Evlilik Öncesi Danışmanlık Nedir?

Evlilik Öncesi Danışmanlık Nedir

Evlilik öncesi danışmanlık, oluşturdukları çift ilişkisini bir adım daha ileri götürerek bir ömür boyu birlikte olma kararı almayı düşünen sevgili, sözlü ya da nişanlıların başvurdukları uzman yardımıdır. Bu yardım sırasında evlilik terapisti evliliğe hazırlanan çiftlerin hem sorularını cevaplar, hem de aralarında anlaşmazlık ya da çatışma yaratan durumları ele alır.

Evlilik öncesi danışmanlık, ilişki hakkında çiftin sorularının yanıtlandığı kısa bir danışmanlık çalışması olarak da, çiftin ilişkisiyle ilgili bildirdiği problemlerin çözümlendiği uzun vadeli bir çift danışmanlığı süreci olarak da uygulanabilir. Her iki süreç de, kısa ve uzun vadeli olarak uygulamada içeriğinde evlilik konusunda danışmanla ya da terapistle karşılıklı iletişim, eğitim, beceri eğitimi gibi temel bileşenleri içerir.

Evlilik Öncesi Danışmanlık Ne Değildir

Evlilik öncesi danışmanlık, çifti oluşturan partnerlerden birinin problemli ya da hasta olarak tanımlandığı ve onun problemlerinin çözüldüğü bireysel bir terapi değildir. Evlilik öncesi danışmanlıkta konular ve sorunlar ele alınır ancak evlilik danışmanı bir kişinin problem olarak görülmesi şeklindeki yanlı, taraflı yaklaşımı kabul etmez.

Konu, çiftin evliliğe hazırlanırken ilişkisinde problem yaratan ya da yaratma ihtimali bulunan durumların ve çift ilişkisinin iyileştirilmesidir. Partnerlerden birinin ya da iki partnerin karşılıklı olarak suçlamaları, çift ilişkisinde gelişimin durmasına, bazen de gerilemesine neden olur. Bu tür yaklaşımlar, suçlama, yadırgama ve ayıplama evlilik öncesi danışmanlıkta kesinlikle yer almaz. Evlilik danışmanı, bu tür zararlı davranışlarda bulunmama konusunda özenli davranmalıdır. Aksi halde, çiftin başvuru amacına ulaşılması zorlaşır, çiftin sorunlarının çözülmesi yerine, mevcut sorunlara yeni sorunlar eklenmesine yol açabilir.

Evlilik Öncesi Danışmanlığın Amacı Nedir

Evlilik öncesi danışmanlık içeriğinde önemli bazı amaçlara sahiptir. Başlangıçtan itibaren (tanışma aşamasından itibaren)  danışman ve çift arasında karşılıklı olarak dengeli ve güvene dayalı bir ilişkinin kurulması önemli bir amaçtır.

Sürecin ikinci aşamasında sağlıklı çift ilişkisinin temel özelliklerinin öne çıkarıldığı ilişki eğitimi yer alır.

Bu eğitimde partnerler kendileriyle ilgili, aralarında kurdukları ilişkileriyle ilgili ve temel çift ilişkisinin bir üst aşaması olan evlilik ilişkisi hakkında düşüncelerini ve fikirlerini daha evrensel ve gerçekçi fikirlerle karşılaştırma olanağı bulurlar. Örneğin, “Erkek eşine karşı mesafeli ve uzak durmalı” düşüncesine sahip bir erkek partner bu düşüncesini, daha gerçekçi olan ve çift ilişkisinin doğasına daha uygun olan “Erkek eşine karşı samimi ve yakın olmalı” düşüncesiyle karşılaştırır. Önyargılar nedeniyle ve gerçekdışı varsayımlar sebebiyle çift ilişkisinde ortaya çıkan sorunlarda bu önyargıların ve gerçekdışı varsayımların rolü netleştirilir.

Evlilik öncesi danışmanlıkta önyargılar ve gerçek  dışı varsayımlar beraber gözden geçirilir, yargılama, ayıplama ve yadırgama olmadan değerlendirilir. Eğer bu aşama gerçekleştirilebilirse, önyargı ve gerçek dışı varsayımların “mutlak doğru” olmadıkları ve sorgulanabilir fikirler oldukları fark edilir.

