Evlilik Sorunları Nasıl Çözülür?

Evlilik yaşamı, bekar ve bireysel yaşamdan çok daha fazla anlam içeren bir yaşam biçimidir. Evlilikte yaşanan sorunlar, belirli alanlarda dengenin bozulmasına bağlı olarak oluşmaktadır. Evliliğini dengeli bir biçimde sürdürmeyi başaran çiftler, özellikle bu dengesizliği ortadan kaldıran adımlar atma cesaretini gösterebilen çiftlerdir. Özellikle evlilikte yaşanan sorunlar ve çözümleri dikkatle incelemek için kaleme aldığımız bu yazıda evlilik sorunları nasıl çözülür sorusuna cevap vermeye çalışacağız.

Ayrılık ve boşanma, eski nesillerin bilmedikleri, hiçbir zaman dile getirmedikleri iki kavramdı. Onlar, sorunları çözmek için kendi fark ettikleri sorunlarda bazı davranış değişikliklerine gidiyorlardı, bazen eşlerini değişmeye zorluyorlardı. Sonuç olarak bazen yaptıkları davranış değişikliği işe yarıyordu, bazen eşi değiştirme çabası sonuç veriyordu, bazense her iki çaba da başarısız sonuçlanıyordu. Evlilik sorunlarını gidermekte yetersiz kalan çaba ve girişimlerin sonucu ne olursa olsun, “Bitirelim”, “Ayrılalım” ya da “Boşanalım” demiyorlardı. Buna bağlı olarak, eski nesiller arasında boşanmanın ülkemizde görülme sıklığı, batılı ülkelerde görülme sıklığından çok daha düşüktü.

Boşanma ve ayrılık konusunda bu yaklaşımın yeni nesiller arasında neredeyse tümüyle değiştiğini görüyoruz. Sevgililer arasında görmeye çok alışkın olduğumuz “Anlaşamazsak ayrılırız” düşüncesinin evli çiftlerde de yaygın bir düşünce olduğunu görüyoruz. Bu, eski nesiller arasında görmeye alışkın olmadığımız “Çift ilişkisine ömür biçme” yaklaşımını da beraberinde getiriyor. Sevgililer arasında çok sık gördüğümüz “1 yıl çıkarız sonra bitiririz” düşüncesi, evliliklerde de “Çocuğumuz doğsun, boşanırız” ya da “Kızımız ilkokula başlasın, o zaman bu evliliği bitirelim” düşünceleri ve kararlarıyla kendisini gösteriyor.

Ayrılık ve boşanma konusundaki bu tür düşünceler, “İnsan ilişkilerinin ömür boyu sürme” özelliğine aykırıdır. Elbette ki bir çift problemler yüzünden sık sık çatışmalar yaşıyor bu nedenle de boşanma kararı alıyor olabilir. Ancak evlilikte yaşanan sorunlar ve çözümleri hiç değerlendirilmeden alınan evlilik kararları tartışmaya açıktır.

Bekarlar yalnız ve tek başına olma durumunu çok sık yaşarlar. Bekarlar evlilere göre daha fazla stres altındadırlar. Evli insanlar, hayatta yalnız olmadıkları gerçeğinin de etkisiyle kendilerini daha güvende hissettiklerini bildirmektedirler. Bu gerçeklerin yanında şöyle bir gerçek durmaktadır: Bekarlık çift olmaktan daha basit bir yaşam biçimdir. Teksinizdir ve tek bir kişi olarak planlar yaparsınız. Bekarken doğrularınızı başka doğrularla karşılaştırmak, doğru kabul ettiğiniz bazı önemli şeylerin yanlış olduğunu kabul etmeye ihtiyaç duymazsınız. Tek başına, kendi kendinize yaşarsınız. Evli iken durum çok farklıdır. Doğruları sizinkinden zaman zaman farklı olan eşinizin, bazen de size yanlış gelen bir şeyi doğru kabul ettiğini göreceksiniz. “Benim doğrumu sende kabul etmek zorundasın” deme hakkınız yok, çünkü evlilik zorlama üzerinde değil, uzlaşı ve karşılıklı uyum üzerinde ilerleyen bir çift ilişkisidir.

