Boşanma Kararı Almak İçin En Geçerli 6 Neden

Evliliklerin Bitmesine Neden Olan Gerçek Problemler

Boşanma, evli çiftlerin çözülemeyen sorunlar karşısında almak zorunda kalabildikleri zor bir karardır. Boşanma, yaşadıkları kronikleşmiş, çözülemeyen sorunlar nedeniyle ilişkileri bozulan çiftlerin mahkemeye yapmış oldukları başvuru neticesinde, yasalar önünde eşlerini kendileriyle birleştiren hukuki bağların ortadan kaldırılmasıdır. Bu yazımızda, boşanma kararı almak için en geçerli nedenleri açıklayacağız.

Boşanma Kararı Almak

Boşanma kısa ve basit bir kelime olsa da, boşanma kararı vermek, insanların zorlandığı ve eyleme geçme aşamasında duraksadığı bir durumdur. Çiftler sorunlarını çözme konusunda yetersiz kaldıklarında ya da bir tarafın istediği önemli bazı değişiklikler yerine getirilemediğinde son çözüm olarak boşanma düşünülmektedir. Peki boşanma kararı çabuk ve aceleyle verilebilir mi?

Boşanma kararı çabuk ve acele verilmemesi gereken bir karardır. Tam tersine sakin düşünülmeli ve hiç aceleye getirilmemelidir. Evlilikte bir çiftin karşılaşabildiği çoğu sorun evliliğin gündelik sorunları iken, bu yazıda ele alacağımız 6 neden ya da durum, boşanma düşüncesinin mantıklı olduğu durumlardır.

Toplumu oluşturan tüm insanların “Bunlar benim için boşanma nedenidir” diyebileceği kesin boşanma nedenleri olmasa da, 2002 yılından bugüne çiftlerle yaptığımız evlilik ve aile danışmanlığı çalışmalarından çıkarabileceğimiz ve çoğumuzun boşanma kararı almak için geçerli nedenler olarak kabul edebileceğimiz 6 neden var. Bu nedenleri hem listeleyelim, hem de kısaca açıklayalım:

boşanma kararı almak
Boşanma Kararı Almak

1.Sadakatsizlik Alışkanlığı

Sadakatsizlik ya da aldatma, istenmeyen bir durumdur ve yaşandığında bir çiftin ilişkisine büyük zararlar verir. Bazı çiftler, aldatma/aldatılma durumunda bununla başaçıkmayı başararak, evliliklerini daha da güçlendirerek yollarına devam ederler. Aldatma/aldatılmanın yaşandığı bazı evlilik ilişkilerinde ise, bu davranış sürekli tekrarlanır. Sadakatsizliğin ne zaman başladığı belli olmadığı gibi, ne zaman biteceği de belirsizdir. Hatta bazen hiç bitmez. Bazıları sadakatsizliği bir alışkanlığa dönüştürmüşlerdir. Bundan vazgeçmiş gibi görünseler de aslında vazgeçmeyi hiç düşünmezler. Bazı insanlar aldatmayı aldatma olarak görmez, bir hak olarak görürler. Bunu kendi hakkı olarak görenler, sadakatsizlik yapmayı sürdürürler. Aldatma için her defasında başka nedenler ileri sürülebilir. Sadakatsizliğe uğrayan insanlar kendilerini sorgularlar, ilişkilerinde neyin yanlış gittiğini sorgularlar. Bazen mantıklı ve gerçekçi sonuçlara ulaşırlar ancak bunların hiçbiri,  sadakatsizliği alışkanlık edinmiş bir eşin bu davranışını değiştirmeye yetmez. Sadakatsizlik alışkanlığı olan bir eşten boşanmak mantıklı bir karardır.

