Dindar Psikolog ve İslami Bilgi: Psikoloğun Dini Bilgisi Neden Önemli?

Psikolog, dindar psikolog ve İslami psikolog kavramlarını açıklayalım. Psikolog, üniversitelerin 4 yıl eğitim veren ve genellikle de Fen-Edebiyat Fakültelerine bağı olarak işleyen Psikoloji bölümü mezunu olan kişilerdir. Psikolog ünvanına sahip meslek çalışanları, psikolojik yardım hizmeti verirler. Psikoloji bölümünde çok farklı uzmanlık dalları bulunur.

Klinik psikolog, yüksek lisans eğitimi almış ve klinik psikoloji alanında uzmanlaşmış, psikolojik yardım konusunda daha ileri düzeyde bilgi ve pratik deneyim sahibi uzman psikologlara verilen ünvandır. “Uzman Psikolog” ünvanı ise daha genel bir ünvandır. Sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi, eğitim psikolojisi alanında uzmanlık yapan psikologlar da uzman psikolog ünvanı almaya hak kazanırlar. Psikolojik yardım, psikolojik danışmanlık ve psikoterapi alanında deneyim ve bilgi sahibi olan psikologlar “Klinik Psikolog” ünvanı almaya hak kazanmış olan psikologlardır.

muhafazakar psikolog
Psikoloğun İslami bilgisi neden önemli?

Dindar, Muhafazakar ve İslami Psikolog

Dindar kelimesi iki farklı dilden gelen iki kelimenin, Arapça “din” kelimesi ile Farsça “dar” kelimesinin bileşimiyle oluşmuş ve Türkçemize geçmiş bir kelimedir. Dindar, dinin gereğini kabullenmiş ve bir dine mensup olan kişidir. Belli bir dinin gereğini kabul etmiş olan kişi, “dinsizlik” ile “dindarlık” şeklinde karşısında duran iki durum arasında kesin bir seçim yapmıştır. Dindar ya da muhafazakar insanlar yalnızca bu seçimleri sebebiyle dahi dindar olarak kabul edilebilirler.

Dindar psikolog (muhafazakar psikolog), kabul ettiği dinin gereğini kabullenmiş olan ve doğru bildiği dine mensup psikologdur. Dinsiz olma ya da ateist olma durumunu kabul etmeyen, ve kendisine yol olarak belli bir dini seçmiş bir kimsedir ve psikolojik yardım hizmeti verir.

İstanbul’da farklı dinlere mensup, farklı dini cemaatlere mensup olarak psikolojik destek sunan psikologlar bulunabilmektedir. Musevilik dinini kabul eden ve dindar psikolog da, Hristiyanlık inancını benimsemiş olan dindar psikolog da bulunabilir. İstanbul, tarihi açısından farklı dinlere ve kültürlere ev sahibi olmuş köklü geleneklere sahip büyük bir şehirdir.

İslami Psikolog Herhangi Bir Dini ya Ateizmi Değil, İslam’ı Kabul Eder

Dindar ya da muhafazakar psikolog kavramları, Türkiye geneli göz önünde bulundurularak ele alındığında, bu kavramlar İslami psikolog kavramını işaret eder. İslami psikolog kavramı ise, herhangi bir dini yana dinsel fikri değil, doğrudan İslam dinini kabul etmiş, benimsemiş ve İslam inancına mensup olan psikoloğu anlatmaktadır.

Dindar psikolog, yukarıda ele aldığım özelliklere sahip olan bir psikolojik yardım uzmanıdır.

Dinin ve dini inancın insanlara psikolojik destek sunarken nerede durması gerektiği hakkında birbirinden farklı 3 görüş bulunmaktadır. Bu görüşleri ayrı ayrı ele alalım:

1. “Psikolog Dinsiz Olmalı” Görüşü

Bu görüşe göre, psikolog kesinlikle din ile arasına mesafe koymalıdır. Dindar psikolog olamaz. Dine dair olan konular ve dinin önemsediği ya da değerli saydığı konulara hiçbir şekilde değinilmemelidir. Bu görüş, dinsiz ya da ateist psikologların benimsemeyi tercih ettikleri görüştür. Kendileri dini gereksiz buldukları için, din üzerinde konuşulması da onlara göre gereksizdir. Bir danışan dini bir inancından bahsettiğinde konuyu açmak yerine ya yüzeysel olarak geçilir ya da kapatılır.

Ateist bir psikolog kendisi dine inanmadığı için, danışanının kendisine getirdiği ve dini inancı ile alakalı bir sorun üzerinde durmayı gereksiz görebilir. Bir yandan gereksiz gördüğü için, diğer taraftan da dini kavramlar konusunda bilgisiz olduğu için din konusunda konuşmaktan kaçınma çabası içine girebilir. Aslında o noktada din konusunu konuşabilse danışanını daha iyi anlamasına yardımcı olabilecek bir noktayı atlama olasılığı yüksektir.

görüş, yani “Psikolog Dinsiz Olmalı” görüşü şüphesiz eksik ve menfi bir görüştür. Bu görüşe sahip bir psikoloğun kendisinden yardım almaya gelen ve bir dine inanan bir insana yardım edebilmesi ateist ön yargı ve ön kabulleri nedeniyle zor olabilecektir.