Evlilik Öncesi Danışmanlık

Kadına ve Erkeğe Dair Önyargılar Eşleri Birbirinden Uzaklaştırıyor

Çoğu insan, kadına ya da erkeğe dair önyargıları nedeniyle çift ve evlilik ilişkisinde uzak ve mesafeli bir konumda olmayı tercih eder. Bu tercihin kişiye özel ve kendi içinde mantıklı bir açıklaması bulunsa da, aslında bu tür bir konum çift ilişkisine zarar verir ve çifti oluşturan partnerlerin önemli ihtiyaçlarının giderilmesini engeller. Bu engelin kaldırılması da, daha önce ifade ettiğimiz gibi, bu önyargıların gözden geçirilmesi ve bir nevi güncellenmesi, bazı durumlarda ise daha gerçekçi beklentilerle değiştirilmesiyle mümkün olmaktadır.

Evlilik öncesi danışmanlık çalışmalarının amaçlarından bir diğeri de, ilişkisel beklentilerin gözden geçirilmesidir. Beklentiler bazı durumlarda aşırı olumsuz, bazı durumlarda ise aşırı olumlu olabilmektedir. Örneğin, bir çift yeni evlenmeyi düşünürken kadın “Evleniyoruz ama eşim bana aşık değil. Bana aşık olmadığı için beni aldatma ihtimali yüksektir” düşüncesiyle, sık sık aldatılma senaryosu üzerine endişelenebilir. Bu tür durumların ortaya çıkma ihtimali yaratan koşulların ne olduğu, beklentinin ortaya çıkmasında nelerin belirleyici olduğu üzerine çiftle çalışılır. Aldatılma düşüncesini ve bu düşüncenin yarattığı endişe ve kaygıları nelerin tetiklediği üzerinde durularak daha gerçekçi bir beklentiye sahip olunması için yardımcı olunur.

Aşırı Olumlu Beklentiler Gerçek Dışıdır

Bazı durumlarda ise aşırı olumlu beklentilerle hareket edildiği görülür. Aslında karşılaşılabilecek olan durumlar, gerçekte çiftin beklentisinden çok daha olumsuz olabilecekken, çiftin ya da partnerlerden birinin beklentisi son derece olumlu ve iyimserdir. Örneğin, nişanlılık döneminde ortaya çıkmış olan bir alkol bağımlığı ya da aldatma durumu üzerine “evlendiğimizde bu sorun kendiliğinden çözülür” şeklinde düşünmek aşırı olumlu bir beklentidir. Bazı sorunlar kendiliğinden düzelebilme özelliğine sahip olsa da, alkolizm tıbbi tedavi dışında tedavinin mümkün olmadığı bir durumdur.

Madde bağımlılıklarının önemli bir kısmında yatarak ve psikiyatri uzmanları tarafından verilen ilaç tedavileri etkili olmaktadır. Alkol bağımlılığının evlenme sonrası kendiliğinden geçmesi aşırı iyimser ve gerçekdışı bir beklentidir. Aynı şekilde, aldatma / sadakatsizlik de, bunu yapan kişide ciddi bir bağlanma sorunu bulunduğunun önemli bir kanıtıdır. Bağlanma sorunu olan bir partner evlendiğinde bu durum kendiliğinden düzelmez. Bu nedenle, “Nişanlıyken ya da sevgiliyken beni aldattı ama evlenince kesinlikle aldatmaz” beklentisi aşırı olumlu bir beklenti olup, gerçekdışıdır ve ele alınması gereken bir düşünme biçimidir.

Mutlu Çift Olmak

Evlilik öncesi danışmanlık çalışmalarında yer alan amaçlardan en sonuncusu, ele aldığımız diğer amaçlarla birlikte ilişkinin “mutlu çift ilişkisi” haline dönüşmesini sağlamaktır. İnsan yaşamında ve gelişiminde her zaman kolaydan zora doğru giden bir süreç görürüz. Yeni doğan bir insan önce hareketsizdir. Ardından emeklemeye başlar, daha sonra ayakta durmayı öğrenir. Bir süre sonra yürür ve ardından da koşmaya ve gitmek istediği yöne doğru hareket etmeye başlar.