Gerçekçi düşündüğümüzde şu sonuca ulaşırız: “Aldatmak yanlıştır ve aldatma için gösterilen nedenlerin hiçbiri aldatmayı meşrulaştırmaz”. Sadakatsizlik hakkındaki yazım Aldatmak Nedir

boşanma kararı almak
Boşanma Kararı Almak

2.Eşler Arası Fiziksel Şiddet Alışkanlığı

Şiddet, eşlerin düzgün iletişim kuramadığı durumlarda ortaya çıkan ve ilişkiye zarar veren bir durumdur. Eşler arası şiddet, her iki eşin ve ilişkinin çok önemli bir sorunu olsa da, temelde şiddetin kaynağı olan eşin düzeltmesi gereken bir sorundur. Fiziksel şiddet uygulayan eş çoğunlukla erkek, nadiren de kadındır. Fiziksel şiddet en basit vurma eylemiyle başlar. Zarar vermeye, yaralamaya, daha sonraları sakat bırakmaya ve öldürmeye kadar gidebilen kötü bir yoldur. Bu kötü yola girilmemesi ve şiddet uygulayan eşin bundan pişmanlık duyması iyi bir şeydir. Davranışlarını değiştirmesi, öfke kontrolüyle ilgili profesyonel yardım alması gereklidir. Eşini şiddetle kontrol etmeye çalışmak yerine kendi kendini kontrol edebilmeyi öğrenmesi en sağlıklı yoldur.

Bizim önerimiz bunlar olmakla birlikte, bazen insanlar fiziksel ve sözel şiddeti haklı görebilmektedirler. Fiziksel şiddetin hiçbir haklı ve insani yanı yoktur. İnsan doğasına, insan haklarına ve insanlığın tüm değerlerine aykırıdır.

Eşlerin ya da eşlerden birinin sorunları çözmede kullanabildikleri tek yöntem şiddet olduğunda, hatta bu bir şiddet alışkanlığına dönüştüğünde, artık boşanma kararı mantıklı bir çözüm olarak düşünülmelidir.

boşanma kararı almak
Boşanma Kararı Almak

3.Eşler Arası Sözlü Şiddet Alışkanlığı

Sözlü şiddette kişi eşine hakaret eder, küfreder, onu aşağılayan lakaplar takar. Bu tür sözlü şiddet davranışlarıyla kişi eşine son derece olumsuz duygular yaşatır. Hakaret edilen, küfredilen ve aşağılanan bir insan kendisini kötü hisseder, zamanla kendine güvenini kaybeder. Gördüğü sözel şiddet nedeniyle psikolojik olarak rahatsızlanabilir, çok ciddi ruhsal sorunlar yaşayabilir. Sözlü şiddete maruz kalan çocuklar da bundan zarar görür ve muhtemelen çocuklar da zaman zaman sözel şiddete maruz kalırlar. Bu nedenle, sözel şiddet bağımlısı bir eşten uzak olmak, onunla aynı evde oturmaktan çok daha sağlıklıdır. Sözlü şiddet uygulayan, hakaret eden, küfreden, aşağılayan ve bu davranışlarının yanlış olduğunu anlamayan ve bu davranışlarını değiştirmeyen bir eşten boşanmak mantıklı bir karar olacaktır.

4.Para Kaybetme Alışkanlığı

Kadınlar alışverişi severler ancak büyük çoğunluğu hesap yaparak, ay sonunu düşünerek harcama yaparlar. Aile bütçesini ve ekonomisini sarsacak alışverişlerden kaçınırlar. Ailenin parasını dikkatli harcamaya özen gösterirler. Bazı kadınlar ise daha farklı davranırlar. Aile bütçesini ve ekonomisini umursamadan yüklü alışverişler yaparlar, ihtiyaç olmasa da satın alırlar. Evde bulunan bir eşyanın daha farklısını, daha yenisini alırlar ve bu alışverişin bir sonu yoktur. Alışverişin bir sonu olmadığı için aile bütçesi sarsılır, ödemeler yapılamaz, gereksiz şeylere para harcandığı için gerçekten ihtiyaç duyulan gerekli şeyler alınamaz.

Bazı ailelerde ise erkek kumar oynar. Kumarı gizli gizli oynar ve başlangıçta kimse onun kumar oynadığını anlamaz. Zamanla borç senetleri gelmeye başlar. Kredi kartı ekstreleri geldiğinde ya da gizlenen borçların ödenememesi nedeniyle mahkeme davaları görülmeye başlandığında durumun ne olduğu anlaşılır. Toplumumuzda bu şekilde çok sayıda kadın eşinin kumar alışkanlığını görmezden gelir. Aynı şekilde çok sayıda adam eşinin para harcama alışkanlığına göz yumar. Gerçek şu ki, kumar oynama ve alışveriş yapma davranışlarının ortak özelliği, ikisinin de “para kaybetme eğilimi” olmasıdır. Eş bu para kaybetme eğilimiyle aile bütçesini sarsar. Belli bir süre sonra aileyi borç batağına sürükleyip, ödenmesi imkansız hale gelmiş çok ağır yükler altına sokabilecektir. Burada ele aldığımız türden kronik ve tekrarlayıcı para kaybetme eğilimleri ya da alışkanlıkları, boşanma kararı almanın mantıklı olduğu durumlardır.