Düşünün ki, muhafazakar bir danışan kendi hayatında ortaya çıkan bir durumu anlatıyor, yaşadığı zorlanmayla ilgili dini inançlarını da dile getiriyor. Psikolog dini inancı ve bilgisi olmadığı için danışanın anlattıklarını en iyi ihtimalle eksik anlar. Daha kötü bir ihtimalle belki de hiç anlayamaz. Bir örnek üzerinden gidersek daha da netleştirmiş oluruz.

Bir Duygu Yükünün Dinsel Karşılığı

Danışan eşini aldatıyor ve bundan suçluluk duyuyor ve bununla ilgili dini inançlarında bunun “Zina” olduğunu ifade ediyor. Suçluluğunu ve hissettiği utancı psikoloğuna anlatırken bunu dini inancının ifadesi olan “Zina” kavramıyla da anlatıyor. Bunu anlatırken psikolog, danışanının yaptığı şeyin zina olmadığına ve sadece “Evlilik dışı bir ilişki” olduğuna inanırsa ne olur? Danışanının suçluluk ve utanç duygusuyla beraber hissettiği “günah işleme” ve “günahkar olma” halini anlaması imkansız olur. Bu nedenle de danışanının içinde bulunduğu sıkıntının dinsel yönünü, hem de önemli bir yönünü anlamadan geçip gitme riski yüksek olacaktır.

Bir yandan dindar insanın, inançları olan insanın anlaşılması zorlaşırken, bir yandan da danışanın “Psikolog beni ve içinde bulunduğum durumu gerçekten anlıyor” demesi de zorlaşır.

Bunlarla birlikte aslında herhangi bir dini inancı olmayan bir psikolog, dine ve dini inanca bakış yönüyle de, dindar ve muhafazakar insana bakış yönüyle de yadırgayıcı olabilir. Dinsiz ya da ateist her psikolog böyledir diyemeyiz elbette. Dinsiz ya da ateist olup dindar ve muhafazakar insanları çok iyi anlayan, onlarla empati yapabilen psikologlar da mutlaka vardır. Din kavramına inanan ve bunun ne anlama geldiğini bilen bir psikoloğun danışanını hem anlama hem de empati yönünden bir adım önde olacağı kanaatindeyim. Bu benim düşüncemdir ve elbette bu düşünceme itiraz edilebilir.

2. “Psikolog Dinsiz de Dindar da Olabilir Ama Dini Konularda Bilgi Sahibi Olmalı” Görüşü

Bu da farklı bir görüştür ve ister dinsiz olsun ister dindar, psikologların dini konularda bilgi sahibi olmalarının gerekli olduğunu savunur. Bu görüş ilk görüşe benzer olsa da, ilk görüşteki ateist yaklaşımdan farklıdır. Ateist yaklaşımda psikoloğun dinsiz olması gerekli görülürken, bu yaklaşım psikoloğa böyle bir zorunluluk getirmez. Psikoloğun dini konularda bilgi sahibi olması gerektiğini kabul etmesi yönüyle, din bilgisine sahip olmayı zorunlu bir ön koşul olarak kabul eder. Esasen 1. görüşe göre daha vicdanlı, daha insani ve evrensel bir görüştür.

3. “Psikolog Dindar Olmalı” Görüşü

“Karşılaştığı danışanın dini inancı ne olursa olsun en iyi yardımı dindar psikolog sağlar” şeklinde bir düşünceyle de karşılaşırız. Bu düşünceye göre en iyi ve en yararlı insan inançlı insandır. Bundan dolayı en iyi psikolog da muhafazakar psikolog ya da İslami psikolog olabilir. Bu görüş, psikolojik yardımla ulaşılması istenen hedefe ancak ve ancak müsbet psikolog yaklaşımı diye tabir edilen ve dini boyutu da bulunan bir yaklaşımla ulaşılabileceğini savunur.

Dindar psikolog çalışmaları sırasında muhafazakar danışanlarla çalışırken hiçbir zorlukla karşılaşmaz. Dini inançlar yönünden herhangi bir farklılık ya da uyumsuzluk bulunmadığı için, uyumlu bir çalışma gerçekleştirilir.

Dindar Psikolog Ateist Danışanını Yargılamamalı ve Ötekileştirmemeli

Muhafazakar psikolog, dini inancı bulunmayan insanlarla çalışırken eğer onların dini inançları yönünden yargılar ve ötekileştirirse, bu insanları ve sorunlarını anlaması zorlaşır. Din tamamen kişinin gönüllü olarak benimsediği bir yoldur. Psikolog, dine inanmayan ve dini kavramlara yabancı olan bir kişiye kendi inandığı dini değerleri kabul ettirme çabası içine girerse kişi psikolog desteği almaktan vazgeçer.

