Evlenmeden Önce Konuşulması Gerekenler

evlenmeden önce konuşulması gerekenler

“Evlenmeden önce konuşulması gerekenler” başlıklı bu yazımı, özellikle evlilik hazırlığı yapan çiftler için yazıyorum. Evlenmeyi düşünen, evlenme planları yapan çiftlerin evliliğe adım atmaları anlamına gelen imzayı atmadan önce konuşmaları gereken konular nelerdir? Birbirlerine sormaları gereken, ya da kendilerine sormaları gereken sorular nelerdir ve bunlar nasıl sorulabilir?

Evlenmeden Önce Konuşulması Gerekenler Neden Önemli?

Boşanma davaları ülkemizde Aile Mahkemelerinde görülür. Bu mahkemeleri mesai saatlerinde ziyaret ederseniz, her gün yüzlerce çiftin boşanmak için sıra beklediğini görürsünüz.

Evlilik zordur. İnsanlar evliliği kolay bir şey olarak düşünebilirler, ancak evliliğin zorluğu aynı çatı altında yaşamakla başlar. Aynı evde yaşamadan bu zorlukların neler olduğunu anlamak mümkün değildir. Bu nedenle de, evlenmeyi planladığınız insanla evlendiğinizde karşılaşacağınız olası sorunların neler olacağını anlamak açısından konuşmak çok önemlidir. Konuştukça, evliliğin ikiniz için de doğru bir seçim olduğu sonucuna ulaşabilir, ya da tam tersine, evliliğin ikiniz için de yanlış seçim olduğunu görebilirsiniz.

Konuşulmazsa Ne Olur?

Evlenmeden önce herhangi bir şekilde konuşulmadığında, yanlış evlilik yapma olasılığınız yükselir. Kendi içinizde belli konuları kendinizle konuşmadığınızda, hem de eş adayınızla belli önemli konuları konuşmadığınızda… O zaman bir kumar oynamış olursunuz. Sonuç da sizin şansınıza kalmış olur. Bilirsiniz ki kumar oynayanlar nadiren kazanırlar. Bu durum evlilikte de aynen böyledir. Sorulması gereken soruları sormadan, çıkarılması gereken dersleri çıkarmadan yaşanan bir hayat zor olacaktır.

Neden Evleniyorum?

Evlenmeden önce kendinize sormanız gereken soruların ilki: “Neden evleniyorum?” sorusudur. İnsanların çoğu neden evlendiğini bilmeden, üzerinde yeterince düşünmeden evliliğe adım atarlar. Çok yaygın bir şekilde, sevdiği insanla kısa yoldan bir evlilik kurmak isterler. Ne amaçla ve hangi nedenle evlendiğini bilmeden bir evlilik yapmak, neden orada olduğunu bilmeden bir okulda bulunmaya benzer.

Okul size bir şeyler vermeye çalışırken “Neden bana bir şeyler verilmeye çalışılıyor” diyebilirsiniz. Öğretmen sizin daha iyi öğrenmeniz için ödev verdiğinde “Ben ödev yapmam, bu ödev de neden verildi?” diye sorabilirsiniz. Müdür size kuralları hatırlattığında da “Ben kurallara uymam. Neden buradayım ben?” diyebilirsiniz. Eğer neden orada olduğunuzu bilmiyorsanız bu soruları sorarsınız elbette. Evlilikte de durum aynıdır.

Neden evlenmek istediğinin cevabını her insan kendi bireysel olarak verebilmelidir. “Neden evlenilmeli?” gibi bir soru sorup, büyüklerin yani anne baba veya dedelerin verdiği cevapları duymak yetmez. Gerçekten durup, sakin bir anda sakin kafayla bu soru cevaplanmalıdır. Bu soru bana da soruluyor: “Hocam neden evlenmeliyiz?” şeklinde. Ben bu soruya benim verdiğim cevaplara yazılarımdan, videolarımdan ve sosyal medyadaki yayınlarımdan ulaşabileceklerini, ancak asıl önemli olan cevabın kendi cevapları olduğunu söylüyorum.