5.Alkolizm ve İçki Alışkanlığı

Alkolizm de aynen kumar ve alışveriş bağımlılığı gibidir. Kişi ciddi olarak değişmek isterse ve profesyonel yardım almayı kendisi isterse düzelme şansı vardır. Alkolik bir insan eşi tarafından zorla ya da kendi isteği ve rızası olmadan, gönülsüzce alkol bağımlılığı tedavisine alındığında bu tedavinin başarıya ulaşma şansı yüzde 0 (sıfır) civarındadır. Alkolizm, kumar ve alışveriş bağımlılığı gibi hastalıklar, hasta olan kişi hastalığını kabul edip bunu yenme kararlılığını somut davranışlarıyla çok net olarak ortaya koyduklarında iyileşebilir. Aksi halde, yani zorla veya aile üyelerinin veya akrabaların ısrarlarıyla ve gönülsüzce başvurulan profesyonel yardım ne kadar iyi olursa olsun, kişi bunların faydasını görmez ve kendisi için yapılan tüm çabalar boşa gider.

Gerçek Alkolikler İçinde Bulundukları Durumu ve Tedaviyi Kabul Etmezler

Alkolizmin aile yaşamına ve aile ilişkilerine verdiği zararları görmezden gelen bazı insanlar, alkolik olmadıklarını ve alkolün ailelerine hiçbir zararı olmadığını iddia ederler. Aslında alkolizm, ailede hem eşler arası uyumu bozmaktadır, hem de çocukların dengesini ve gelişimlerini bozmaktadır. Alkolik bir anne veya babanın tuhaf davranışları, anlamsız öfke patlamaları ve duygusal iniş çıkışlarına şahit olan çocuklar bu gördüklerinden ve yaşadıklarından zarar görmektedirler. Alkolik, eşinin ve çocuklarının çektiği sıkıntılara bakarak “Ben alkolü bırakıyorum” diyemez. Alkolü bırakmayı gerçekten istemesi için alkolün bir insanı tümden bitiren, tüketen etkisini yaşaması ve deyim yerindeyse “en dibe” vurması gerekir. En dibe vurmak da yetmez, alkolik eşini ve çocuklarını kaybetmekten de korkmalıdır ki “Ben alkolü bırakmak istiyorum” diyebilsin. Aksi taktirde alkolik, kendisiyle birlikte eşini ve çocuklarını da aşağı doğru, dibe doğru çekmeye devam edecektir.

boşanma kararı almak
Boşanma Kararı Almak

6.Aile İçi İletişimsizlik Alışkanlığı

İletişimsizlik, bir insanın kendisini eşine anlatabilmesini ve onu anlayabilmesini engeller.
Evrensel olarak her evlilikte eşler birbirlerine sorunlarını, mutluluklarını, yaşamlarında olanları anlatırlar. Paylaşım, bir evliliğin olmazsa olmazlarından biridir ve aile içi iletişimsizlik, eşler arası paylaşımı engellemektedir.

Eşler arası iletişimsizlik, bazı çiftlerin yaşamlarında artık alışkanlık halini almıştır. Eşler birbirinin duygularını, düşüncelerini ve sorunlarını bilmezler ve öğrenmek için çaba da göstermezler. Duygular, düşünceler, önemli ihtiyaçlar, acılar, sevinçler ve bir çiftin paylaşması gereken şeylerin karşılıklı olarak aktarılmaması ve kilitli kalması, evlilik ilişkisinde bozulmalara neden olur. İletişimsizlik alışkanlığı normal bir durum olmayıp, çözümü için evlilik terapisti desteği alınması yararlı olmaktadır.