Aynı bir insanın gelişiminin doğumdan başlayan gelişim süreci gibi, ilişkiler de benzer bir gelişim sürecine sahiptir. Önce iki insan birbirini tanır, zamanla birbirinin olumlu ve olumsuz yanlarını keşfetmeye başlar, bunlara tepki verir, birbirleriyle iletişim kurar, ve birbirini sever. Çift ilişkisi gelişimini duygular olmadan sürdüremez. Duygular önemlidir çünkü bir çiftin arasındaki bağı o duygular oluşturur. İnsanları bir arada tutan şey sevgi ya da aşk değil, aralarındaki duygusal bağdır. Evlilik öncesi danışmanlık, bu duygu bağlarının oluşması ve güçlenmesi amacıyla hareket eder. Çift arasında oluşan duygusal bağ önemlidir çünkü “mutlu çift ilişkisi” ve “mutlu evlilik” bu bağın gücüne ve derinliğine bağlı olarak ortaya çıkar. Duygusal bağ güçsüz ve zayıfsa, aradaki ilişki yüzeysel ve kopuk bir çift ve evlilik ilişkisi şeklinde oluşur.

Evlilik Öncesi Danışmanlıkta Ne Yapılır?

Evlilik öncesi danışmanlık, tanışmayla başlar. Tanışma aşamasında, güvene ve samimiyete dayanan bir ilişkiyi evlilik danışmanı çiftle kurar. Çalışmanın temelinde çok önemli bir role sahip olan bu ilişkiye zarar veren ayıplama, suçlama, yargılama gibi davranışlardan uzak durulması önemlidir. Evlilik danışmanı da bu konuda çifte model olur.

Tanışma aşamasında samimiyete ve güvene dayalı sağlıklı bir ilişki kurulduktan sonra, çiftin ilişkisinde ortaya çıkan ya da ortaya çıkma ihtimali olduğu bildirilen durumlar, fikir ve beklentiler belirginleştirilir. Bunlar arasında önemli olanlar öne çıkarılır ve bunlar üzerinde çalışmalar yapılır.

Sorunlar ve Sorun Olmaya Aday Durumlar

Çift ilişkisinde ortaya çıkan ya da ortaya çıkma ihtimali bulunan sorunlar, partnerlerden birinde rahatsızlık yaratan tutum, davranış ve beklentiler, gerçekdışı fikirler üzerinde çalışılır. Her iki partnerin de üzerinde uzlaştığı, çift ilişkisinin mutlu çift ilişkisi yolunda ilerlemesi için önemli hedefler belirlenir ve bunlara ulaşmak için gerekli çalışmalar yapılır.

“Nişanlıma ya da sevgilime bir düşüncemi söylediğimde onun beni anladığını ve düşüncelerimi önemsediğini hissetmek istiyorum” şeklinde ifade edilen bir hedef önemlidir ve bu hedefe evlenmeyi düşünen çok sayıda çiftin ulaşmayı istediğini biliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için buradaki nişanlının ulaşılabilir, kendisine söylenen düşüncenin ne olduğunu anlayan ve içeriği ne olursa olsun önemseyen bir nişanlı olması için çiftin gitmesi gereken yol gösterilir. Bu yol gösterme, çift ilişkisinin temel iletişim biçimlerinin ele alınması ve daha fazla hisseden, daha dikkatli dinleyen ve bunları dinleyip anladığını daha aktif ifade eden bir iletişim modeliyle sağlandığı gerçeğinden hareketle çifte yardımcı olunur.

Evlilik öncesi danışmanlıkta özellikle daha iyi bir dinleyici olmak, sözleri sadece duymak ve duyduğumuz sözlere uygun cevaplar üretmek yerine “anlamak”, “hissetmek” ve “hissettiğimizi eşimize yansıtmak”, yani empati yer alır. Empati, yapamayan bir insan için zordur. Empati, çiftlerin birbirlerine bağlanması için gereklidir ve “hadi empati yap” dendiğinde yapılabilen bir şey de değildir. Empati yapmak, öncesinde atılması gereken adımlar atılarak temel beceriler geliştirilip model olunması yoluyla belli ölçü ve sınırlar dahilinde geliştirilebilir.

