kızımız ilkokula başlasın, o zaman bu evliliği bitirelim” düşünceleri ve kararlarıyla kendisini gösteriyor.

Ayrılık ve boşanma konusundaki bu tür düşünceler, “İnsan ilişkilerinin ömür boyu sürme” özelliğine aykırıdır. Elbette ki bir çift problemler yüzünden sık sık çatışmalar yaşıyor bu nedenle de boşanma kararı alıyor olabilir. Ancak evlilikte yaşanan sorunlar ve çözümleri hiç değerlendirilmeden alınan evlilik kararları tartışmaya açıktır.

Bekarlar yalnız ve tek başına olma durumunu çok sık yaşarlar. Bekarlar evlilere göre daha fazla stres altındadırlar. Evli insanlar, hayatta yalnız olmadıkları gerçeğinin de etkisiyle kendilerini daha güvende hissettiklerini bildirmektedirler. Bu gerçeklerin yanında şöyle bir gerçek durmaktadır: Bekarlık çift olmaktan daha basit bir yaşam biçimdir. Teksinizdir ve tek bir kişi olarak planlar yaparsınız. Bekarken doğrularınızı başka doğrularla karşılaştırmak, doğru kabul ettiğiniz bazı önemli şeylerin yanlış olduğunu kabul etmeye ihtiyaç duymazsınız. Tek başına, kendi kendinize yaşarsınız. Evli iken durum çok farklıdır. Doğruları sizinkinden zaman zaman farklı olan eşinizin, bazen de size yanlış gelen bir şeyi doğru kabul ettiğini göreceksiniz. “Benim doğrumu sende kabul etmek zorundasın” deme hakkınız yok, çünkü evlilik zorlama üzerinde değil, uzlaşı ve karşılıklı uyum üzerinde ilerleyen bir çift ilişkisidir.

evlilik sorunları ve çözümleri - evlilik sorunları soru cevap - evlilik sorunları için psikolog - evlilik sorunları nasıl çözülür
Evlilikte yaşanan sorunlar için en iyi çözüm yolları

Evlilik Sorunları ve Çözüm Yolları

Evlilik sorunları ile karşılaştığımızda yapabileceğimiz en mantıklı davranış, evlilik sorunları ve çözümleri üzerinde çalışmaktır. Bu sorunları çözmek için eşimizle bir araya gelerek neyi çözmemiz gerektiği üzerinde beraber çaba göstermektir. Bir arada olmak ve birlikte bir şeyler yapmak evliliğin en temel özelliklerinden biridir. Bu özelliği sorunlarla karşı karşıya kaldığımızda da öne çıkarmak bizim evlilik sorunlarımızı çözmemizi kolaylaştırıyor. Sorunları çözmek daha mantıklı olsa da, aynı zamanda daha zor olan yoldur. Uğraştırıcıdır, çaba ister. Bu nedenle birçok erkek ve kadın sorunları çözmek için uğraşmak yerine kaçmayı tercih eder. Bu en kolay ve basit çözümdür. Bu şekilde sorunları çözmek için çaba gösterme ve uğraşma zahmetinden kurtulmuş olurlar. Halbuki iletişim kurarak evlilik sorunlarının neredeyse tümü çözülebilmektedir.

Evlilik sorunları ve çözüm yolları dendiğinde öncelikle yapılması gereken iletişim kurmaktır. Evlilik danışmanlığı için bana başvuran çiftlere örnek ve yaşanmış bir diyaloğu benim yanımdayken tekrardan kurmalarını söylüyorum. Kurulan diyalog eşlerin birbirini incitmelerine neden olabilecek şekilde olduğunda onlardan durmalarını istiyorum. “İletişim” bazen hafif, bazen çok ağır hakaretler, bazen tek taraflı bazen çift yönlü suçlamalardan oluşuyor. Bu suçlamalarda eşler bir düelloya benzer bir üslupla ve karşılıklı olarak bazı sözler söylüyorlar. Eşin sesinin yükseldiği durumda, aradaki iletişimin gereği olarak seslerini yükseltiyor, hatta bağırıyorlar. Bu yaptıkları aslında iletişimle ilgisi olmayan bir şeydir. Yaptıkları şeyin ne olduğu çok önemli olmasa da, yaptıklarının iletişim olmadığı çok açıktır. İletişim kuran iki insan birbirine hakaret etmez, birbirini suçlamaz, yargılamaz ve eleştirmez. Bunlar içinde en masum olanı “eleştiri” de incitmeden yapılabilir. Eleştiri aşağılamadan, sesi yükseltmeden yapıldığında yararlı iken, tam tersi durumda ilişkiye zarar vermektedir.