Klinik Psikolog Serhat DAMAR

Beylikdüzü Evlilik Terapisti

Beylikdüzü İlişki Terapisti

11 Yorum

  1. Merhaba Serhat Bey

    Ben üç yıldır evliyim. Eşim de ben de lisans mezunuyuz ancak ben istanbul’da doğup büyüdüm ve her zaman kendine yeten bir birey oldum. Eşim Bayburt’da doğup büyümüş. Evlendiğimizde onun isteğiyle Bayburt’a gittim (Söz verdiğine göre çalışmaya başlayacak ve kendi evimize yerleşecektik). Onun anne ve babasıyla Bayburt’da yaşamaya başladık. Ailesiyle yaşama bakış olarak yaşayış olarak aramızda dünya kadar fark var. Özellikle annesiyle, benim onurumu kırıcı bir çok şey yaşadım ve onunla aynı ortamda bile bulunmak istemiyorum. Üç yıldır bunu yaşıyorum. Sürekli bunalım yaşayıp İstanbul’a ailemin yanına geliyorum bir süre kalıp geri dönüyorum. Üç yıldır eşim çalışmıyor. Bense Bayburt’da iş bulamıyorum ki çalışmak benim için çok önemlidir. Artık bu duruma dayanamıyorum ailemde bende çok rahatsızız. Sizce bunlar boşanmaya karar vermek için yeterli mi? Şimdiden teşekkür ederim.

    • Merhaba Gamze Hanım

      Siz İstanbul’da büyümüşsünüz ve buranın kültür özellikleriyle gelişmişsiniz, eşiniz de Bayburt’ta büyümüş ve oranın kültür özellikleriyle gelişmiş. Ben şu soruların cevaplarını merak ettim:
      -Eşiniz çalışmaya başlayacağına dair söz vermesine karşın 3 yıldır neden çalışmıyor? Çalışmaktan kaçan bir insan mı yoksa Bayburt’ta iş mi bulamıyor?
      -İkiniz de çalışmıyorsunuz. Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

      Yazınızda anlattıklarınızı okudum. Benim düşüncem, evliliğe devam ya da boşanma kararı alırken onun annesiyle ya da başka bir yakınıyla olan ilişkinize değil, eşinizle ilişkinize bakmanızdır. Eşinizle ilişkiniz düzgünse, size düzgün davranıyorsa, hissedebilen bir adamsa, ekonomik sorunları (iş problemini) çözdüğünüzde aranızdaki tartışmalar önemli ölçüde azalıyorsa, o zaman devam etmenizi öneririm. Ona iş bulması ve kendi evinize çıkabilmenizi sağlayacak ekonomik temeli oluşturması için zaman tanıyın. Eğer iyi niyetli, size ve evliliğine sahip çıkan bir eşse, bu zamanı en iyi şekilde değerlendirir ve elinden gelen çabayı gösterdiğini görürsünüz. Bu durumda siz de ona olan desteğinizi daha da artırarak daha fazla yanında olduğunuzu ona gösterirsiniz. Eğer bu özelliklerin tam tersine çalışmaktan kaçınan, ömür boyu anne babadan gelen parayla geçinme düşüncesinde olan bir eşse, onun iş aramadığını, iş bulmak için, geçiminizi kendisi sağlamak için ve kendi evinize geçmede ihtiyacınız olacak parayı (ya da bir bölümünü) kazanmak için hiçbir çaba harcamadığını görürsünüz. Bunlara ek olarak, ömür boyu bu şekilde yaşamanız gerektiği konusunda sizi de ikna etmeye çalışır, bunu kabullenmeniz için zorlayıcı olabilir. Bu durumda da kendisiyle oturup konuşmanız gerekir. “Ben seninle ömür boyu böyle yaşamak için evlenmedim. Şimdi sen bu şekilde yaşamamızın normal olduğunu ve böyle bir ömür boyu devam edeceğimizi söylüyorsun ama ben böyle devam etmek istemiyorum” demeniz gerekebilir. Umarım eşiniz böyle söyleyen bir adam değildir, ilk durumda anlattığım tarzda, düzgün bir insandır ve sizin evlenmeden önceki “kendi ayakları üzerinde duran ve kendi yuvasında yaşayan” mutlu bir çift olma hayalinize ulaşmanız için emek verir. Bu şekilde ailenizin “Kızımız evliliğinde sorunlar yaşıyor bu yüzden mutsuz” düşüncesi ve yaşadığınız sorunlardan doğru ailenizin hissettiği rahatsızlık da sona erer. Umarım böyle de olur. Bu yazıda sormuş olduğum sorulara cevap verirseniz sizin cevaplarınıza göre tekrar buradan bir cevap daha yazacağım. Hoşçakalın. Her şey gönlünüzce olsun.