Evlilik Öncesi Danışmanlık

Evlilik Öncesi Danışmanlık Konuları

Evlilik öncesi danışmanlıkta aşağıda belirttiğimiz konularla birlikte, çift tarafından bildirilen konular, ya da partnerler açısından sorun yaratma potansiyeli bulunan durumlar çalışılır:

Çift ilişkisinde eşten ve evlilikten beklentiler,

Aile ve akrabalarla ilişkiler,

İş yaşamı ve ekonomik geçim konuları,

Ortaya çıkabilecek problemlerin karşılıklı olarak ele alınarak çift tarafından çözümler üretilmesi,

Cinsellik,

Birlikte geçirilecek zamanın planlanması,

Ev ortamında görev ve sorumlulukların paylaşımı.

Farklı Fikirler Her Zaman Zenginlik midir?

Evlilik konusunda ve yaşama dair onlarca konuda kadınların ve erkeklerin fikirlerinin farklılaştığını görüyoruz. Aynı konuda hemfikir olmalarını beklediğimiz bir konuda çok farklı düşünebiliyorlar. Farklı düşünebilmeleri ve birbirlerinin farklı düşüncelerine saygı göstermeleri, ilişkilerine anlam katar ve aralarındaki bağı güçlendirir.

Farklı düşünmenin bir zenginlik olarak görülemeyeceği durumlar da var. Bu durumlara bir örnek sunabiliriz. Birkaç yıl önce bana gönderilen bir mektubu -kısaltarak- buraya alıyorum. Farklı düşünmek insani değerlere, hak ve hukuka aykırı olduğunda ortaya çıkan şey ne yazık ki bir facia oluyor…

Biten Evlilik

“Serhat hocam merhaba. Ben 33 yaşında evli ve üniversite mezunu bir kadınım. Eşim de ben de 2. evliliğimizi yaptık. Önceki eşim fiziksel şiddet uygulayan bir adamdı ve bana zarar veriyordu. Bana yaptığı tüm şiddeti ve işkenceyi belgelediğim için hapis cezası aldı. Bu kararı veren mahkemeden Allah razı olsun.

İlk evliliğimin yaralarını sarmam uzun zaman aldı. Bir gün, benimle aynı iş yerinde çalışan ve beni çok sevdiğini söyleyen bir adamın (şimdiki eşimin) evlenme teklifini kabul ettim ve yeniden dünya evine girdim.

Ben bu kez yaralarım sarılacak ve ben de mutlu bir kadın olacağım diye sevinirken, evlendiğim adamın yaralarımı sarmadığını, bununla uğraşmadığını gördüm. Neyle uğraştığını inanın bilmiyorum. Eskiden çok merak ediyordum, içimde bir yandan bir merak bir yandan da içimi kemiren bir şüphe vardı : “Acaba başka bir kadın mı var?”.

Zamanla merakım da, şüphem de geçti. Şu an içimde hissettiğim sadece bıkkınlık ve usanmışlık. Bıktığım ve usandığım şey, eşimin yaşam şekli. Şöyle anlatırsam daha net olur sanıyorum: Eşimle birlikte eve girdiğimizde kendisiyle hiç konuşmuyoruz. Hiçbir şey yapmadan doğrudan kendi odasına geçiyor. Bende salona geçiyorum. Bazen onun odasına gittiğimde sinirlenip beni kovuyor. “Bir daha odama gelme!” diyor, bağırıyor. Hiç sohbet etmiyoruz. Aramızda hiçbir paylaşım yok. Cinsel yaşamımız da yok. Ben böyle bir evlilik nasıl olur anlayamıyorum. Evli çiftler birbiriyle konuşmaz mı? Bir cinsel hayatı olmaz mı?