“Çay getir” sözü genelde erkeklerin verdiği bir emirdir. Bu söz kaba bir emir olmakla birlikte, eşin olumsuz duygular hissetmesine neden olan, onun da kaba tepkiler vermesine neden olacak türden bir sözdür. Bu söz kaba bir emir cümlesidir. Eşinizi kötü hissettirmeyen bir söz söylemeniz ilişkiniz için en iyisidir. Eşe saygı ve sevgi içeren söz söylemek için biraz zahmete girmemiz gerekse de, bu hem bizi, hem de eşimizi iyi hissettirir, sorunlarımızı çözmemizi bu yumuşak dil kolaylaştırır.

Aşk geçici bir durumdur. Sevgi de zamanla azalır. Kaybolup yok olmaz ama arttığını ve azaldığını fark edebildiğimiz hislerdir. Evli çiftleri bir arada tutan aşk ve sevgi değil, tümüyle bağlanmadır. Evlilikte yaşanan sorunlar ve çözümleri konusunda adım atmaya insanları teşvik eden de yine aralarındaki bu bağdır. Bağlanma, sevgi, saygı ve güven bir çiftin ilişkisini sağlam yapan çok önemli özelliklerdir. Bunlara her çift özen göstermelidir. Eşle aranızda bağlanmaya aykırı (sadakatsizlik), sevgisizlik, saygısızlık ve güvensizlik yaratan davranışlardan özenle uzak durulması en iyisi olacaktır.

Bazı evli çiftlerde kadın, erkeğe “Filancanın eşi ona doğum gününde 8 tane altın bilezik almış” diyor. Bazense erkek, eşini başka arkadaşlarının eşleri ile karşılaştırıp eşini onlardan geride gördüğünü ifade eder. Bu tür karşılaştırmalar, eşinize olumsuz duygular hissettirir, bunların mutlaka bir geri dönüşü (size) olacaktır. Söylediğiniz sözlerin eşinizin ne tür duygular hissetmesine neden olacağını hesaplayarak konuşmanız mantıklıdır. Eğer eşinizi başka insanlarla karşılaştırma anlamına gelen ve ona kötü hissettirecek sözler söyleyecekseniz, bunları söylemek yerine susmanız çok daha mantıklı olacaktır.

Bir evlilikte suçlu ve suçsuz yoktur. Sorunlar vardır ve sorunların çözümünde suçlama iyi bir yaklaşım değildir. Suçlama mantıksızdır çünkü amaç sorunun çözümü iken çiftin karşılıklı olarak birbirlerini suçlamaları sorunun çözümüne hiçbir katkıda bulunmayacaktır. Evlilikte çiftin karşılaştığı her durumda ve her problemde o durumun ya da problemin failini bulmaya çalışmaları da işe yaramamaktadır. Sorunlar çiftlerin karşılıklı uyumunu güçlendiren ve duygusal bağlarını derinleştiren fırsatlar olarak görülmelidir.