      • Cevabınız için çok teşekkür ederim.
        Eşim öğretmenlik mezunu ancak atanamadı. Üç yıldır kpss ye hazırlanıyor. Atanana kadar da hazırlanacağını söylüyor. Bu durumda onun ailesi ve babasıyla yaşadığımız için masraflarımız onlar tarafından kısmen karşılanıyor ancak bu da her seferinde parayla ilgili tartışmalara neden oluyor. Ben ailemde bu tarz parasal tartışmaları hiç yaşamadığım için kaldıramıyorum. Tabi ara sıra ailemin bana gönderdiği harçlıklardan da -en doğru tabir bu olur-bahsetmiyorum.
        Eşim her seferinde benim ailemin de bize parasal katkısı olması gerektiğini söylüyor. Sürekli bu konu yüzünden benimle tartışıyor. Evliliğimizde kendimi farklı bir konumda hissediyorum. Sanki rollerimizi değişmişiz gibi. Artık bu evliliğe inancım kalmadı.

  2. Serhat bey aydınlatıcı yazınız için teşekkür ederim. Eşimle büyük bir işyerinde birlikte çalışıyoruz.17 yıllık evliyiz,2 çocuğumuz var. Eşim evlendiğimizden bu yana zaman zaman fiziksel şiddet uygulamışsa da daha çok sözel şiddet uyguluyor ve inanın hangisi daha çok acıtıyor bazen karıştırıyorum. Daha önce 2. çocuğumun doğumu sonrasında eşimin sadakatsizliğini yakalamıştım fakat devam edip etmediğinden hiçbir zaman emin olamadım. Ani ve herkes için sıradan olabilecek bir konuyla başlayan öfke nöbetleri oluyor. Özellikle sabahları. Maalesef nerdeyse her sabah, sözel şiddet, çocuklara karşı fiziksel şiddete dönüşebilen kriz şeklinde,sonrasında pişmanlık belirtileri…

    Dönem dönem arkadaşlarıyla bahis oynayarak bizi borca soktuğu ve lüzumsuz borçlar ödettiği çok olmuştur. Etraftan eşimin huysuzluğu dışında bariz bir sorunumuz yokmuş gibi görünse de tüm bunlar ciddi şekilde beni üzmeye devam ediyor. Özellikle çocuklarımıza zarar verme noktasında artık tahammül edememeye başladım.

    Normal zamanlarda şirin, esprili, yemek ve sofra işlerine yardım eden ve çocukların ihtiyaçlarına ilgili biri olabiliyorken, çocuklarımın babasız büyümesinin onlara daha fazla zarar vereceğini düşünerek boşanmayı sadakatsizlik dönemi haricinde hiç düşünmemiştim; ki o dönemde de yakalanmış olmanın verdiği hınçla alkollü bir şekilde bana fiziksel şiddet uygularken uyuyan bebeğime zarar veriyordu nerdeyse, bu sebeple düşünmüştüm. Bu dönemde evi terk ettim. Sonrasında sözler vs. Bilirsiniz, inanarak tekrar yine çocuklarım için affettim.tabi bu arada sık sistit böbrek sorunları yaşayan biri olduğumdan çocuklara bakacak kimsemin olmayışından, kendimi ona karşı borçlu hissetmemin de etkileri vardı tabi.

    Son 5 yıldır evle ve çocuklarla ilgili gözle görülür bir fark gösterse de, davranışları temelde aynı şekilde, daha seyrek olumsuzluklarla devam ediyor. Buna rağmen öfke krizleri için, şiddete, kumara, alkole meyli için psikiyatritse gitmesi gerektiğine yönelik sözlerini tutmayı reddediyor. Ben kendim son 1 yıldır tüm bunlara katlanabilmek için zaten ilaç kullanıyorum (duloxetin 60 mg) ve bu sayede çabuk görmezden gelebiliyorum. Fakat yine bu sabah içinde çocuğum varken trafikte yaşadıklarımızdan dolayı artık son noktaya gelmiş hissettiğimden size bunları yazma cesareti gösteriyorum.