Ateist bir danışanın kabul ettiği dinsizlik inancını (ateizm de bir tür inançtır) psikolog yıkmaya çalıştığında, danışanın o psikoloğa güveni sarsılır. Kendi değerlerine aykırı bir inancı kabul etmeye zorlandığını hisseder ve psikolojik yardım almaktan vazgeçer. Bu anlamda, psikoloğun davranışları ve tutumları son derece önemlidir. Psikoloğa başvuran kişi dindar ya da dinsiz olsa da psikoloğun önceliği her zaman ve her defasında o insanın sıkıntısından kurtulması olmalıdır.

Bunu siyasi fikirler ve siyasi kişiler üzerine de genelleyebiliriz. Psikolog A partisini kendisine yakın hisseder, danışanı ise onun doğru olduğunu düşündüğü fikirlerin tam karşısında yer alan B partisinin politikalarını destekler. Psikoloğun “Ben A partisini savunuyorum o ise B partisini savunuyor. A partisini savunmayan insana asla yardımcı olmam” deme lüksü yoktur. Bunu diyen psikologlar çıkabilirse de, aslında bizim mesleğimiz siyaset üstü bir amaca hizmet eder. Amaç, insan yaşamını çekilmez hale getiren sorunlardan kurtulmasına yardım etmektir. Bu, aynen bir 112 Acil ekibinin kan kaybeden ve yardım edilmese can verecek olan bir insanı dili, dini, ırkı, mezhebinin ne olduğu fark etmeksizin kurtarmaya çalışmasındaki o vicdani sorumluluk gibidir. O vicdani sorumluluğu her insan yerine getirmeli ve dindar bir müslümanın da, bir hristiyanın da, bir ateistin de hayata tutunmasına yardım etmelidir. “O filanca milletten ya da dinden, bırak ölsün” demek hiç de insani değildir ve bizim mesleğimize aykırıdır.

İnançlı ve Dindar Psikolog Nasıl Olmalı?

İnançlı psikolog dinsiz, ateist ya da farklı bir dine inanan danışanları ile çalışırken doğru konumda olmaya gayret eder. Onların doğrularını benimsemez, kendi doğrularını benimsetme çabası içine de girmez. Psikolojik destek sunan uzman duruşuna sahip olma konusunda her zaman özenlidir.

İnançlı ve dindar psikolog, Allah rızası için insanlara yardım eli uzatır. Şefkatli ve kabul eden bir yaklaşımla insanlara saygıyla yaklaşır. Günlük yaşamda geçerli ve etkili olan dini kuralları bilir. Hem de günlük yaşamın döngüsünü bilen bir uzman olduğu için danışanlarını daha iyi hisseder ve daha derin empati yapar. Eğitimleri sırasında öğrendiği teknikleri ve bilimi insanların yararına olacak şekilde uygular. Kendi yaşamında kabul ettiği dini değerleri yaşar. Müsbet psikolog olma gayretindedir, yani pozitif, yararlı düşüncelere ve davranışlara sahip bir psikolog olarak yaşamını sürdürmeye gayret eder.

Psikoloğun Dini Bilgisi Neden Önemli?

Psikolog olarak 14 yıldır devam eden meslek yaşamımda bana sık sık sorular soruluyor.  Sıklıkla dini inançlarla ya da dini inançların günlük yaşamdaki uygulamalarıyla ilgili danışanlarımın sorularıyla karşılaşıyorum. İslami bilgiye sahip olmam, insanlarımızın nerede zorlandığını anlamama yardım ediyor. Yaşanan zorlanmanın dini ve manevi boyutu olarak neler yaşandığı ve neler hissedildiğini daha iyi anlayabiliyor, anlamlandırabiliyorum.

Bir danışanım bana Cuma namazını kılarken geçirdiği panik atakları nedeniyle yaklaşık 1 senedir Cuma namazına gidemediğini anlatmıştı. Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır, kaç rekatı sünnettir kaç rekatı farzdır? Bunların sırası nedir? Bu bilgiler temel bilgilerdir ve danışanıma yardımcı olabilmem açısından son derece önemli bilgilerdir. Danışanım Cuma namazı sırasında geçirdiği panik ataklarını anlatırken, ona bazı soruları sorabilmem için onun ne yaptığını önceden biliyor olmam gerekir.

“O sırada namazın hangi kısmını kılıyordun?” diye sorabilmem için örneğin… Cuma namazının ilk sünneti olan dört rekatını, ardından farzı olan iki rekatı ve son sünneti olan dört rekatını bilmem gerekmez mi? Namaz kılarken okunan sure ve duaları bilmezsem danışanıma nasıl yardımcı olabilirim? Bu bilgiler, danışanımın namazının hangi kısmında panik atak geçirdiğini anlamamda bana yardımcı olur.

Bu anlattığım durumu yaşayan danışanım, iki rekatlık farzın sonunda yer alan bekleme sırasında panik atağın bedensel belirtilerini hissetmeye başlıyordu. Bu gibi önemli detaylara, dini bilgiye sahip olmadan ulaşılabilir mi?

Klinik Psikolog Serhat Damar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*