Çiftler, ilişki sorunları ve ilişkide yolunda gitmeyen durumlar konular konuşulurken bazen “Problemin kaynağı aslında benim eşimin kişilik yapısıdır” derler. Aslında ilişkiye özgü ya da eşle aralarında çift ilişkisi kurma biçimlerine özgü özellikleri eşin kişilik özellikleri olarak tanımlama eğilimi gösterirler. Elbette ki bazı kişilik özellikleri çift ilişkisi üzerinde etkiye sahiptir. Her insanın farklı kişilik özellikleri olsa da, çift ilişkisi önemli bir yönüyle bu farklı kişilik özelliklerinin uyumu ve bir arada olma becerisidir. Bu uyumu ve bir arada olma becerisini geliştirmek için her iki eş de çaba göstermelidir. Her eş kendi ilişki kurma biçimini değiştirmelidir. Değiştirilmeye çalışılan şey kendi ilişki kurma biçimimiz değil de eşimiz olduğunda, sonuç almak çok zorlaşacaktır. Evlilik sorunları ve çözümleri, neyi değiştirmeniz gerektiğini fark ettiğinizde daha da belirginleşmektedir.

Bunun gibi olmayan, gündelik yaşamın basit sorunlarını çözmeye çalışan çiftlerde ise durum tam tersidir. Sorunlar kesinlikle çözülebilir, problemler aşılabilir ve ilişki mutlu bir evlilik ilişkisine dönüştürülebilir. Evlilik çalışmaları sırasında “Hocam ben eşimin kişiliğini hala çözmedim” diyen danışanlarımıza “Eşinin kişiliğini çözmeye çalışma. O da senin kişiliğini çözmeye çalışmasın. Onun kişiliğine saygı göster” derim. Evlilik sorunları karşılıklı olarak birbirimizin kişiliğini çözerek çözüme ulaşsaydı, bizler de çiftlere birbirlerinin kişiliklerini çözmelerine yardımcı teknikler öğretirdik. Aslında evlilik sorunlarının çözümü için çok daha basit bir şey yapmak gerekir: İlişki kurma biçiminizi değiştirmek. Sorup sorgulayan bir zehir hafiye, ya da bulmaca çözer gibi kişilik çözen bir karakter analizi uzmanı olmak hiçbir işe yaramaz. İlişki kurma biçimini değiştirmekse her şeyi değiştirir ve sorunu çözmek için asıl yapılması gerekendir.

Evlilik Sorunlarında Kadın ve Erkeğin Ortak Hataları

> Geçmişte olan olumsuzlukları ve yanlışları sık sık hatırlatmak.

> Diğer insanların yanında eşi acımasızca eleştirmek, yargılamak, yadırgamak ve eşle alay etmek,

> Eşle kurulan çekirdek ailenin milliyetçiliği yerine, içinden geldikleri ailenin milliyetçiliğini yapmak, kök ailenin bayrağını taşımak.

Evlilik Sorunlarında  Kadınların Hataları

> Aynı sözleri birbiri ardı sıra sık sık tekrar etmek (Üstelemek),

> Sık sık eleştirmek, yargılamak ve suçlayıcı sözler söylemek,

> Sesli düşünmek (Düşüncelerini bir süzgeçten geçirmeden, ne düşünüyorsa aynen düşündüğü şekilde ifade etmek).

> Basit durumlara çok büyük anlamlar yüklemek.

Evlilik Sorunlarında Erkeklerin Hataları

> Eşin duygularını ve hislerini anlamakta güçlük (empati yapmakta zorlanma),

> Tepki vermemek ve gereğinden fazla susmak,

> Her şeyi mantık çerçevesine yerleştirmeye çalışmak ve duygulara dokunmamak,

> Kendi ailesi ile çok fazla zaman geçirmek.

 

2. Bölüm

Evlilik Sorunları Soru Cevap

Bu bölümde, evlilik sorunları üzerine sizlerden gelen sorulara cevaplar vereceğiz. Sizin de cevaplanmasını istediğiniz sorunuz olursa bu sayfanın en alt kısmındaki “Soru / Yorum Yazın” kısmına yazabilirsiniz. Evlilikte mutluluk, sorunların çözümlenmesi ile mümkün olmaktadır.