Biz uzun süredir birbirimizden kopuk bir halde aynı evde yaşamaya çalışırken geçenlerde isyan ettim ve ona bu şekilde yaşamamızın normal olmadığını anlatmaya çalıştım. Bana döndü ve “Sana bir şans daha tanıyorum” dedi. O mu bana şans tanıyor, ben mi ona değişmesi için zaman tanıyorum artık inanın anlamakta güçlük çekiyorum”

“Çaresiz Kalıyorum”

“Beni isyan ettiren bu durumu çözelim istiyorum ona da yanaşmıyor. “Gel bir psikoloğa gidelim durumumuzu anlatalım” dediğimde bana her defasında “Ben gelmem. Ben deli değilim. Sen delisin. Sen git” cevabını veriyor. Bu cevap beni öfkelendirse de elimden hiçbir şey gelmiyor, çok çaresiz kalıyorum.

Birbirimizin varlığına öyle yabancılaşmış ve yalnızlığa öyle alışmışız ki, eşim mutfakta kendine yiyecek bir şeyler hazırlarken ben mutfağın önünden geçsem irkiliyor ve ürküyor. Ben onun evde olduğunu biliyorum ve onun gelip geçmesinden ürküp korkmuyorum.

Eşimin önemli bir problemi olduğunu düşünüyorum ve bunu artık kabul ediyorum. Problemi önemli olmalı çünkü bizim çift olmamızı da aile olmamızı da engelliyor. Ben onun bu probleminin ne olduğunu artık merak etmiyorum hocam. Bana yaptığı şeyin duygusal ihmal olduğundan eminim ve ben duygusal ihmali hak etmediğimi düşünüyorum. Ondan boşanıp kendime hak ettiğim gibi, hayal ettiğim gibi bir yaşam kurmayı istiyorum Allah nasip ederse “.

Evlilik öncesi danışmanlık çiftin birbirini tanımasına yardımcı olur. Genellikle yukarıda ele aldığımız mektupta gördüğümüz duygusal açıdan ihmalkar davranan erkek karşılaştığımız bir tiptir ancak buradaki tuhaf davranışlar (eşi mutfağın önünden geçerken ürkmesi ve çiftin ilişkisinde birbirinden tümüyle kopuk davranışlar) erkeğin bireysel bir problemi olduğunu düşündürüyor.

“Ben gelmem. Ben deli değilim. Sen delisin. Sen Git” Diyen Erkek ve Kadınlar

Şunu ifade etmekte fayda var ki, bu mektupta anlatılan erkek hiçbir zaman evlilik öncesi danışmanlığa katılmaz. 14 yıllık mesleki tecrübeme göre bu mektupta anlatılan erkek “Ben gelmem. Sen git. Ben deli değilim. Sen delisin” dediği için bir psikologla ya da evlilik danışmanıyla çalışmayı kabul etmez. Bu yapıdaki insanlar bazen de sanki çalışmayı kabul etmiş ve sorunları düzeltmek ister gibi görünürler ancak bireysel problemleri her defasında ağır basar ve sorumsuz ve ihmalkar eş davranışlarını sürdürürler.

Bu soruyu aslında birçok durum için sorabilirsiniz ve her birine “Hayır” cevabı en uygun cevap olacaktır. “Bu yapıdaki bir insanla geçinilebilir mi?”, “Bu yapıdaki bir insanla duygusal bağ kurulabilir mi?”, “Bu yapıdaki bir insanla derinden bağlanılabilir mi?”, “Bu yapıdaki bir insan eşini ve çocuklarını düşünen bir baba olabilir mi?”, “Bu yapıdaki bir insanla yaşanan hayat keyif verir mi?”, “Bu yapıdaki bir insan eşinin zor zamanlarında yanında olup ona destek olur mu?”, “Bu yapıdaki bir insanla hayat çekilir mi?”. Bu soruların tümüne verilebilecek en doğru cevap “Hayır” dır.

Evlilik Öncesi Danışmanlıkta Ne Yapılmaz?

Evlilik öncesi danışmanlık çalışmaları sırasında yargılama, suçlama ve yadırgama asla yapılmaz. Bu davranışlar ilişkileri bozucu etkiye sahiptir. Evlilik öncesi danışmanlıkta taraf tutulmaz. Partnerlerden birine yakın ve diğerine uzak durmak yerine iki partnere de eşit mesafede durma ilkesine özen gösterilir. Çalışmaların sağlıklı bir biçimde ilerlemesi açısından bu özenli yaklaşım önemlidir.