    Şimdi… herşeyin farkında biri olarak zaten bildiğin farkında olduğun şeylerden sonra bana neyi soruyorsun diyebilirsiniz. Sanırım çoğu kadın gibi korkuyorum. Boşanmaktan, hayatımın daha iyi olmamasından, çocuklarımı kaybetmekten; iş, arkadaş, akraba çevresinin tepkisinden, ilerde çocuklarım tarafından suçlanmaktan, eşimi rahat otelinden ettiğimde olacaklardan…
    yalnız ölmekten…

    Çocuklarıma etrafıma boşanmamızı duyururken nasıl bir tavır yol izlemeliyim bilemiyorum, gerçi çocuklarımın bu konuda şok olacaklarını sanmıyorum.10-11- yaşındalar ve olayların farkındalar biraz. Eşimi sorunsuzca boşanmamızın gerekliliğine ikna etmemin bir yolunu biliyorsanız bana söylersiniz belki diye kafanızı şişirdim bu kadar… affedin…
    ilgileriniz için şimdiden teşekkür ederim. İyi günler.

    • Naz hanım merhaba. Yazınızda yaşamınızı ve yaşamınızdaki zorlukları paylaştığınız için size teşekkür ediyorum. Evliliğinizde ve eşinizle aranızdaki çift ilişkisinde neler olduğunun ve bu olanların sizi ve çocuklarınızı nasıl etkilediğinin farkındasınız.
      Sizin yaşadığınızı yaşayan ve kendisi ve çocukları eşinin ani ve birden yükselen öfkesinden zarar gören danışanlarıma 2 yol öneriyorum. Bu 2 yolun önce ilk olanını denemelerini, eğer bu işe yaramazsa 2. yoldan gitmelerini öneriyorum.
      1. yol, ona model olmaya dayanıyor. Onun gereksiz ve haksız öfkesi karşısında ona şefkatle (bunu yapmanız onun anlamsız ve haksız öfkesini doğru bulduğunuz anlamına gelmiyor) model olmanız yararlı olabilir. Anlamsız öfkesine maruz kaldığınızda ona şunu söyleyin: “İkimiz de olmak istediğimiz gibi eşler değiliz. Ben öyle olmadığımın farkındayım. Eminim ki sen de kendi içinde birbirimize ve çocuklarımıza verdiğimiz tepkilerden rahatsızlık duyuyorsun. Eğer bu şekilde öfkeli, sert tepkiler vermeyi sürdürürsek hem birbirimizden hem de çocuklarımızdan uzaklaşacağız. Belki bir gün birbirimizden nefret eder duruma geleceğiz. Hepimizin iyiliği için, birbirimize ve çocuklarımıza karşı daha anlayışlı, daha saygılı, daha şefkatli olmalıyız”. Bu 1. yoldan uzun bir süre gidildiğinde, bazı çiftlerin ilişkilerinin bu yoldan fayda gördüklerini ve eşin öfke tepkilerinde düzelmeler olduğunu ve eskiye göre daha normal, daha dengeli davranabildiklerini görürüz.

      1. yoldan uzun süre gitmiş olan (6 ay veya 1 yıl gibi süreler) bazı çiftlerde öfkeli eşin daha normal ve daha dengeli davranmadığını, eskiden nasılsa her şeyi aynen sürdürdüğünü görürüz. Hiçbir şeyin değişmediğini, sözler verilse de, “Ben değişeceğim söz veriyorum” dense de her şeyin aynı kaldığını görürüz. Bu durumda benim önerim 2. yolun denenmesidir. 2.yolda artık öfkeli eşe şefkatimizle model olma yaklaşımı bulunmaz. Sınır tanımadığı için sınırlarımızı, kendimizi ve çocuklarımızı korumak istediğimizi net olarak ilan ederiz.