Son günlerde bana en sık sorulan sorulardan biri olan “Eşim ev işlerinde bana yardım etmiyor. Ben erkeğim sen de kadınsın ev işini sen yap diyor, ne yapmalıyım?” sorusuyla başlamak isterim. Ev işlerinde yardımlaşma üzerine kısa bir bilgilendirme yapmayı yararlı buluyorum. Ardından,, sizlerden gelen sorularla devam edelim.

Ev işleri, bir evde yerine getirilmesi gereken görevlerdir. Ev işleri basit ve önemsiz gibi görünse de, aile üyelerinin sağlıklı yaşayabilmesi için ev işlerinin her gün düzenli olarak yapılması gerekir.

Ev işlerinin yapılması konusu, evli çiftlerin yaşamlarında çatışma yaşadıklarını bildirdikleri önemli konulardan biridir. Ev işlerinin yapılmasıyla ilgili çatışma ve anlaşmazlıklar bazı çiftler tarafından çözüme kavuşturulurken, bu konuyu çözümleyemeyen çok sayıda çift sık sık tartışmalar yaşamakta, bazen de çözümsüzlük nedeniyle boşanma kararı almaktadır.

Ev işlerinde görev dağılımı konusunda şikayet daha çok kadınlar tarafından dile getiriliyor. Kadınlar, bazen destek vermeyen eşlerine öfkeleniyorlar, bazen de ev işlerinin paylaşımında eşitliğin sağlanmadığına inanarak eşlerine sitem ediyorlar.

Ev işlerinin çiftler arasında önemli bir tartışma konusu olmasının başlıca nedeni, bu konu hakkında eşlerin farklı düşüncelere sahip olmasıdır. Eğer erkek çalışıyor, eşi de ev hanımıysa, “Ben çalışıp evin geçimini sağlıyorum. Eşim de ev işlerini yapsın” ya da “Ben de ev işlerine katılırım ama daha az  iş yaparım” veya “Eşimle eşitlikçi bir görev dağılımı yaparız” yaklaşımlarından birini benimsiyor.

Ev işlerini kimin yapacağıyla ilgili elbette kadınların da kendine özgü düşünceleri var. Bazı kadınlar ev işlerinin kadına ait olduğuna inanırken bazı kadınlar ev işlerinde kadın erkek ayrımı olmayacağını ve görevlerin kadın ve erkek arasında çeşitli oranlarda paylaşılması gerektiğini söyler, bazı kadınlar ise tüm ev işlerinin kadın ve erkek tarafından %50 – %50 oranında yani tam bir eşitlikle paylaşılması gerektiğine inanırlar.

Çoğu ailede ev işleri “kadının işleri” ve “erkeğin işleri” şeklinde sınıflandırılıyor. Bu tür bir sınıflandırmayı son derece “cinsiyetçi” bulduğumuzu ve onaylamadığımızı söylesek de, gerçekte çoğu ailede tam tersini uyguluyoruz. Ailelerimizde yemek yapmak temel olarak kadına ait bir görev olarak algılanırken, bozulan bir ampulü değiştirmek, tamir gerektiren işleri yapmak veya organize etmek ve çöpü atmak gibi görevler erkeğe veriliyor.

Evde Yardımlaşma Nasıl Sağlanır?

Kadının ve erkeğin farklı düşüncelere ve tutumlara sahip olmaları, ev işleri konusunda yaşanan çatışmaların başlıca nedenidir. Çatışma durumu ortaya çıktığında çiftlere önerimiz, oturup karşılıklı olarak düşüncelerini paylaşmalarıdır. Ev işleriyle ilgili ne düşündüklerini açıkça paylaştıklarında kadın da erkek de düşüncelerinin ve düşünce farklılıklarının evliliklerini nasıl etkilediğini daha net görebileceklerdir. Ev işleri üzerine şiddetli tartışmalar yaşayan çiftlerin büyük bölümünde ev işleri konusunda kadının düşünceleriyle erkeğin düşünceleri birbirinden çok farklıdır.

