Psikoterapi

Psikoterapi, psikolojik bir sorunun aşılmasına yardımcı olan ve belli bir sistematiğe bağlı çalışmalar bütünüdür. Psikoterapist, eğitimini aldığı ve belli bir kurama dayanan sistematik çalışmaları danışanla birlikte yapan kişidir. Her terapi modeli kendine özgü yöntem ve kuralları kendi içinde barındırır. Bu özellikleriyle çok sayıda psikoterapi modelinin kendine özgü kuralları, ilkeleri ve uygulamaları bulunur. Bazı terapi modellerinde mantıklı olan bir yöntem bir diğerine göre mantıksız olabilmektedir. Psikoterapi modellerinin tümü insana yardım amacı ile oluşturulmuştur ve hiçbirinin özünde “yararlı olmamak” ya da “zarar vermek” gibi bir amaç bulunmaz.

Psikolojik Sorunlar

Genel olarak danışanlarımızın psikolojik sorunları (duygusal, düşünsel, davranışsal alanlara dair rahatsızlık veren durumlar) üzerinde belli bir psikoterapi ekolünün ilke ve yöntemleri kullanılarak çalışılır. Farklı isimlerle tanınmış çok sayıda psikoterapi modeli vardır. Bunun nedeni, her psikoterapi ekolünün belli bir ya da birden çok kurama dayalı olarak geliştirilmiş olmasıdır. Her psikoterapi modelinin önemsediği ve odaklandığı noktalar da, terapi sürecinde kullandığı yöntemler de farklılaşır. Yenileri ortaya çıkan, eskilerinde yeni güncellemeler görülen terapi ekolleri insanların problemlerini daha iyi anlama çabası içindedir. Daha iyi bir anlayışla daha etkili çözümler üretme çabasındadırlar.

İstanbul psikoterapist
İstanbul’da bilişsel davranışçı psikoterapi ve psikolojik destek.

Bilişsel Davranışçı Terapi

Bilişsel davranışçı kuram düşüncelerin, duygu ve davranışların birbirleriyle sürekli ve karşılıklı olarak etkileşim içinde olduklarını ifade eder. Belli bir durumdaki düşünme biçimimizin, bizim davranışımızı nasıl etkilediği üzerinde çalışır. BDT’ nin önem verdiği amaçlarından biri, gerçekçi, mantıklı ve dengeli düşünmek, bir diğeri ise işlevsel davranmaktır. Bilişsel davranışçı terapi anlaşılmaz kavramlardan, mistik terimlerden uzak bir modele sahiptir. Anlaşılması kolay bir biçimde, modele uygun olan her insana anlatılabilir, uygulanabilir.

Modele uygun olmayan kişiler de elbette çıkabilir. Kişi, belli bir durumda aklından geçen düşüncelerin farkında olmayabilir ki bu modele uygun bir danışan olduğunu elbette göstermez. Ya da çok yaygın olarak gördüğümüz şekliyle, duygu ve düşünce arasındaki farkı bilmeyebilir. Ne hissettin sorusuna “Aptal olduğumu hissettim” diyebilir ki bu aslında bir duygu değil, düşüncedir. Ya da ne düşündün, o sırada aklından ne geçti sorusuna “Üzüldüm” diyebilir ki üzülmek bir düşünce değil, temel duygulardan biridir. Bu da kişinin bilişsel davranışçı terapiye uygun olmadığını göstermez. Aslında bu durumlar da, bilişsel davranışçı terapi sürecinde psikoterapist tarafından ele alınarak aşılan durumlardır.

BDT Modeli

BDT modeli, depresyon ve kaygı bozuklukları en başta olmak üzere birçok sorunun aşılmasında insanlara yardımcı olmaktadır. Etkili olduğu çok sayıda bilimsel araştırma sonuçlarıyla da kanıtlanmış olan bilişsel davranışçı terapinin en büyük avantajlarından biri kısa sürelerle uygulanabilmesidir. BDT aylar ve yıllar boyu sürmez. Birkaç haftada tamamlanan BDT programı, usta terapistler tarafından kısa sürede tamamlanır ve danışan terapiden istediği sonuca kısa sürede ulaşmış olur. İstenen sonuca kısa sürede ulaşma düşüncesi danışanın kişisel gayretiyle birleştiğinde alınan sonuç da olumlu olmaktadır.

