Kategoriler
Yeni

Boşanma İsteği Nasıl Söylenir?

Günümüz evlilikleri her yönüyle eski evliliklerden, yani dedelerimizin – ninelerimizin evliliklerinden çok farklı. Eskiler evliliği bir ömür boyu bir arada olma hali olarak görüyor ve evliliğin yolunda gitmeyen yanlarını büyütüp devasa bir soruna dönüşmesine izin vermiyorlardı. Şimdiki evliliklerde ise basit problemleri büyütüyoruz, bununla kalsak iyi. Basit olan ancak büyüttüğümüz problemleri açık ve net bir şekilde konuşmuyor, üzerini örtüyoruz. Üzeri örtülen ve çözümlenmesi bu nedenle imkansız bir hal alan sorunlar bizi ayrılık ve boşanma gibi seçimler yapmak zorunda bırakıyor. Yazımızın başlığı da bu: Boşanma isteği eşe nasıl söylenir? Boşanmak isteyenlere tavsiyeler olarak da düşünebileceğiniz yazımızda kararın açıklanmasıyla ilgili önemli noktalara değineceğiz.

Boşanmak İsteyenlerin Sayısı Artıyor mu?

Artık hepimizin kabul ettiği bir gerçek var : Boşanma oranları bizden önceki nesillere göre artıyor. Hem Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da, hem de Türkiye’de boşanma verileri, günümüzde boşanmanın yaygınlaştığını, ve boşanan çiftlerin nüfusa oranının da artış gösterdiğini bildiriyor. Peki neden boşanma bir “trend” halini aldı? İletişim kopukluğu ve duygusal kopukluk yaygınlaştı. Eşler aynı evde iki yabancıya dönüştüler ve aralarında bir duygusal bağ kurulamadığı için de ayrılık ve boşanmadan başka bir yol bulamıyorlar. İletişim kopukluğu ve duygusal kopukluğun ailelerde bir salgın halini aldığını da söyleyebiliriz. Anne babaları arasında samimi, duygulara ve sevgiye dayalı bir ilişki görmeyen abi ve ablalar da kendilerinden daha küçük yaştaki kardeşlerinden duygusal olarak kopuk büyüyorlar. Bu konudaki yazımı da kısa bir süre sonra sizlerle paylaşacağım ve bu kardeşlerin birbirleri ile ilişkileri nasıl geliştirilmeli sorusuna cevap vermeye çalışacağım.

Boşanmak isteyenlerin sayısı her geçen gün artıyor olabilir mi? Bunu tam olarak bilmek zor olsa da, biz şu soruların yanıtlarını arayalım: Boşanma isteği eşe nasıl söylenir? Bunu söylemek gerçekten de boşanmaktan başka bir çare kalmadığına inanan, boşanmaktan başka bir çıkar yol bulamayan, tek ümidi boşanmak olan insanlara bile çok zor gelir. “Boşanmak istediğimi ne şekilde ifade etmeliyim? Ne söylemeliyim ve neleri hiç söylememeliyim, hangi kelimeleri hiç kullanmamalıyım?” sorularını bizlere, psikolog ve evlilik danışmanı olan meslektaşlarımıza sorarlar. Bizlerden yardım aldıklarında zorlandıkları durum onlar için daha kolay bir hal alsa da, boşanma isteği nasıl söylenir sorusu zor bir sorudur.

Aslında boşanmaya karar verme konusunda yazdığım kapsamlı yazımda (Boşanma Kararı Almak İçin En Geçerli 7 Neden) hangi durumlarda boşanmanın bir seçenek olarak düşünülebileceğini anlatmıştım. Bu nedenle bu yazımda bunlara detaylı olarak girmeyeceğim. Yazımı okumak için tıklayınız: Boşanma Kararı

Boşanmak İsteyip Boşanamayanlar

Boşanmak isteyip boşanamayan çiftlerin sayısı belki de boşanmış çiftlerden daha fazladır. Bu ifaden istatistiksel bir veri değil, sadece bir tahmindir. Tahminim, yaklaşık 20 senedir evlilik ilişkisi üzerine yaptığım çalışmalarda tanıdığım ve boşanmak isteyen ancak boşanmayı bir türlü gerçekleştiremeyen çiftlerden edindiğim tecrübeye dayanmaktadır. Çözümsüzlüğün ortasında kalıp tek çözüm olarak “Boşanma” yolunu tercih eden ancak bunu gerçekleştiremeyen çiftler, ömürlerini boşanmaya hazırlık yapmakla geçirirler. Bir insan ömrü sayılabilecek bir süreyi, inanın hiç abartmıyorum, 30 yıl gibi uzun bir süreyi boşanma hazırlığı yaparak geçiren ve 60′ lı yaşlarının başında hala kendine “Acaba boşansam mı?” sorusunu soran çok sayıda evli insan tanıyorum.