Evlilik sorunları ile karşılaştığımızda yapabileceğimiz en mantıklı davranış, evlilik sorunları ve çözümleri üzerinde çalışmaktır. Bu sorunları çözmek için eşimizle bir araya gelerek neyi çözmemiz gerektiği üzerinde beraber çaba göstermektir. Bir arada olmak ve birlikte bir şeyler yapmak evliliğin en temel özelliklerinden biridir. Bu özelliği sorunlarla karşı karşıya kaldığımızda da öne çıkarmak bizim evlilik sorunlarımızı çözmemizi kolaylaştırıyor. Sorunları çözmek daha mantıklı olsa da, aynı zamanda daha zor olan yoldur. Uğraştırıcıdır, çaba ister. Bu nedenle birçok erkek ve kadın sorunları çözmek için uğraşmak yerine kaçmayı tercih eder. Bu en kolay ve basit çözümdür. Bu şekilde sorunları çözmek için çaba gösterme ve uğraşma zahmetinden kurtulmuş olurlar. Halbuki iletişim kurarak evlilik sorunlarının neredeyse tümü çözülebilmektedir.

Evlilik sorunları ve çözüm yolları dendiğinde öncelikle yapılması gereken iletişim kurmaktır. Evlilik danışmanlığı için bana başvuran çiftlere örnek ve yaşanmış bir diyaloğu benim yanımdayken tekrardan kurmalarını söylüyorum. Kurulan diyalog eşlerin birbirini incitmelerine neden olabilecek şekilde olduğunda onlardan durmalarını istiyorum. “İletişim” bazen hafif, bazen çok ağır hakaretler, bazen tek taraflı bazen çift yönlü suçlamalardan oluşuyor. Bu suçlamalarda eşler bir düelloya benzer bir üslupla ve karşılıklı olarak bazı sözler söylüyorlar. Eşin sesinin yükseldiği durumda, aradaki iletişimin gereği olarak seslerini yükseltiyor, hatta bağırıyorlar. Bu yaptıkları aslında iletişimle ilgisi olmayan bir şeydir. Yaptıkları şeyin ne olduğu çok önemli olmasa da, yaptıklarının iletişim olmadığı çok açıktır. İletişim kuran iki insan birbirine hakaret etmez, birbirini suçlamaz, yargılamaz ve eleştirmez. Bunlar içinde en masum olanı “eleştiri” de incitmeden yapılabilir. Eleştiri aşağılamadan, sesi yükseltmeden yapıldığında yararlı iken, tam tersi durumda ilişkiye zarar vermektedir.

“Çay getir” sözü genelde erkeklerin verdiği bir emirdir. Bu söz kaba bir emir olmakla birlikte, eşin olumsuz duygular hissetmesine neden olan, onun da kaba tepkiler vermesine neden olacak türden bir sözdür. Bu söz kaba bir emir cümlesidir. Eşinizi kötü hissettirmeyen bir söz söylemeniz ilişkiniz için en iyisidir. Eşe saygı ve sevgi içeren söz söylemek için biraz zahmete girmemiz gerekse de, bu hem bizi, hem de eşimizi iyi hissettirir, sorunlarımızı çözmemizi bu yumuşak dil kolaylaştırır.

Aşk geçici bir durumdur. Sevgi de zamanla azalır. Kaybolup yok olmaz ama arttığını ve azaldığını fark edebildiğimiz hislerdir. Evli çiftleri bir arada tutan aşk ve sevgi değil, tümüyle bağlanmadır. Evlilikte yaşanan sorunlar ve çözümleri konusunda adım atmaya insanları teşvik eden de yine aralarındaki bu bağdır. Bağlanma, sevgi, saygı ve güven bir çiftin ilişkisini sağlam yapan çok önemli özelliklerdir. Bunlara her çift özen göstermelidir. Eşle aranızda bağlanmaya aykırı (sadakatsizlik), sevgisizlik, saygısızlık ve güvensizlik yaratan davranışlardan özenle uzak durulması en iyisi olacaktır.

Bazı evli çiftlerde kadın, erkeğe “Filancanın eşi ona doğum gününde 8 tane altın bilezik almış” diyor. Bazense erkek, eşini başka arkadaşlarının eşleri ile karşılaştırıp eşini onlardan geride gördüğünü ifade eder. Bu tür karşılaştırmalar, eşinize olumsuz duygular hissettirir, bunların mutlaka bir geri dönüşü (size) olacaktır. Söylediğiniz sözlerin eşinizin ne tür duygular hissetmesine neden olacağını hesaplayarak konuşmanız mantıklıdır. Eğer eşinizi başka insanlarla karşılaştırma anlamına gelen ve ona kötü hissettirecek sözler söyleyecekseniz, bunları söylemek yerine susmanız çok daha mantıklı olacaktır.