      2. yolda, durumun sizde yarattığı etkiyi belirgin ve açıkça ifade etmek bulunur. Birden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, bazen şiddeti yüksek olan öfkeli tepkilerini sürdürmesini kabul etmediğinizi ona açık ve net biçimde ifade edin. “Senin birden patlayan öfken bana zarar veriyor, çocuklarımıza zarar veriyor. Ben eşin olarak kendimi perişan ve çaresiz hissediyorum. Ne zaman öfkeleneceğini, öfkeyle neler söyleyeceğini bilemiyorum ve bana ve çocuklarımıza öfkeli, sert tepkiler vermeni istemiyorum, bu tepkilerini kabul de etmiyorum” Eğer yapmanız uygunsa (yapmanızda sizin can güvenliğiniz için herhangi bir tehlike yoksa), öfkeli tepkilerini düzeltmediği, bu konu hakkında ciddi anlamda yardım almadığı takdirde ayrılmayı ya da boşanmayı düşündüğünüzü söyleyin. Eğer can güvenliğinizin tehlikede olduğunu düşünüyorsanız, o zaman bir süre ondan uzak kalın. Geçici ya da kalıcı olarak evliliği terk etmeyi, ya da boşanmayı düşünün ve bu konuda kararı kendiniz verin. Kararı verirken “Çocuklarım ilerde bana kızar mı?” diye düşünmeyin. Ya da “Çevrem ne der, akrabalarım beni ayıplar mı?” diye de düşünmeyin çünkü herkes kendi hayatından sorumlu. Onların evlerinde ne olup bittiğini bilmeyiz ve önemsemeyiz. İnsanlar diğer insanların evlilikleriyle ilgili dedikodu yapsalar da gerçekte kimse kimsenin evliliğini de boşanmasını da önemsemez. Siz de kendinizin ve çocuklarınızın iyiliği ve güvenliği için size mantıklı gelen yoldan ilerleyin. Benim öncelikli önerim 1. yoldur. 1. yolun işe yaramasını diliyorum… Olmazsa da 2. yoldan ilerlemek daha uygun olur. Rica ederim. Kendinize ve çocuklarınıza iyi bakın.

      • Serhat bey anlıyorum ki ben zaten 2. Yola girmişim, sadece daha kararlı davramaya ihtiyacım var. Bu gücü bulabilmek de çok zor tabii ki. Farkındalığımı sağladığınız için ayrıca teşekkür ederim. Size iyi günler dilerim.

  3. Merhaba serhat bey benim eşim cok aileci surekli ayrilip barisiyoruz annesinden sozunden cikmiyor 8 aylik bir kizimiz var bebegi umrunda dgil yine 15 gun oldu ayriyiz ne o nede ailesi aramiyor esim surekli evi terkediyor tek carem.bosanmak gibi geliyor bana akıl.verirseniz cok sevinirim

    • Evden neden ayrılıyor? Evden ayrılmadığında çatışmalar çok mu büyüyor? Evi terk etmek zorunda mı kalıyor, yoksa tartışma ve çatışma durumuyla başaçıkamadığı için en küçük tartışmada dahi hemen evi terk etmeyi mi tercih ediyor? Gerçekçi düşününce sizce hangisi durumu daha iyi anlatıyor?

  4. Serhat Bey, Öncelikle aydınlatıcı yazılarınız için çok teşekkürler Bu yazınızda özellikle 6,madde olan aile içi iletişimsizliğin boşanmaya büyük etkisi olduğunu öğrendim,Çevremde bu sorunu yaşayan çok tanıdığım var,onları en yakın zamanda uzman bir çift ve aile terapistine yönlendirmek istiyorum,bu konuda da sizden yardım alabileceklerini düşünüyorum,teşekkürler iyi çalışmalar

    • Nurhan hanım bu yazımla ilgili güzel düşünceleriniz için çok teşekkürler. Haklısınız, aile içi iletişimsizlik sorunu aileleri olumsuz etkileyerek boşanmaya neden oluyor. Bazen de boşanma gerçekleşmiyor ancak ilişki bozulmuş bir halde, aksak olarak devam ediyor. Ben çoğunlukla bu çiftlerle çalışıyorum ve bana gelirlerse onlara elbette yardımcı olurum. Size iyi günler dilerim…

Soru ve Yoruma Kapanmıştır.