Ben ya da bir başkası size “Evlenmelisin çünkü…” diye devam eden bir cevap verdiğinde bunun bir önemi yoktur. Sizin “Neden evleniyorum?” sorusuna kendi cevabınızı vererek bu yola adım atmanız çok önemli. “Neden evleniyorum çünkü artık evlenme yaşına geldim. Askerliği yaptım şimdi sıra evlenmede” gibi bir cevaptan ötesine ulaşmaya çalışın.

Biz insanların bu hayatta yaptığımız davranışların bir nedeni vardır ve nedensiz yere bir şey yapmayız. “Ben neden evleniyorum?” sorusuna da mantıklı bir cevabınız olmalıdır. Daha iyi yaşamak için mi, yoksa daha büyük mutluluklar paylaşılarak olur felsefesinden hareketle mi evleniyorsunuz?

Bunun, yani bu sorunun herkese özgü, ve özel bir cevabı vardır ve bu cevap bulunmalıdır. İnsanların sadece belli bir çıkar uğruna, ya da sadece mutlu olmak adına, veya “Ben onu seviyorum” diyerek yaptıkları evlilikler, çiftin beklentilerini karşılamayabilir. Beklentilerinin karşılanmaması sonucu zorlaşan ilişkileri sürdürmeye çalışan çiftlerle her gün karşılaşan bir uzman olarak bunu özellikle hatırlatmak isterim…

Bu önemli soruya, yani “Ben neden evleniyorum” sorusunu benzer şekilde eş adayınız da kendisine sormalı. Eş adayınız kendisine sormuyorsa, o zaman siz ona hatırlatıp sorun: “Sen neden evlenmek istiyorsun?” ve bundan sonra da ona “Neden benle evlenmek istiyorsun?”. “Seni sevdiğim için” ya da “Senden ayrı kalamam, o yüzden” mi diyor, yoksa başka bir cevap mı veriyor? Bu soruya hem kendi kendinize verdiğiniz cevap hem de ondan gelen cevap önemlidir.

Evlendikten Sonra Nerede Yaşayacağız?

Sorulması gereken en önemli sorulardan bir tanesi de evlendikten sonra nerede yaşayacağız sorusudur.

“Önce evlenelim de, biz nerede yaşayacağımıza evlendikten sonra karar veririz, orası hiç önemli değil” demeyin. Bu çok önemli bir konudur ve evli bir çiftin nerede yaşayacakları bazen işlerine bağlı olarak belirlenirken bazen de insanlar bir seçim yapma durumunda olurlar. İşte evlilik tam da seçimlerin ortak ve birlikte kararlaştırıldığı bir ilişkidir.

Tercihlerin, iki eşin özgür iradesi ve her ikisinin düşüncelerinin karşılıklı ifadesi ile orta bir yolu buldukları bir ilişki biçimidir. “Ankara’da yaşayacağız çünkü ben Ankara’yı seviyorum. Sen de benimle beraber oraya geleceksin” dediğinizde bu evliliğe aykırıdır. “Ben Ankara’da yaşamak istiyorum çünkü Ankara’dan çok güzel bir iş teklifi aldım. Ne dersin? Oraya gitmek bize iyi gelebilir” demek daha doğru olacaktır. Eşin düşüncesi önemlidir ve bu kararda onun da söz hakkı vardır. Sorduğunuz soruya eş adayının verdiği cevabı dikkate almalısınız. Bu karar sadece eşlerden birinin düşüncesi ile verilmeye çalışılır, diğer eş de bu karara uymaya zorlanırsa o zaman gerçekten zor bir evliliğiniz olacak demektir. Çünkü evlilikte kararlar birlikte alınmalıdır.

Para Kime Ait?

Çoğumuz için paylaşımlardan hoşlanırız. Eşle gezmek, beraber mutlu anları paylaşmak keyiflidir ancak parayı paylaşmak bazı insanlar için zordur. “Bu benim param” derler. “Bu çalışarak kazandığım, iş yerinden bana verilen para. Bu bana ait ve bunu seninle paylaşmak zorunda değilim” derler.