İlişkilerini bir adım öteye taşıyıp evlenmeyi planlayan çiftlerin kendileri ve evlilikleri ile ilgili verdikleri kararlar ısrarla veya üstelemeyle değiştirilmeye çalışılmaz. Örneğin, bir çift ayrılma kararı aldığında danışman kendi düşüncesini “Bence…” şeklinde ifade edebilse de, çiftin kararları yerine kendi kararlarının uygulanması yönünde herhangi bir zorlama ya da baskı yapamaz.

Evlilik öncesi danışmanlığın belli noktalarında çiftlerden gelen sorulara cevap verilse ve çiftle konuşulsa da, bu çalışma sadece sohbetten oluşan ve çiftin ilişkisi üzerine sohbet etmekten çok daha anlamlı ve yapılandırılmış bir çalışmadır.

Evlilik Öncesi Danışmanlık Çalışmaları Her Zaman Çiftlerle mi Yapılır?

Evlilik öncesi danışmanlık çalışmalarına genellikle her iki partner (eş adayı, sevgili ya da nişanlı) beraber katılırlar ve tüm çalışmalar çiftle beraber yapılır. Sorunların ve olumsuz duygular hissettiren durumların tanınması, karşı tarafa aktarılması ve ondan geri bildirim sağlanması için çiftin gelmesi ve katılması zorunludur.

Bazı çiftlerde ise sorun daha bireyseldir ve çift halinde gelmek gerekmeyebilir. Örnek olarak bu yazıda daha detaylı olarak da ele almak istediğimiz “Evlilik Sendromu” ya da “Evlilik Stresi” durumları verilebilir. Evlenmek isteyen bir kişi, partneri evliliğe hazır (olumlu davranışlar gösteren, anlayışlı ve güvenli bağlanabilen bir partner) olmasına karşın evlilik stresi yaşıyor olabilir. Evlilik stresinin olumsuz etkisi sonucu kendi kendisine “Ben evliliğe hazır değilim!” diyor olabilir. Bu durumda, bu partnerle bireysel olarak bir değerlendirme ve çalışma yapılması uygun olur. Bu, daha çok bireysel psikolojik danışmanlık çalışması gibi gerçekleştirilir. Birey odaklı olarak başlar, ve ilişkisel alanla devam eder. Bu çalışma ağırlıklı olarak bireysel olsa da, uygun bir noktada partneri de evlilik öncesi danışmanlığa dahil edilebilir.

Evlilik Öncesi Danışmanlık Gerçekten Yararlı mı?

Evlilik öncesi danışmanlığın yararlı olması,  en başta ve özellikle partnerlerin (sözlü, nişanlı ya da sevgililerin) beklentilerine ve gönüllü olarak bu çalışmaya katılmasına bağlıdır. Buna göre, eğer beklenti “Nişanlımı daha iyi tanımak istiyorum” ya da “Bir konuda uyuşmazlık yaşıyoruz. Bu konudaki uyuşmazlığımızı çözelim” ise kesinlikle bu çalışma yararlı olacaktır. Her iki partner gönüllü olarak ve iyi bir niyetle bu çalışmaya katıldığında bu çalışma amacına ulaşacaktır.

Evlilik Öncesi Danışmanlığın Kesinlikle Yararlı Olmayacağı Durumlar Nelerdir?

1 Danışmanlığa gitme konusunda isteksiz ve gönülsüz olma durumu.

Eğer ki “Nişanlım tutturmuş bir evlilik öncesi danışmanlığı. Şimdi gitmesek olmaz. Ben bu tür şeylere hiç inanmam ama öylesine bir gidelim bakalım” diyorsanız evlilik öncesi danışmanlık size ve nişanlınıza hiçbir yarar sağlamayacaktır. Bir insandan yardım almaya ve onun yetiştiği, uzmanı olduğu alanla ilgili ona danışmanın yararlı olacağına inanmıyorsanız bu tür danışmanlık çalışmalarına katılmayın. Bu tür çalışmalar, faydalı olacağını düşünen insanlar içindir. Yarar beklemeyen yarar görmez. Sırf nişanlınızın gönlü olsun diye çalışmaya katılmayın, gerçekten de yarar görmezsiniz, boşuna zaman ve para harcamış olursunuz.

2 “Siz Daha İyi Bilirsiniz Hocam” Deyip Kendi Bildiğini Okumaya Devam Edenler

Evlilik öncesi danışmanlık çalışmalarına katılan nişanlı, sözlü ve sevgililerden bazıları sadece danışmaya gelir. Uzlaşamadıkları konuda “Bu konuda birbirinize zorlama yapmanız, birbirinizin sınırlarını ihlal etmenizdir. Birbirinizin sınırlarını ihlal etmeyin, tam tersine, birbirinizin sınırlarını korumaya gayret edin” cevabını alırlar. Bu, gerçekçi olan ve çift ilişkisinde önemli bir noktanın vurgulanmasıdır. Bu cevabı alan çiftlerden bazıları gerçekten de uzman görüşüne değer verir ve karşılıklı zorlamayı ve sınır ihlalini ya da ihlal girişimlerini durdurur. Hemen durduramasalar da en azından buna gayret ettiklerini görürüz. Bu olumlu ve umut veren bir gayrettir. Bazı çiftler ise sorularını sorar, uzman cevabını alır ve kendi bildiği yoldan gitmeye devam eder. Sınır ihlaline, sevgiliyi belli bir konuda zorlamaya, köşeye sıkıştırmaya devam eden ve bu davranışlarını değiştirmeyi hiç düşünmeyen kişiler kesin olarak ifade etmeliyiz ki evlilik öncesi danışmanlık çalışmalarından yarar görmezler.

Evlilik Öncesi Danışmanlıktan Ne Alabilirim?

Öncelikle çifti oluşturan partnerlerin danışmanlıktan beklentilerinin netleştirilmesiyle, ikinci olarak da çiftin arasında ortaya çıkan ve ilişkiye zarar veren problemler (varsa) öne çıkarıldığında alabileceğiniz sonuç da netleşir. Çift ilişkilerinde iletişim kanallarının (hem mesajları gönderme kanalı, hem de eşten mesaj alma kanalı) açık olması, ilişkinin işlevsel ve ihtiyaçları gideren bir çift ilişkisi olmasında son derce önemlidir. “Biz zaten iletişim kuruyoruz” diyen çiftlerden herhangi bir konuda yaşadıkları bir tartışmayı yeniden canlandırmalarını istediğimizde görürüz ki kesinlikle aralarında gerçekleşen şey iletişim değildir. Karşılıklı olarak bir şeyler söyleniyordur, ama bu iletişim değildir. Öncelikli olarak neredeyse tüm ilişki, çift ve evlilik teorileri iletişime önem verir. Bazen “Biz zaten iletişim kuruyoruz” ya da “Biz birbirimizi 10 senedir tanıyoruz, yeni tanışmadık ki. İletişim kurmayı bilmesek 1o yıldır bir arada olmazdık herhalde” diyen insanlara gerçekte hiç iletişim kurmadıklarını gösterebildiğinizde ihtiyaç duydukları şeyin gerçek bir iletişim olduğunu fark ederler.

Evlenmeyi planlayan nişanlı ve sözlülerin beklentileri bazen anne baba ve akrabalarının planlarıyla çatışır. Anne baba ve akrabaların kendi planları varsa ve eğer evlenmek üzere olan çifte maddi destek de sağlıyorlarsa, “Bizim planımız uygulansın” diyebilirler. Örneğin, yeni kurulacak olan evin mobilyalarını alan bir baba mobilyaları kendi zevkine göre seçer. Ya da kendi alım gücü ve zevkine göre mobilya alır. Eşyalar konusunda, desteği veren kişinin seçim yapması yeni evli çiftin arasında gerginliğe sebep olabilen bir durumdur. Bunlar da yine evlilik öncesinde yapılan çalışmalarda ele alınarak evlilik öncesinde başaçıkmayı ve problem çözmeyi geliştirdiğimiz durumlardan bazılarıdır.

Klinik Psikolog Serhat Damar

İlk yorum yazan siz olun

Cevap Yazın

Eposta adresiniz görünmeyecektir


*