Sürenin uzaması, çocuklar için de zararlı ve dengesiz bir ortam yaratıyor. Sonucu beklerken hiçbir zaman sonuca ulaşılamıyor ve evdeki gergin, çatışmalı ve kavgalı ortam senelerce sürüyor. Aynen 4-5 saat süren bir gerilim filmini izlemek gibidir anne babası bir türlü boşanamayan çocukların yaşadığı. Peki neden süre bu şekilde uzuyor? Yine yaklaşık 20 yıldır devam eden evlilik danışmanlığı çalışmalarımda tanıdığım evli çiftlerden edindiğim bir tecrübeye dayanarak şunu söyleyebilirim… Eşler, bazen eşlerden biri, “Ona bu dünyanın kaç bucak olduğunu göstereceğim. Kimle uğraştığını öğreteceğim” der ve boşanmayı da bir üstünlük savaşına, bir güç ve iktidar mücadelesine çevirir. Böyle olunca da haliyle seneler sürer boşanma davası.

Genellikle boşanma sırasında mal paylaşımı, nafaka gibi konularda anlaşmazlıklar ortaya çıkar ve bunların önemli bir bölümünde çok basit diyebileceğimiz, çok cüzzi diyeceğimiz miktarda bir para ya da başka önemsiz ayrıntı gerekçe gösterilerek uzlaşma reddedilir. Bunların tümünde bir “Üstün gelme çabası” ya da “Yenme, galip gelme” amacı olduğunu düşünüyorum. Evliyken evliliği düşman iki topluluğun kıran kırana savaşına benzer bir güç mücadelesine çevirip bozan bu düşünme biçimi, evlilik tamamen bittikten sonra da boşanmayı engelleyerek aslında anlamı ve hiçbir gereği olmayan güç mücadelesinin sürmesine neden olmaktadır.

“Boşanmaya Cesaret Edemiyorum”

Boşanmaya cesaret edemiyorum diyen erkek de kadın da bazı şeylerden mahrum kalma korkusu hissederek geri adım atıyor. Boşanma kararı eşlerden biri tarafından verilmişse ve boşanma için geçerli nedenler varsa, bunun gerçekleştirilmesi en mantıklı seçimdir. Eşlerden biri boşanma kararı aldığında diğer eşin onu boşanmaktan vazgeçirmeye çalışması, “Her şeyi düzelteceğim. Sen bana bir 6 ay zaman tanı, her şeyi yoluna sokmazsam o zaman boşanalım” diyerek boşanmayı engellemesi çok sık karşılaşılan bir durumdur.

“Neden Boşanamıyorum?”

Bu sorunun cevabı çoğunlukla boşanmayı isteyen eşin net olmaması ve boşanmayı istemeyen eşin “Her şeyi düzelteceğim. Sen bana zaman tanırsan göreceksin bak her şey yoluna girecek” diyerek boşanma sürecini engelleme çabasıdır. Boşanma, gerekli hallerde gidilmesi gereken bir yoldur. Boşanma kararı vermeye bizleri götüren geçerli nedenler varsa uygulanması her iki eş için de, çocuklar için yararlı olacaktır. En başlarda bahsettiğim gibi, eşlerden biri boşanmaya karar verdiğinde diğer eş boşanmak istemez ve boşanmaya neden olan konuları çözebileceğini düşünür. Bu konuları çözemeyeceği kesin de olsa denemek ister ve aslında geçmişte denemiştir. Boşanma kararı veren eşin bu noktaya dikkat etmesi gerekir. Daha önce defalarca düzeltilmeye çalışılmış bir davranış, ya da düzeltilme imkanı olmayan bir durum varsa boşanmaktan vazgeçmeli misiniz? zaman tanımalı mısınız? Bu noktada net olunmalı, açık sözlü ve samimi olunmalı. Hem kendinize karşı, hem de boşanmak istediğiniz eşe karşı açık sözlü, samimi ve net olmanızı tavsiye ediyorum.