Bazıları ise, “Bu benim param sen de kendi paranı al” şeklinde parayı paylaşmak istemediklerini ifade ederler. Şu durumla da karşılaştığımız oluyor: “Ben çalışan bir insanım, sen de ev hanımısın. Sana da annen baban para versin”. Evlilikte para paylaşımı bu şekilde yapılamaz. Daha doğrusu evlilik bu şekilde kurulan bir ilişki değildir. “Parayı ben kazanıyorum, bu yüzden para benim param.

Bütün hesabı kitabı ben yaparım sana da hiçbir şekilde hesap vermem” mantığıyla kurulan evliliklerde denge kurmak imkansızdır. Bu tür evlilikler, bizim anladığımız anlamda paylaşımcı eşlerin birbirini sevip saydığı dengeli evlilik modelinin dışındadır. Her iki eşin de ayrı ayrı paralarının olduğu, eşlerin bireysel olarak ayrı bütçeler yaptığı bir evliliği bizler tercih etmeyiz.

Paranın, hesapların, masrafların, faturaların paylaşıldığı, her iki eşe de açık ve net olduğu bir modeli mi benimseyeceksiniz? Yoksa bu bilgilere eşlerden biri sahip olacak ve diğer eşten gizlenecek mi?

Ev İşlerini Kim Yapacak?

İki insan evlendiği zaman eşler sadece bir imza atıp eve yerleşmezler. Aynı evde bir arada yaşarken bir çok işlerle, bir çok sorumluluk ve görevle karşı karşıya kalırlar. Örneğin yemeği kim yapacak, yemek yendikten sonra sofrayı kim kaldıracak ve sofra kalktıktan sonra bulaşıkları kim yıkayacak? Ortalık dağıldığında kim toplayacak, etrafı kim düzenleyecek ve ev kirlendiğinde kim temizleyecek? Bunlar en baştan konuşulması gereken konulardır. Çünkü genel olarak eğilim ya da eskilerin tabiriyle “temayül”, bu işlerin tamamının kadınlara bırakılması şeklindedir.

Ev hanımları dışarıda ekstra bir iş yapmadıklarından dolayı bu konuda eşlerine iş yaptırmak istemeyebilirler. Bu evliliklerde de mutlaka ev yaşamında mümkün olduğunca ev işlerini paylaşmak ve yardımlaşmak önemlidir. Çalışan kadınla erkeğin ilişkisinde ev işlerinin paylaşımı daha da hassas bir konudur. Her iki eş de evine çalışarak ve yorularak geldiğinde bu ev işlerinin paylaşılması konusu çok büyük önem kazanır. Ev işlerinde paylaşımının olup olmayacağı sorusu çok önemlidir.

Anlaşmazlıkları Nasıl Çözeceğiz?

Eşler bir konuda uzlaşamadığında, ya da belli bir konu hakkında farklı fikirlerde olduklarında ve bir karar vermeleri gerektiğinde ne olacağı konusu önemlidir. Kavga mı edecekler? Birbirlerine saldıracaklar mı? Yoksa orta bir yol bulmak üzere oturup, konuşup çözecekler mi?Uzlaşamadıkları konular konuşularak tatlıya bağlanacak mı, yoksa eşlerden biri “Seni ve fikirlerini umursamıyorum, canın cehenneme!” mi diyecek? Burası çok önemlidir, çünkü bazı çiftler bu konuda yani çözüm bulmama / tatlıya bağlamama konusunda ısrarcıdırlar.

Aslında çok basit bir şekilde çözülebilecek konular bile ısrarcı ve inatçı davrandığımızda çözülemeyecektir. “İşte böyle. Zaten biz her şeyi bu şekilde tartışırız ve çözemeyiz” deyip konuları kapatma eğilimi vardır. Bazı insanlar bireysel olarak bu şekilde bir yol belirlerler ve sorunları çözerek tatlıya bağlamaktan kaçınırlar. Orta bir yol bulmak istemezler.