Bir evlilikte suçlu ve suçsuz yoktur. Sorunlar vardır ve sorunların çözümünde suçlama iyi bir yaklaşım değildir. Suçlama mantıksızdır çünkü amaç sorunun çözümü iken çiftin karşılıklı olarak birbirlerini suçlamaları sorunun çözümüne hiçbir katkıda bulunmayacaktır. Evlilikte çiftin karşılaştığı her durumda ve her problemde o durumun ya da problemin failini bulmaya çalışmaları da işe yaramamaktadır. Sorunlar çiftlerin karşılıklı uyumunu güçlendiren ve duygusal bağlarını derinleştiren fırsatlar olarak görülmelidir.

Çiftler, ilişki sorunları ve ilişkide yolunda gitmeyen durumlar konular konuşulurken bazen “Problemin kaynağı aslında benim eşimin kişilik yapısıdır” derler. Aslında ilişkiye özgü ya da eşle aralarında çift ilişkisi kurma biçimlerine özgü özellikleri eşin kişilik özellikleri olarak tanımlama eğilimi gösterirler. Elbette ki bazı kişilik özellikleri çift ilişkisi üzerinde etkiye sahiptir. Her insanın farklı kişilik özellikleri olsa da, çift ilişkisi önemli bir yönüyle bu farklı kişilik özelliklerinin uyumu ve bir arada olma becerisidir. Bu uyumu ve bir arada olma becerisini geliştirmek için her iki eş de çaba göstermelidir. Her eş kendi ilişki kurma biçimini değiştirmelidir. Değiştirilmeye çalışılan şey kendi ilişki kurma biçimimiz değil de eşimiz olduğunda, sonuç almak çok zorlaşacaktır. Evlilik sorunları ve çözümleri, neyi değiştirmeniz gerektiğini fark ettiğinizde daha da belirginleşmektedir.

Bunun gibi olmayan, gündelik yaşamın basit sorunlarını çözmeye çalışan çiftlerde ise durum tam tersidir. Sorunlar kesinlikle çözülebilir, problemler aşılabilir ve ilişki mutlu bir evlilik ilişkisine dönüştürülebilir. Evlilik çalışmaları sırasında “Hocam ben eşimin kişiliğini hala çözmedim” diyen danışanlarımıza “Eşinin kişiliğini çözmeye çalışma. O da senin kişiliğini çözmeye çalışmasın. Onun kişiliğine saygı göster” derim. Evlilik sorunları karşılıklı olarak birbirimizin kişiliğini çözerek çözüme ulaşsaydı, bizler de çiftlere birbirlerinin kişiliklerini çözmelerine yardımcı teknikler öğretirdik. Aslında evlilik sorunlarının çözümü için çok daha basit bir şey yapmak gerekir: İlişki kurma biçiminizi değiştirmek. Sorup sorgulayan bir zehir hafiye, ya da bulmaca çözer gibi kişilik çözen bir karakter analizi uzmanı olmak hiçbir işe yaramaz. İlişki kurma biçimini değiştirmekse her şeyi değiştirir ve sorunu çözmek için asıl yapılması gerekendir.

Evli Kadın ve Erkeklerin Ortak Yanlışları Neler?

> Geçmişte olan olumsuzlukları ve yanlışları sık sık hatırlatmak.

> Diğer insanların yanında eşi acımasızca eleştirmek, yargılamak, yadırgamak ve eşle alay etmek,

> Eşle kurulan çekirdek ailenin milliyetçiliği yerine, içinden geldikleri ailenin milliyetçiliğini yapmak, kök ailenin bayrağını taşımak.

Evli Kadınların Yanlışları Neler?

> Aynı sözleri birbiri ardı sıra sık sık tekrar etmek (Üstelemek),

> Sık sık eleştirmek, yargılamak ve suçlayıcı sözler söylemek,

> Sesli düşünmek (Düşüncelerini bir süzgeçten geçirmeden, ne düşünüyorsa aynen düşündüğü şekilde ifade etmek).

> Basit durumlara çok büyük anlamlar yüklemek.

Evli Erkeklerin Yanlışları Neler?

> Eşin duygularını ve hislerini anlamakta güçlük (empati yapmakta zorlanma),

> Tepki vermemek ve gereğinden fazla susmak,

> Her şeyi mantık çerçevesine yerleştirmeye çalışmak ve duygulara dokunmamak,

> Kendi ailesi ile çok fazla zaman geçirmek.