“Bir bakalım, ben bazı şeylerden rahatsızım” diyerek belirsiz sözler söylemek yerine “Sen daha önce bu konuda bana defalarca söz verdin, düzeltmeye çalıştın ama olmadı. Şimdi ben bu kararı aldım ve bunu gel birlikte uygulayalım. Çocuklarımız ile ilgili sorumluluklarımızı ve görevlerimizi netleştirelim. İkimizin de eşit sorumlulukları ve hakları olsun” diyerek gidilecek yolun aydınlanması sağlayın. Eğer siz bu netlikle ve açık sözlülükle ifade etmezseniz, eşiniz “Acaba şundan dolayı mı benden boşanmak istiyor, acaba neyi değiştirmem gerekiyor?” gibi yararsız düşüncelerle boğuşmak zorunda kalabilir, yapamayacağı şeyleri kendine hedef olarak koyabilir ve sonuç olarak her ikiniz zaman kaybetmiş olursunuz.

Boşanma Sürecinde Denge ve Mantık

Boşanma sürecinde dengeyi ve mantığı korumak sizin ve eşinizin sorumlulukları arasındadır. Boşanma süreci yıpratıcı, yorucu bir süreçtir ve eğer eşler birbirlerine olan öfkeleri, nefretleri ve diğer olumsuz duygularını dengelemeyi başaramazlarsa, bu süreç en çok çocuklara zarar verir. Kavga, gürültü ve şiddete maruz da bırakılmamalı, şahit de olmamalıdırlar. Çok dikkatli bir şekilde ve boşanmanın iki insanın arasındaki yasal, hukuksal, duygusal tüm bağları bitirme amacı ile gerçekleştirildiğinin bilincinde olarak ve “Artık ikimiz arasında hiçbir bağ yok” gerçeği kabul edilerek boşanma sürecinde dengenizi ve mantığınızı koruyabilirsiniz. Aksi halde, “Benim eşim bana ne yapmaya çalışıyor? O hala benim eşim ve buna göre hareket etmek zorunda” düşüncesi, mantıklı ve dengeli bir boşanma sürecine izin vermez ve konu adli bir dosyaya dönüşür. Duygularını dengelemeyi başaramadıkları, mantıklarını kaybettikleri için bir çok çiftin nasıl polis müdahalesine ya da adli mercilerin müdahalesine ihtiyaç duyduklarını her gün haberlerde görüyor, üzülüyoruz.

Boşanmak İsteyenlere Tavsiyeler

“Benim hayatımı mahvettin”, “Keşke seni tanımamış olsaydım”, “Sen nasıl bir insansın ki beni yarı yolda bırakıp gidiyorsun. Hakkım haram olsun sana” gibi nefret sözleri, geçmişte olanların muhasebesi, suçlama ve iftiralar yerine “Bizim evliliğimiz bitti ve şimdi boşanıyoruz” diyebilmek çok daha iyidir. Acıların ve suçun muhasebesi kimseye bir şey kazandırmaz. Kabul etmek zor olsa da “Eşim benden boşanmak istiyor. Benle geçirdiği zaman boyunca ona sözler verdim, düzeltmek istedim ama düzeltemedim. Boşanmak istemekte haklı. Bitirelim” demek her iki insan için de en iyisidir.

Geçmişte yaşanan sorunlarda kimin ne kadar sorumluluğu olduğunu göstermeye çalışmayın. Boşanmak isteyen eş, “Bir bakalım” diyerek kendi içinde verdiği ve herkes için iyi olacak olan bir kararı sırf eşi kırılmasın diye ertelememelidir. Kırıcı olmamak için kelime oyunları ve gerçek düşüncenin, boşanma kararının gizlenmesi hiçbir zaman iyi sonuçlar doğurmaz. Genellikle boşanılmak istenen eşin gereksiz yere umutlanmasına ve zaman kaybına neden olur. Bu noktalara dikkat ederek, eşle açık sözlü, samimi, ve net olarak konuşulması gereken bir konudur boşanma konusu. “Boşanma isteği nasıl söylenmeli” sorusuna cevap vermeye çalıştığım yazımın sorununa gelmiş bulunuyoruz. Sorularınızı bu yazımın sorundaki soru – yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Klinik Psikolog Serhat Damar

Yazar Serhat Damar

2002 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümünden başarıyla mezun olmuş, Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans eğitimlerini tamamlayarak Klinik Psikolog ünvanı almaya hak kazanmıştır. 2002'den günümüze üniversite, özel hastane ve danışmanlık merkezlerinde çalışmalarını sürdürmektedir.