Mutsuz Evlilik mi Boşanma mı Tercih Edilmeli?

Mutsuz bir evlilik mi boşanmak mı en mantıklısı? Eğer kendinize bu soruyu soruyor ve bir karar verme aşamasında olduğunuzu hissediyorsanız, bu yazıyı dikkatle okuyun.

Mutsuz evlilik belirtileri iyi tanınmalıdır. Bunlar, evliliğe devam mı etmeli, boşanmak tek çözüm mü diye düşünen çiftler için yol göstericilerdir. Belirtiler, bir çok çiftin yaşamını kabusa çevirir ve sonunda bu çiftlerin bazıları bir karar almak zorunda kalır? Tamam mı devam mı anlamına gelen bu karar kadın için de , erkek için de son derece önemli bir karardır çünkü alınacak olan karar her ikisinin yaşamını da derinden etkileyecektir. Bu yazımın başlığı da burada devreye giriyor: “Mutsuz evlilik mi, boşanma mı tercih edilmeli?”.

Aslına bakarsanız bu soruya kısa yoldan bir cevap vermek çok zor. 15 yıldır her gün mutsuz evli çiftlerle çalışan biri olarak size şunu söyleyebilirim ki, her mutsuz evlilik ilişkisinin ihtiyacı farklıdır. Boşanma kararı , sorunu çözme isteği yoksa başvurulabilecek son tercihtir ve bazı çiftler için bu son tercih uygun olmaktadır.

Peki, boşanma hangi evlilikler için uygun tercihtir? Boşanma, eşlerden biri ya da her ikisi mevcut önemli sorunları çözme konusunda isteksiz olduğunda düşünülmeli. “Önemli sorun” derken, evrensel olarak çoğu toplumdaki çift ilişkisinde kabul edilmeyecek olan bir durumu ifade etmek istiyorum. Örneğin aldatma, diğer ifadesiyle “Sadakatsizlik” durumu çok önemli bir sorundur. Kadın eşine sadakatsiz davrandığında vicdan azabı dediğimiz hissi, pişmanlık ve suçluluk hislerini çok daha derinden hissederken, erkek aldattığında bu duygu ve hislerin daha zayıf kaldığını gözlemliyorum.

Sadakatsizlik bizim evliliklerimizde görmeyi hiç istemediğimiz, kopuk bir davranıştır. Bağlanma sorunu olan insanlar eşini aldatır. Bağlanamayan, eşi ile arasında derin bir duygusal bağ oluşturamayan insanlar aldatabilirler. Evet, hatadır ve yanlıştır ancak bu yanlıştan geri dönüş mümkündür.

Mutsuz evliliğin en yıkıcı, insanı en olumsuz etkileyen belirtilerinden biri olan sadakatsizlik hakkında (eşin durumdan rahatsız olduğu varsayılarak) bir çözüm bulunmalıdır. Sadakatsizlik alışkanlığı konusunda bazı eşler samimi bir şekilde çözüm bulmak isterler, eşlerine yaptıkları yanlışı itiraf ederler. Onun sorduğu sorulara içtenlikle cevap verirler, bazen yaptıkları yanlışın yüzlerine vurulmasını da, hakarete uğramayı da kabul ederek, eşin yıkılan güvenini onarmak için çaba gösterirler. Olması gereken de budur. Aldatan eş eğer bu yoldan gider, eşi de yıkılan güvenini onarması için ona bir şans daha vermek isterse, bu gibi evlilikler mutlu bir evlilik haline dönüşebilir. Bu dönüşümü başaran çok sayıda çift gördüm. Bu çiftler sorunlarını beraber çözebildikleri için, ve eşlerden birine zarar veren, onun güvenliğini ihlal eden bir davranışı gönüllü olarak ortadan kaldırabildikleri için boşanmayı gerektiren bir durum yoktur. Bu çiftlerin yaşadıkları sorunlar ne denli büyük olursa olsun, bu sorunlar dahi bağları derinleştirmek için bir fırsattır ve çift tarafından değerlendirilir, daha güçlü ve daha derin bağlar kurulur.

mutsuz evlilik mi boşanma mı
Mutsuz evli çiftler boşanmalı mı?