Psikoloji ve Denge

İnsan duygusal denge halindeyken, yani psikolojik dengesi yerindeyken yaşamda normal bir insanın yapması, gerçekleştirmesi gereken çoğu davranışı yerine getirir. Ciddi anlamda bir zorlanmayla ya da perişanlıkla karşılaşmaksızın, spontan olarak aşağıda belirttiğimiz işlevleri kolaylıkla yerine getirir.

Davranışlarında dengelidir. Davranışlarında aşırılık bulunmaz. Duruma uygun davranabilir.

Düşünceleri ve kendi kendine yaptığı yorumlar (kendiyle konuşması) dengelidir, mantıklı ve gerçekçidir.

İşlevsel, dengeli davranış ve düşüncelerle işlevsel olmayan, dengesiz davranış ve düşünceleri birbirinden kolayca ayırt eder,

Diğer insanlarla birlikteyken büyük ölçüde kendisini iyi ve rahat hisseder,

İhtiyaçlarını ifade etmekte zorlanmaz, kolayca ifade edebilir,

Diğer insanların ihtiyaçlarını anlamakta zorlanmaz,

Diğer insanlarla empati yapabilir, onların hissettikleri duyguları hissedip anlayabilir.

Görevlerin ve sorumlulukların yerine gelmesinde hiç kuşkusuz beden sağlığı çok önemlidir. Bir baba hasta olduğunda çalışamaz ve evin geçimini sağlayamaz. Hastayken eşiyle ve çocuğuyla da ilgilenemez ve eşi ve çocuğuyla ilişkilerindeki sorumluluklarını yerine getiremez. Görev ve sorumluluklarını yerine getirebilmesi ve eskisi gibi işlevsel davranabilmesi için önce bedeni tedavi edilmelidir.

Duygusal denge bozulduğunda ise kişi olumsuz duyguları (öfke, kızgınlık, üzüntü, kaygı, korku, şüphe, kıskançlık gibi) sık ve şiddetli olarak hisseder. Bu olumsuz duygulara rahatsızlık veren bedensel hisler de eşlik edebilir.

Olumsuz Duygular ve Düşünceler

Olumsuz duygular, olumsuz düşünce ve yorumlar, ve kişinin davranışları. Bu üçlü birbirini etkiler, birbirini etkilemekle de kalmaz. Özellikle görev ve sorumlulukların da içinde yer aldığı bir çok işin yapılmasına engel olur. Kısaca işlevsel davranışların yapılmasını engelleyici etki yapar. Olumsuz duygular, olumsuz düşünceler ve işlevsel olmayan davranışların etkileşimi ve üçünün ortak sonucu olarak ortaya ne çıkar? Geri çekilme, kaçınma, kaçma. Önemli sorumluk ve görevlerde, insanlarla ilişkilerde kaçınma. Güven problemi, kendine güvensizlik, özgüven kaybı. Bilişsel davranışçı terapi bunlar üzerinde çalışır. Bu çalışmalar bir önem sırasına ve en önemli olanlardan başlanıp, bu en önemlinin basamaklandırılması ile başlar. En önemlinin en kolay basamağından en zoruna doğru ilerleyerek yol alınır.

Bilişsel davranışçı terapinin önemli özelliklerinden biri, danışanın yapamadığı ama yapmak zorunda olduğu bir davranışı daha küçük parçalara ayırıp bunlarla tek tek çalışmasıdır. En zora, hemen ve acilen gitmenin danışanı korkutması durumu Bilişsel davranışçı terapide yaşanmaz. Bunun nedeni, en zora, hemen ve acilen gitmek zorunda olmamasıdır. En önemli olana, uygun zamanda, yapabildiği ölçüde gitmek danışanlarımız için büyük bir kolaylıktır.

Psikoterapide Hız

Bilişsel davranışçı terapide terapist önceden belirlenmiş ve her danışanın uymak zorunda olduğu bir terapi planı yoktur. Plan her danışan için özel olarak oluşturulur. Psikoterapi, genel olandan daha ziyade kişiye özel olan kavramlara değer verir. Belli bir durumda genel olarak ne düşünüldüğünden değil, o durumda kişinin kendisinin ne düşündüğüne bakılır. Benzer şekilde, genel olarak herkes tarafından ne hissedileceği değil, danışanın ne hissettiği önemlidir. Benzer biçimde, terapideki plan ve program da, terapinin ilerleme hızı da danışana göre belirlenir.

Danışan majör depresyonda ve evinden çıkmakta zorlanır bir haldeyken ona bir liste verip “Bu hafta bunların hepsini yap gel” denmez. Böyle bir liste verdiğinizde zaten yapamayacağı da çok açık ve nettir. Bu yüzden, basmakalıp bir “yapılacaklar listesi” vermek yerine, danışanla iletişim kurarak, onun neyi yapabileceği hakkında konuşulur. Yapması ya da başarması gereken ne ise, danışanla birlikte kararlaştırılır. İlerleme hızı da onun kendi özel durumuna uygun olacak şekilde belirlenmelidir. Majör depresyonu olan bir danışanı son hızla ilerletmeye çalışmak açıkça onun hızına uyumsuz bir yaklaşım olur. Son hızla gidemez. Son hızla gitmesi için zorlandığında kendisini çaresiz hisseder. “Ben zaten başarısızım. Terapiyi de yüzüme gözüme bulaştırdım, bunu da başaramadım” der. Terapinin amacı danışana başarısızlığı yaşatmak olmamalıdır. Tam tersine, her aşamada başarmalı, her aşamada gerçekten durumunun daha iyiye gittiğini görerek ilerlemek olmalıdır.

Psikoterapide Geçmiş

Bilişsel davranışçı terapide çocukluk dönemi bilgileri ve yaşam olayları önemlidir. Çocukluk döneminde anne baba, kardeşler ve diğer yakın kişilerle ilişkiler kişinin gelişiminde belli ölçüde etkiye sahiptir. Peki odak noktası çocukluk dönemi olmalı mıdır? Tüm dikkatimizi çocukluk dönemine ve geçmişe yöneltmek, danışanın bugün karşılaştığı sorunları çözmesini nasıl sağlayacak?

Bilişsel Davranışçı Terapi ve “Bugün”

Bilişsel davranışçı terapinin gündeminde geçmiş değil, “bugün” bulunur. Danışanın bugün karşılaştığı sorunlar önemlidir. Otobüse binememektedir, metrobüse binemez, alışveriş merkezlerine girememektedir. Bunları yapmak zorundadır çünkü bunlar onun ihtiyaçlarına ulaşabilmesi için yapmak zorunda olduklarıdır. Bu nedenle, geçmişle uzun süre uğraşmak bugünü kaçırmamıza neden olacaktır.

Bugünün sorunlarının danışanın yaşamında kısıtlamaya neden olanlarının öncelik sırasına göre çalışılması önemlidir. Yaşamdaki kısıtlamaların önemli olanları ortadan kaldırıldıkça, küçük adımlar atılarak bunlardan adım adım kurtulmaya başlayan danışanın kendisini daha iyi hissetmeye başlar. Zaten bir terapinin etkisini kanıtlayan da bu değil midir? Otobüse, metrobüse binemezken artık binebiliyorsa, evden çıkamazken artık çıkabiliyor ve işe gidebiliyorsa ve tüm bunlar onun terapiden beklentileriyse bunlara odaklanılmalıdır. Bilişsel davranışçı terapi de bunlara odaklanarak doğru olanı yapar. Kolaydan zora doğru, danışanın yapabildikleri sırayla, ve onun hızına uygun biçimde ilerleyen bir terapi modeli olması, Bilişsel davranışçı terapinin güçlü bir özelliğidir.

Danışan olarak terapistlere başvuran insanların yaşamı normalden daha fazla kısıtlanan, daralmış bir yaşam alanından oluşur. Eskiden kolaylıkla yapılabilen görevler artık yapılamaz olmuştur. Eskiden herkes gibi gidilebilen yerler artık gidilemez olmuştur. Bilişsel davranışçı terapi, yaşam ve hareket alanlarını genişlettiklerini onlara kendi başarılarıyla gösteren bir psikoterapidir.  Bilişsel davranışçı terapinin kişiye özel formülasyonları sürekli gelişir ve danışanla da paylaşılır. Bunların tümü net ve açıktır. Gizli, danışandan saklanan, belirsiz ve anlaşılmaz hiçbir şey yoktur.

Hedeflerin, amaçların belirlenmesinden, bu hedeflere adım adım ve birer birer ulaşılmasına, her aşama kişiye özel olarak yapılandırılır. Bilişsel Davranışçı Terapi, belirlenen hedeflere ulaşılmasını amaçlar ve bunun için kullanabildiğimiz çok sayıda yönteme sahiptir. Bu yöntemler yeri geldikçe kullanılır ve danışanlarımız hedeflerine adım adım ilerlemenin sevincini yaşarlar.

Psikoterapide İlerleme

Bilişsel davranışçı terapide amaç danışanın bulunduğu noktadan geri gitmesini önlemek ve kendisine uygun hızda ilerlemesidir. Tüm çalışmaların amacı bu ilerlemenin sağlanmasıdır. Zorlukları aşma konusunda danışanın yaptığı tüm girişimler, büyük ya da küçük olması hiç fark etmeksizin takdir edilir. “İyi gidiyorsun” mesajı ve sözel ödülüyle karşılaşır. Danışanı demoralize eden ya da yaptığı ilerlemeyi ilerleme saymayan bir yaklaşım terapinin ruhuna aykırı olacaktır. O kendisi için zor olan bir adımı atmıştır ve takdiri gerçekten hak etmiştir.

Onun kendisine çok zor gelen bir hedefe ulaşmasında attığı en küçük adımlar dahi onaylanır, ve kabul edilir. Bu şekilde, basamakları adım adım çıkan bir insanın motivasyonu daha da artırılmış olur. Danışan daha iyiye doğru gitmekten ve bunun terapisti tarafından onaylanmış olmasından memnun olur. Tüm bunların sağlanmasıyla danışan daha iyi koopere olduğu terapistiyle ve terapi süreciyle ilerlemesini sürekli olarak sürdürür.

Danışanlar kendilerini zorlayan sorunlarla mücadele ederken bazen kendilerini güçsüz hissederler. Böyle zamanlarda çok sık karşılaşılan bir olumsuz düşünce “Başaramayacağım, bu sorundan asla kurtulamayacağım” düşüncesidir. Çok açık bir şekilde bu düşünce gerçek dışıdır. Çünkü insan yaşamındaki tüm zorlukların üstesinden mücadele ederek gelebilecek güce sahip bir varlıktır.

Psikolojik Sorunları Yenmek

İlerleme sürecinde bazı iniş çıkışlar olsa da bunlar geçicidir. Önemli olan gidilen hedeftir. Eğer ısrarlı biçimde çaba göstermeyi sürdürürse amaçladığı hedefe ulaşır. Birkaç satır önce yer verdiğimiz “Başaramayacağım, bu sorundan asla kurtulamayacağım” olumsuz düşüncesine meydan okunmalıdır. Bu meydan okuma şu şekilde yapılabilir: “Terapideki hedefime ulaşmak için çalışıyorum ve çaba gösteriyorum. Eğer çalışmaya devam edersem hedefime ulaşabilirim”. Bu veya bunun gibi gerçekçi bir düşünceyle meydan okuması için onu teşvik eden bu yaklaşım, yaşamda insanların hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştıran, iyi hissetmelerini sağlayan gerçekçi düşünceler ve hayattaki en önemli ihtiyaçlarına ulaştıran işlevsel davranışlardan oluşmaktadır.

Klinik Psikolog Serhat DAMAR

İlk yorum yazan siz olun

Cevap Yazın

Eposta adresiniz görünmeyecektir


*