Konuşun

Ev işlerinin yapılmasıyla ilgili olarak eşler birbirleriyle konuşmalı, iletişim halinde olmalıdırlar. Ev işleriyle ilgili kendi önceliklerinin ne olduğunu birbirleriyle paylaşmalıdırlar. Öncelik, bir eşin ev işleri konusunda önem verdiği, önem sırasında en üst sıralarda yer almasını istediği iştir. Öncelikler her insan için aynı olamaz, her insanın algı ve düşünce biçimi farklı olduğu için, her insanın farklı öncelikleri vardır. Örneğin, kadının önceliği işten gelindiğinde yemek yemek ve yemekten kalkınca uzanıp TV seyretmekken, erkeğin önceliği yemeği yedikten sonra bulaşıkların yıkanarak masanın silinmesi olabilir. Bu durumda erkek ve kadın konuşmalı ve çözüm bulmaya çalışmalıdır. Çözümlerde, eşlerden biri için öncelik olan durumlarda, o eşin bir eylemde bulunması genellikle yararlı olmaktadır.

Eleştiri ve Yargılamayı Durdurun

Ev işleri hakkında ortaya çıkan her yeni durumda, eşinizle oturup konuşun. Bu konuşmaların amacı birbirinizi eleştirmek ve yargılamak değildir. Eşler arasında eleştiri ve yakınmanın çok sık olması, ilişkiye zarar vermektedir. Bir işin ne şekilde yapılacağıyla ilgili eşler oturup konuşarak her ikisi için de uygun ve mantıklı bir çözüme ulaşmalıdırlar. Çözümsüz ve çaresiz kalmak yerine çözüm arayışı içinde olmak çiftler için ve ilişkilerinin sağlıklı olması için daha mantıklı bir yoldur.

Eleştiri ve yargılamanın yanında, iğneleyici ifadeler de ilişkiye zararlıdır. “Daha bu sabah banyonun patlayan ampulünü değiştireceğini söylemiştin, ne çabuk unuttun!” yerine “Bu akşam banyo yapmalıyım. Ben akşam 9’da banyoya girmeden önce ampulü değiştirebilir misin?” şeklinde sormak, daha mantıklıdır ve sonucu daha olumlu olacaktır. Bununla birlikte, eğer eş bu görevlerin bir bölümünü yapmakta zorlanıyor veya yapmıyorsa, önemsediğiniz ve önceliğiniz olan görevleri siz kendiniz yapın. Örneğin, önceki örnekteki banyonun patlayan ampulünü siz değiştirin, ve önem verdiğiniz görevleri kendiniz üstlenin.

Bazı evliliklerde, başlangıçta ev işleriyle ilgili hiçbir sorun yaşanmazken, sonradan bu konuda anlaşmazlıklar görülebilmektedir. Bu durumda da her zamanki gibi oturulup konuşulmalı, eğerki eş “Ben 8 yıl önce ev işlerinde üzerime düşeni yapabiliyordum ama şimdi hiçbir şey yapmak istemiyorum” derse, yine de uzlaşma sağlanabilmeli, yeni çözüm yolları aranmaya devam edilmelidir. Çözüm bulmak için gayret edilmelidir çünkü çözüm bulunamadığında gidilecek yolda tartışma, eleştirme, dert yanma ve yakınmalar çok yaygın olarak yaşanacaktır. Eş ev işlerine katılmayı reddettiğinde tartışma, eleştirme, dert yanma ve yakınma hiç etkili olmayan yöntemlerdir ve bunların yerine, durumun ne olduğunu anlamaya yönelik olan, kabul prensibine dayanan yaklaşımlar daha etkili olmaktadır.

Klinik Psikolog Serhat Damar

Tavsiye Yazılar:

Evlenmeden Önce Konuşulması Gerekenler

İdeal Bir Evlilik Nasıl Olmalı

Kadın Psikolojisini Anlamak

Evlilikte Mutluluk ve Aile Huzuru İçin Öneriler

Paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  Yum
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir