Evlililikte Güç Savaşı, Güç Mücadelesi, Denge ve Teslimiyet

Evlilikte güç savaşı, çiftin önemli ve önemsiz konularda karar verme durumlarında ortak bir noktada buluşmak yerine kendi istedikleri kararların geçerli olması için bastırmaları sonucu ortaya çıkan zararlı bir durumdur.

Evlilikte Güç Savaşı ve Sonuçları

Evlilikte güç savaşı ve güç mücadelesi, çiftin ilişkisini olumsuz etkiliyor. Çiftlerin bir güç mücadelesi içinde olmaları, birbirleriyle duygusal bağ kurmalarını engellerken, aynı zamanda da aralarındaki dengeyi ve uyumu da bozuyor. Evlilikte güç mücadelesinin en zararlı sonuçlarından biri, eşler arasındaki duygusal bağın kurulmasını engellemesidir. Diğer zararlı sonuçları ise, ilişkinin eşlerin ihtiyaçlarını giderme işlevini kaybettirmesi ve kazanan olarak karşı tarafı (eşi) pasifize etmenin sürekli hale gelmesidir.

Evlilikte Güç Dengesi Nasıl Olmalı

Evlilikte güç savaşı ve eşler arası mücadele dengeyi bozar. Eşleri “kazanan” ve “kaybeden” olarak iki tarafa böler. Halbuki çift ilişkisinin amacı kazanmak ve kaybetmek değil, paylaşmak ve karşılıklı olarak gelişmektir. Sağlıklı çift ilişkisi için güç tek kişide toplanmamalı, hem erkeğe hem de kadına dağıtılmalı. Bazı alanlarda kadında, bazı alanlarda ise erkekte olmalı. Güç dengesi doğru bir şekilde kurulduğunda güç savaşı yerine mutlak bir barışa bırakarak her iki eşin de kendisini değerli ve güçlü hissetmesine yardım eder.

Eşlerden Birinin Üstünlüğüyle Sonuçlanırsa Ne Olur

Eşlerden biri tüm durumlarda baskın olduğunda, yani gücün tamamı partnerlerden birinin hakimiyetinde olduğunda en başta bir “güç zehirlenmesi” yaşanır. Paylaşmak yerine tüm gücü kendisinde toplayan partner zamanla eşini küçük görmeye başlayacaktır. İnsanların kendilerini çok güçlü gördüklerinde çevrelerindeki insanları “nesne” olarak algılamaya başladıklarını gösteren bilimsel araştırmalar var. Bu durum çift ve evlilik ilişkileri için de geçerlidir ve partnerlerden biri kendisini çok güçlü hissettiğinde diğerini bir eşya gibi görmeye başlar. Bir yerden sonra, eşya olarak görülen eş daha da değersiz bir şey olarak, bir “yük” olarak algılanmaya başlar. Baskın olan eşin algısı sürekli olarak daha olumsuza doğru değişir. Çift terapisi seanslarında eşlerin birbirleriyle spontan diyaloglarında partnerlerden biri diğeri üzerindeki gücünü kullandığı dille ortaya koyar.

Partnerine hakaret eder, aşağılayıcı sözler söyler ama bunun farkında bile değildir. Kibar beyefendiler ve hanımefendilerin söylemeyeceği sözler, bu güç nedeniyle –belki de güç zehirlenmesi demeliyiz- söyleniverir. Ben bu konuya defalarca dikkat çeksem de aynı hitap, aynı hakaret, aynı alaycılık her defasında ortaya çıkar. Bunun nedeni, artık çiftin ilişkisindeki bu örüntünün kalıcı hale gelmiş olmasıdır. Bu örüntü, ilişkiyi zehirleyici bir ilişkiye dönüştürürken, aynı zamanda da bozar çünkü hiç kimse sürekli aşağıladığı, sürekli hakaret ettiği ve bir “eşya” olarak gördüğü bir partnerle mutlu olamaz. Sürekli aşağılanan, sürekli hakarete uğrayan bir partner de zamanla eşine olan sevgisini ve duygusal bağlarını kaybeder ve bir yandan da terk edilmemek için çaresizce çaba gösterir.

Dengesizlik halinde güçsüz tarafın eşine tam teslimiyetle yaklaşmasına rastlanabilir mi? Bu tür bir durum ilişkiyi nasıl etkiler?

Dengesizlik halinde güçsüz taraf partnerine tam teslimiyetle yaklaşabilir ve çiftin ilişkisi güçlü bir insanla hiçbir gücü olmayan pasif ve zavallı bir insanın ilişkisine dönüşür. Gücün dengesiz dağılımı ve tüm gücün partnerlerden birinde toplanmış olması, onu ilişkinin tek hakimi yapar. İletişim biçiminden, önemli konularda karar almaya, ilişkinin devam etmesi ya da bitmesine kadar tüm kararlar güçlü partner tarafından verilir. Partnerin ya da eşin ne düşündüğü, ne hissettiği önemsenmez. Güç partnerler arasında dağılmadığında yozlaşır ve bozulur. Aynen iş yerlerinde gördüğümüz mobbing benzeri bir aşağılama, küçümseme, yukarıdan bakma ve psikolojik baskıya dönüşür. Bu tür bir ilişki hiçbir kadına ve hiçbir erkeğe iyi gelmez, duygusal açıdan ciddi sorunlar yaratır.

evlilikte güç savaşı
Evlilikte güç mücadelesinin kazananı olmaz.

Güce Dayalı Teslimiyette Sevgiden Söz Edilebilir mi?

Bir tarafın güçlü olduğu, bir tarafın da bu güce teslimiyet gösterdiği çiftlerde teslimiyeti gösteren tarafın sevgisinden söz edilebilir. Teslim olan taraf sever ve partnerinin ya da eşinin yaptıklarına boyun eğer. Tüm yapılanlara onun kendisine tekrar ilgi duyması umuduyla göz yumar. Onu kaybetme korkusuyla, neredeyse yapılan her aşağılamayı görmezden gelir ve sineye çeker. Güçlü olan partnerse eşinin bu boyun eğici davranışları ve teslimiyeti karşısında ona daha da aşağılayıcı, daha da ötekileştiren bir şekilde davranır çünkü daha önceki yaptıklarının tümüne boyun eğmiştir. Yenilerine de boyun eğmek zorunda olduğunu düşünerek aşağılama, psikolojik şiddet, değersizleştirme gitgide artacaktır. Gücü kendisinde toplayan eşin öfkesine zamanla partnerinden ve onun içinde bulunduğu durumdan iğrenme duygusu da eklendiğinde çiftin arasındaki uzaklaşma daha da artacaktır.

İlişkide Teslimiyetçi Olmak Doğru mu?

Çift ilişkisinde her şeyi akışına bırakmak da ilişkinin daha sağlıklı olmasını sağlamaz, her şeyi kontrol altına almak da. Eşlerin birbirini tümüyle serbest bıraktığı, her şeyi akışına bıraktığı ilişkiler bir yönüyle kopuk olacaktır. Duygusal bağlar derinleşmeyecektir. Eşlerin birbirini ve ilişkideki bir şeyleri sistematik olarak kontrol altında tutması da ilişkinin ihtiyaç duyduğu ilişkisel boşluğa zarar vererek ilişkiyi birbirinin kontrolünü ele geçirmeye çalışan iki robotun mekanik ilişkisine dönüştürecektir. Çift ilişkisinin doğasında teslimiyet bulunur. Bu teslimiyet çift yönlü, her iki eşin birbirine döndüğü ve birbirinin üzerinde güce sahip olduğu bir ilişki biçimidir. Anlamlı ve duygusal derinliği olan bir çift ilişkisinde erkeğin kadın üzerinde bir gücü olacaktır. Aynı şekilde kadının da erkek üzerinde bir gücü olacaktır.

Bunun temelinde saf sevgi yatıyor diyebilir miyiz? Huzur bulduğu birinin yanında kendini tüm ego, hırs ve kontrol takıntılarından uzaklaştırmak insanı nasıl etkiler? Adeta bir çocuğun saflığına erişmek gibi…

İnsanı tüm hırs, ego ve kontrol takıntılarından uzaklaştırmak zor olsa da, bunların yumuşatılması mümkündür. Huzur bulduğu birinin yanında insan ego, hırs ve kontrol takıntılarını yumuşatıp, daha adaptif ve dengeli bir hale getirebilir. Adeta bir çocuğun saflığına erişmek gibi de diyebiliriz, evet. Bir çocuğun annesiyle kurduğu ilişkinin saflığı gibi. Kadın erkek ilişkisi, gücün etkisini mutlaka gösterdiği bir alandır. Bizler anneyle çocuğun ilişkisindeki saflığa ulaşamasak da, gücün eşler arasında dağıtılmasını sağlayarak hem kendimizi, hem de ilişkimizi koruruz. İlişkimizi koruduğumuz şey, bir tür “güç zehirlenmesi” dir. Çift ilişkisinde güç tek tarafta olduğunda, teslimiyet tek taraflı olduğunda ortaya çıkan güç her iki partneri de, ilişkiyi de zehirleyecektir. O nedenle, karşılıklı teslimiyetin ve güç paylaşımının olduğu ilişkiler sağlıklı ilişkilerdir.

Karşılıklı Güç Paylaşımının Olduğu İlişkilerde Eşleri Ne Bekler

Böyle bir ilişkide partnerleri dengeli bir ilişki bekler. Her iki partner ya da eş de ilişkiden memnun olur çünkü bu tür bir ilişkinin insanın ihtiyaçlarını gidermesi kolay olacaktır.  Bağlanma, ilgi, sevgi, şefkat ve kabul de bu ilişkilere ait özelliklerdir.

Bu Duruma Çevre Nasıl Tepki Verir

Çevre, kendi özelliklerine göre tepki verir. Eğer çevre tek taraflı teslimiyeti ve gücün tek kişide toplanarak diğer partnerin ezildiği bir çift ilişkisini tercih ediyorsa, çevre bu duruma alaycılıkla, yadırgamayla ve reddederek tepki verir. Eğer çevre daha sağlıklı olduğunu ifade ettiğimiz “karşılıklı teslimiyet” ve “gücün paylaşımı” özelliklerine sahip bir çift ilişkisini tercih ediyorsa, çevre onay verecektir.

Bu tür ilişkilere uzun ömürlü ilişkiler diyebilir miyiz

Evet, bu tür birlikteliklere uzun ömürlü ilişkiler diyebiliriz. İlişki hem uzun ömürlü olacaktır, hem duygusal derinliğe sahip olacaktır. Bu ise, çiftin birbirine daha derin, daha sağlam bağlarla bağlanmasıyla sonuçlanır ki, aslında uzun ömürlü ilişkinin temelinde de bu yatar. İnsanın doğasında uzun ömürlü ilişki kurmaktan ziyade “Sonsuza dek bir arada olmak” vardır. Kısa ya da uzun, herhangi bir ömür biçmeden sonsuza dek bir arada kalmak.

Teslimiyetçi ilişkilerde ayrılık söz konusu olursa bu durum terk eden ve terk edilen açısından nasıl yaşanır? Nelerle karşılaşılır

Teslimiyetçi ilişkileri iki gruba ayırırsak daha sağlıklı bir değerlendirme yapabiliriz. İlk grupta, teslimiyeti karşılıklı olarak yaşayan çiftler bulunur. Bu çiftler arasında güç kadınla erkek arasında dağılmış haldedir ve dengededir. Denge, duygularda da kendisini gösterir. Dengeyi ve çiftin uyumunu bozucu duygular (aşırı öfke, şüphe ve aşırı kıskançlık gibi) nadiren görülür. Görüldüğünde çiftin ilişkisi içinde çözüme ulaştırılır. Bu insanların bir arada kalmaları ve ayrılıkları gücün etkisinden bağımsız olarak gerçekleşir ve bu insanların bir arada kalmaları da, ayrılmaları da dengeli olacaktır.

İkinci gruptakiler, yani güçsüz olan partnerin teslimiyet gösterdiği ve güçlü olanın karşı tarafı ezdiği, aşağıladığı türden ilişkilerde, teslimiyet gösteren taraf aynı zamanda ayrılıktan korkan taraftır. Eşi veya partneri kendisine çok kötü de davransa, ilişkinin sürmesi için çaresizce çaba göstermeyi sürdürür. Tek taraflı teslimiyetin zararlı olduğunu göremez. Bu ilişkinin hissettirdiği tüm olumsuz duyguları tüm şiddetiyle hissederken (değersizlik, utanç, suçluluk gibi) ve bu duyguların yükünü omuzlarken gösterdiği çabaların anlamsızlığını görmek istemez. Ayrılıkla, terk edilmekle tehdit edilen hep teslimiyet gösteren taraf olurken, tehdit edense hep güçlü taraf olmaktadır.

Bu ilişkilerde çoğu durumda terk eden güçlü olan, terk edilense teslimiyet gösterendir. İlişki bozulmuştur bir kere, güçlü taraf güçsüz tarafı aynen saati ya da ayakkabıları gibi bir eşya olarak görür. Bazen evinin bir köşesine koyar, bazen gözünden uzak başka bir yerde durmasını ister. Bazense ondan öylesine midesi bulanır ve iğrenir ki, onu daha fazla görmeye dayanamaz ve kaldırıp çöpe atar. Çöpe atılan, teslimiyet gösteren, boyun eğendir.

Klinik Psikolog Serhat Damar / Çift Terapisti

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*