Bu kısımda, “Mutsuz evlilik mi, boşanma mı tercih edilmeli?” sorusuna “boşanma” dememizin mantıklı olacağı duruma yer vermek istiyorum. Aynı konu üzerinden yani “Sadakatsizlik” üzerinden gidelim. Sadakatsiz davranarak eşini aldatan, aldattığı halde inkar eden bir eşin durumunu zihnimizde canlandıralım. Aldatma davranışı o denli göze batıyor ki, telefonunu hiçbir zaman ortada bırakmıyor, şifreler koyuyor, ya da gizliden ikinci bir telefon kullanıyor. Tüm bu gizliliğin sebebi de başka insanlarla ilişki kurması ve eşi bu durumu fark ettiğinde isyan ediyor. “Senle 10 yıldır evliyiz, senden böyle bir şey beklemezdim, bana bunu nasıl yaparsın?” dediğinde “Ben hiçbir şey yapmadım ki” diyor. Öyle kararlı ve emin bir biçimde reddediyor ki, kadın bazen kendisini sorguluyor. Sonra elindeki kanıtları gözden geçiriyor ve “Evet beni aldatıyor” diyor. Düşünsenize, bir insan telefonunu sürekli gizliyorsa, şifre koyuyor, kendine özel gizli bir alan yaratmaya çabalıyor, eşi o alanla ilgili biraz bilgi almak istese son derece tedirgin oluyorsa ne düşünürüz? Kadın erkekten yaptığı hatayı kabul edip özür dilemesini beklerken adam bundan ısrarla kaçıyor. Defalarca söylense de, aile büyükleri devreye girip erkekten “Özür dilemesini” istese de “Ben asla eşimi aldatmadım. Bunları kendi uyduruyor” dediğinde ve bu ısrarını sürdürdüğünde… İşte o zaman “boşanma” kararı alma hakkı, aldatan bu kişinin eşine ait bir haktır. Bu konuda çalışan uzmanlar olarak bizler çiftlerin kararlarına saygı duyarız. Boşanma kararı üzerinde düşünülüp taşınılması gereken bir karardır ve bunu evli çiftler kendileri düşünmeli, kararı kendileri vermelidirler.

Burada “aldatma” davranışı üzerinden verdiğim örnek, diğer konulara da genellenebilir. Sorunu inkar etmek çözümsüzlüğü ve acıyı getirir, ardından boşanma da gelebilir. Sorunun varlığını ve sorunun oluşmasında kendi sorumluluğunu kabul ederek çözmeye çalışmak ise, en mantıklısıdır. Derin duygusal bağların kurulduğu bir çift ilişkisine ve mutlu evliliğe atılmış önemli bir adımdır.

Klinik Psikolog Serhat Damar


Mutsuz bir evlilikle boşanma arasında tercih yapmakta zorlanıyor ve uzman yardımına ihtiyaç duyuyorsanız bana Türkiye’nin tüm şehirlerinden ve yurtdışından internet aracılığı ile kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bilgi için tıklayın: Online Psikolog

1 Comment

  1. Serhat bey Merhaba, Eşimle 20 yıllık bir evliliğimiz var. Bu evliliğizden biri 10 diğeri 9 yaşında 2 evlat sahibiyiz. İnişli çıkışlı (Maddi yönden) bir yaşantımız oldu. Bir kısmı kısmetsiz iş atılımları, bir kısmı benim ailemin hatalı iş politikalarından dolayı. Ama devamlı ayakta durduk, kah yardım alarak kah yetinmeye çalışarak. Eşim bir psikolog ile görüşüp destek almaya karar verdi. Boşanma kararı da bu destek ile başladı. Psikolog ile konuştuğunda bu sıkıntıların onu ne kadar yorduğu hakkında konuştuğundan bahsetti bana (Zaten zaman saman kendi aramızdada bu tarz birbirimizi sakinleştirecek terapi benzeri konuşmalarımızda olmuştur) ve destek aldığı psikolog’un ilk seansta benim gözümde bitmiş bir evlilik bu, bence kendi ayaklarının üzerinde durmayı denemelisin yönlendirmesinde bulunduğunu söyledi. Keza ikinci gittiğinde yine psikolog bence bitmiş bir evliliği neden sürdürmeye çalışıyorsun dedini anlattı.
    Biz (Her türlü kanıtlama imkanına sahip olarak) boşanma karır almak için geçerli 6 neden den hiç birini ifa etmedik. Çalışıp evini gecindirmeye, çocuklarını okutmaya (elimden geldiğince) çalışan bir ebeveyn olmaktan başka bir şey yapmamış bir insanım. Her insan gibi hataları olan bir insanım. Aldatma, kaba kuvvet, kötü söz vs. mizacı taşımayan bir insanım. Hayatın getirdiği ağır yük altında ezilirken ayakta durmaya ve ailesine sahip çıkmaya çalışan birisiyim. Bir psikolog daha ilk seansında sadece tek tarafı dinleyerek karşısındakini yönlendirecek, tarafsızlığını bozacak şekilde davranması doğru mudur. Aile terapisi yapması veya önermesi gerekmez mi? Bu uzmanlığını kötüye kullanmak değil midir. 9 yaşındaki bir çocuğun psikolojini bozmaktan ve bir yuvanın tek taraflı anlatımla bitirilmesini önermesi etik midir? Eşim seni çok seviyorum, boşanalım daha iyi arkadş oluruz ama ben kendi ayaklarım üzerinde durucam. Seninle anlaşamıyoruz, geçinemiyoruz vs demekten başka bir şey demediğinden dolayı Ne yaptıysam eşimi bu kararından vaz geçiremedim ve mecburen boşanma dilekçesini imzaladım. Rica etsem destek alınan psikoloğun bu davranışının neresinin etik olduğunu bana açıklayabilirmisiniz.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*