Bu tür durumlarda, yani anlaşamadığınız durumlarda ne olacağını hem kendinize, hem de eş adayınıza sorarak cevap bulmalısınız. “Biz bir anlaşmazlığımız olduğuna ne yapacağız? Kavga mı edeceğiz?Birbirimize saldıracak mıyız, birbimizi incitecek miyiz?. Yoksa birbirimizden kopup, birbirimize küserek günlerce konuşmayacak mıyız, ne yapacağız?”. Bu soruya cevap bulun.

Çocuk Olacak mı?

Çocuk konusu, evli çiftler arasında anlaşmazlığa neden olan en önemli konular arasında yer alır. Her iki eşin de çocuk sahibi olmak istediğinde, ve her iki eşin de çocuk istemediği durumda sorun çıkmaz. Ancak eşlerden biri çocuk hasreti ile yanıp tutuşurken diğer eşin “Asla çocuk istemem” dediği durumlarla sık sık karşılaşırım.

Bu çiftlerin sorunu aşmaları için bir çift terapisti olarak onlara gereken yardımı, benden destek aldıklarında onlara veriyorum. Ancak bir çok çift bir uzmanla çalışmadan bu problemi aşmaya çalışırlar. Bu problem ve bunun gibi problemler eşlerin tek başlarına aşmakta zorlandıkları sorunlar olduğu için, ilişkileri bu süreçte ciddi şekilde yıpranır, bazen tümüyle bozulur. Bu nedenle de, “Ben çocuk istiyor muyum” sorusunu kendinize sorduktan sonra eş adayınızla da bu konuyu mutlaka konuşun.

Aynı kanaatte misiniz, yoksa birbirine taban tabana zıt fikirlerde misiniz? Bunun üzerinde durun. Bunun üzerinde yeterince durursanız, ilişkinize doğru yön verme ihtimaliniz yükselir. Aksi halde yanlış bir yola girebilir, birbirinizi yıllar boyu incittiğiniz bir evlilik yaparsınız.

“Sen çocuk istiyor musun?” sorusuna “Evet” cevabını verdiyse ona zamanını da sorun. “Ne zaman istiyorsun?”

“Ben ne zaman çocuk için hazır olacağım ve sen ne zaman hazır olacaksın?”. Bunları mutlaka baş başa konuşmalısınız. Anne babalarınız ve kardeşlerinizden hiç kimsenin müdahalesi olmadan… Özgür iradenizle konuşup fikirlerinizi, istek ve beklentilerinizi açık açık konuşmalısınız.

Çocuk konusu, eşler arasında ciddi bir ayrımlaşma ve kopukluk yaratma potansiyeline sahip bir konudur Bazıları “Çocuk istiyorum. Çocuk benim için çok önemli” derken, bu insanların eşleri “Ben kesinlikle istemiyorum” diyebiliyor. Bu konuyu en başından konuşmazsanız, evliliğinizin ilk 5 yılından itibaren sıklıkla ve şiddetli / hararetli bir tonda konuşmak durumunda kalabilirsiniz.

Evlenmeden önce konuşulması gerekenler konusunu açık ve net olarak eş adayınızla birlikte ele almaktan çekinmeyin. Evlilik kararını doğru ve mantıklı olarak almak istiyorsanız bu yazımda yer verdiğim konuları konuşmak için kendinize zaman tanıyın.

Evlilik kararı verirken benden ilişki danışmanlığı desteği alabilirsiniz. Ayrıntılar için tıklayınız: İlişki Danışmanı

Yayım tarihi
İlişkiler olarak sınıflandırılmış

Serhat Damar tarafından

Serhat Damar, 2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamlayarak Klinik Psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. Dünyaca ünlü çift terapistleri ile çalışarak bu uzmanlardan çift terapisi eğitimleri almıştır. İstanbul'da Çift Terapisti olarak görev yapmaktadır.